1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Fosforlu Cevriye! (Müzikal)
Fosforlu Cevriye! (Müzikal)

Fosforlu Cevriye! (Müzikal)

Cuma günü sabahın köründe telefonum çalıyor. Hayırdır inşallah! Yurdanur hanım; Biz bu akşam Cüneyt Gökçer Sahnesinde oynayan “Fosforlu Cevriye”...

A+A-

Cuma günü sabahın köründe telefonum çalıyor. Hayırdır inşallah! Yurdanur hanım; Biz bu akşam Cüneyt Gökçer Sahnesinde oynayan “Fosforlu Cevriye” müzikaline internetten bilet almıştık. Bir kişilik fazlamız var. Çiğdem hanım bizimle gelsin. Siz de gelin orada buluruz bir tane daha…

Benim sevmediğim şey! Ben belirsiz işleri sevmem. Bakalım dedim ama canım da sıkıldı. Bizden başka bulamadınız mı? Yok canım! Sanatçılar; “sanatçının emeklisi olmaz”, “sahnede ölmek istiyorum” derler ya! Bizim de seyirci olarak emeklimiz olmayacak. Biz de salonda seyrederken öleceğiz bu gidişle…

Uzun lafın kısası hallettik. Akşam üzeri buluşarak, Ankara yoluna düştük. İlk kez gidiyorduk, Cüneyt Gökçer Tiyatrosuna! Aşti’ye giden yoldan Çay yoluna devam ediyorduk. Trafik keşmekeşliği her zaman olduğu gibi. Yolun ortasını da geniş şekilde açıyorlar. Ne yapıyorlarsa bilemiyorum. Yol genişlemesi gibi yorum yaparak, erkenden tiyatronun otoparkına arabamızla ulaştık.

Güzel ve yerinde bir tiyatro binası. Bir anda kalabalıklaştı. Fuayede biraz oyalandık. Kitapçıklar alıp inceledik.

fosforlu cevriyeYıllardır duyduğumuz, filmlerini seyrettiğimiz “Fosforlu Cevriye” nin tiyatro oyunu için yerlerimizi aldık. Abartmayayım, sahne salondan daha büyük neredeyse. Çok güzel bir salon ve sahne. Orkestrada sahnede yerini almış.

Sinema ve televizyon gibi değildir tiyatro seyretmek. Bire bir canlı oyuncularla karşı karşıyasınızdır. Ne kadar kızsam da, gidince iyi ki gelmişiz demişimdir her zaman.

Türkiye’nin ilk gazetecilerinden Suat Derviş’in bir eseri “Fosforlu Cevriye” müzikali. Oyunlaştıran ve yöneten de ülkemizin en önemli müzikal kadın oyuncularından, Gülriz Sururi. Yıllar önce İstanbul’da bir oyununda seyretmiştik, ismini hatırlamıyorum. Yıllardır kapalı gişe oynadığı halde ilgi yinede azalmamış. Her gösteriminin biletleri günler öncesinden yok satmaktadır.

Müzikal olması da ayrı bir ilgidir elbette! Çünkü müzikal çok uğraş ve emek isteyen, meşakkatli bir çalışmadır. Diğer tiyatro oyunlarından ayrı bir özelliğe sahiptir. Dans, müzik, şarkı ve sözlerin birbirleri içinde uyumlu bir şekilde seyirci karşısında canlı şekilde sergilenmesi kolay olmasa gerek.

Karakolda ayna var ayna var

Kız kolunda damga var

Gözlerinden bellidir Cevriyem

Sende kara sevda var

Moriye de fosforlum

Sende kara sevda var

Denizlerin kumuyum

 Balıkların puluyum

 Aç koynunu ben geldim

 Ben de Allah kuluyum

 Moriye de fosforlum

 Bende Allah kuluyum…

 

Annesini dahi tanımayan, babasını küçük yaşta kaybeden, kimsesiz büyüyen Fosforlu Cevriye’nin yaşam öyküsünün anlatıldığı oyun. Bedenini üç kuruşa satıp, beş kuruşa karnını doyurabildiği bir dünyaya açmıştır gözlerini. Başka hayatı düşünemiyordur bile. Kendi gibi bu yolda geçimini sağlayan hayat kadınlarının trajik öyküsünün müzikalle verilmesi. Hayatın acı gerçeği. Onlarında bir kalbinin olduğunun, onlarında sevmeye ve sevilmeye ihtiyacı olduğunun vurgulandığı, gülerken üzüldüğümüz güzel bir oyundu.

Yıldızını kaymasın diye gökyüzüne çakmak isterken, hayat ona ne sürprizler hazırlıyordu...

 Edirnekapı’dan Rumeli Feneri’ne kadar tadına bakmayan kimse kalmamıştır. Hep aynı erkekle beraber olmak ona göre değildir. 

Fosforlu Cevriye’yi para ile elde etmek isteyen,  peşinden koşanların olduğu bir yaşamda, “siz” diye hitap eden ve elini dahi sürmeyen bir gençle karşılaşmasına kadar…

İşte o gence ne kadar saf duygularla aşık olduğunu ve sevdiğini, onun için her şeyi yapabileceğini, her şeyden elini eteğini çekeceğini ve tüm bunlara rağmen namus kavramının gel gitlerinin çarpıcı şekilde yansıtılması…

Çeşitli tiplemeler… Hakim Bey, Hoca efendi, İdam mahkumu bir kaçak, Kabadayı Zombi Recep, Meyhaneci Barba,Eski kantocu Sümbül Dudu, Randevucu Rabia….

Sahnenin ortasındaki dönerli platform ayrı bir güzellikti. Anında, mahkeme, karakol, hapishane, sokak, Barba’nın meyhanesi, diğer olayın geçtiği mekanların sahneye yansıtılması…

2 perdelik oyun 3 saat sürüyor. Nasıl geçtiğinin farkında bile olunmuyor.  Ayrıca 3 ödüllü bir oyun. 

Yazan Suat Derviş, Oyunlaştıran Yöneten Gülriz Sururi, Yönetmen Yardımcısı Nermin Uğur, Besteler Atilla Özdemiroğlu, Şarkı Sözleri Gülriz Sururi.

Dekor Tasarımı Hakan Dündar, Giysi Tasarımı Fatma Görgü, Işık Tasarımı Yakaup Çartık, Dans Düzeni Özden Aktürk, Şarkı Sözleri Gülriz Sururi, Müzik Direktörü Kemal Günüç, Asistanlar F. Aylin Tez-Sibel Tatlıcan, Sahne Amiri Dilek Çolak, Kondüvit Onur İldegez, Işık Kumanda Gökhan Tokgöz, Suflöz Filiz Yılmaz, Dekor Sorumlusu Mustafa Dalbudak, Aksesuar Sorumlusu Murat Üstün.

OYUNCULAR;

İsmet Numanoğlu, Ali Hakan Beşen,  İsmail Volkan Duru, Engin  Özsayın, Önder Mustafa Atakanlı, İclal Karaduman, Kader İlhan, Pınar Berkmen, Acan Ağır Aksoy, Yiğit Dirik, Feray Darıcı, Zeynep Aytek Metin, Buket Türkyılmaz, Uğur Çavuşoğlu, Celal Murat Usanmaz, Nermin Uğur, Dara Tan, Eylem Türkmen, F. Aylin Tez,  Sercan Çantay, Berk Bozoğlu, Gurur Çiçekoğlu, N. İrem Güler, Cansu Uğur, Oğuzhan Oğuz, Özgür Ayyıldız.

ORKESTRA;

Kemal Günüç, Fikri Özdemir, Fahrettin Ünal, Mehmet Haluk Kılıç, Atilla Kılıç, İhsan Barlas, Selçuk  Ovalı, Şeydagül Kapçak, Ayşegül Yaylalı, Gizem Polat Ertin, Melda Sak, Kaan Çevik, Yiğit Dirik.

Fırsat bulursanız, kaçırmayın!

Bu haber toplam 672 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.