1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Ferâset ve Firâset
Ferâset ve Firâset

Ferâset ve Firâset

Yanlışı yazmak, yanlışı söylemek, yanlış yapmak âdet hâline geldi, âdet hâline getirildi. Yanlışı âdet hâline getirmek gençlere, geleceğimize...

A+A-

Yanlışı yazmak, yanlışı söylemek, yanlış yapmak âdet hâline geldi, âdet hâline getirildi. Yanlışı âdet hâline getirmek gençlere, geleceğimize kötü örnek olmaktır.   Hattâ yanlışlar doğruları kovdu, kovaladı, yanlışlar doğruların yerine iyice yerleştirildi. Hem de “mukaddesâtçıyım” diyenler tarafından. Mukaddesâtçıların dilinden mukaddesât da perişan.   Onlara göre “mukaddesâtçı” olmadığım için ben de elimden geldiğince bunları, yâni yazılan, yapılan yanlışları gençlerimize, özellikle okumuş kesime, yazarlara duyurmak için yazıyorum.   “Hâlâ” sözünü, “hala” “millî” sözünü ‘milli’ yazan yazarlarımız var. Bu kimseler ne yapmak, neyi bozmak istiyorlar? Bu kimseler, ince eğirmeyi, sık dokumayı ne sanıyorlar?   Bu kimseler hâlâ’yı hala, millî’yi milli yazar. Hala’ları ile millet bu kimselere dönüp bakmaz, ne ediyor, ne yazıyorsunuz demez?   Bir zamanlar kitaplarımızda hatâ ve savap cetveli vardı. Hatâ yanlış, savap doğru demektir. Şimdi ise, iyi amel’in karşılığı olan sevab-ı, savap yerine yazıyor yazarlarımız. Aman ne iyi.   Kim yazıyor bunları? Elbette yazarlarımız yazıyor. “Hem de gürül gürül gürleyerek, bana sen de kim oluyorsun?” diyerek...   Ağabey ismi, giderek “abi” hattâ Ağabeyim’e yerine Agabigime oldu. Yazar efendi senin bu isimden haberin yok mu? Senin bu isimden haberin yoksa, sen ne yazıyorsun?   Firâset’i, ferâset, cibbillet’i, cibilliyet, yuf’u yuh yazanların sayısı hızla ve derin bir sevdâ ile arttı, artıyor, artacakta… Şimdi geldik ferâset’e, Ferâset: Farsça; Kısaca, Feres’den at yetiştirip at’ı terbiye etmek. At’a iyi binme hüneri.   Firâset: Sür’atle intikal, derk, idrak, derhal, bir şeyi hemen kavramak, anlamak.   Cibillet: Tıynet, huy, yaratılış. Arapça lügatlere bakınız! “Cibilliyet” adında bir kelime bulamazsınız! Cibillet’i bulunca sakın şaşmayınız, ve kendinizi şaşırtmayınız!   Bu satırlarda kendimi yorduğumu biliyorum. Ben ne yazarsam yazıyım. Yazar amma yazamaz, yazarken bozar efendiler yine bildiklerini yazacaklar.   Bizleri afvet Allâh’ım yerine bizleri “affet” diye yazan, söyleyen din görevlileri gibi. Abe efendiler Allâh’ın Afüvv sıfatını değiştirdiniz. Bunu siz fark etmezseniz kim fark edecek?   Tevbe yerine “tövbe ettim” diyenler gibi. Siz nasıl olur da tevbe’ yi tövbe yazar, tövbe olarak okur, okutursunuz? Allâh’ın Tevvâb sıfatını değiştirip sonra da tevbe yerine tövbe edersiniz!   Tevbe’yi bozar, tövbe yazarsanız o kelime, o söz Türkçe oluyormuş. Tevbe tevbe.   Bu satırlarda kendimi yorduğumu biliyorum da yorulmadan hiçbir iş görülmüyor ki.   “Hâlâ: El’an, elyevm, şimdi” demektir. Hala yazacağınıza öz ve has Türkçe olan “şimdi” kelimesini, sözünü yazarsanız kıyâmet mi kopar?   Hala, cibilliyet, feraset, affet, tövbe ve milli’cilere çok çok selâmlar, yâni Allah’tan esenlik diliyorum. 4.6.2012 1801-1802

Bu haber toplam 300 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.