1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. FAS GEZİMİZ! (18)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

FAS GEZİMİZ! (18)

A+A-

Bugün son durağımız, otele gitmeden II. Hassan Cami ziyareti vardı…

    Caminin önünde indiğimizde, hava daha kararmamıştı. İlk dikkatimizi çeken heybetli yüksek minaresi oldu. Bu ülkede minareler bizim ülkedeki camiler gibi silindir biçiminde değil, köşeli.

alaattin-karaer--kose-yazisi-1-025.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi-2-017.jpg

    Caminin bulunduğu geniş meydanda, çıkışta buluşmak üzere dağıldık. Kadınlar ve erkeklerde ayrıldılar. Caminin girişinde tornalar koymuşlardı. Ayakkabılarımız torbaya koyarak elimiz aldık. 

    Fransız ünlü mimar Michel Pinseu’nun eseri muhteşemdi tek kelimeyle! Fas’ın en büyük camisi özelliğini taşıyormuş.  Yapımını ise Bouygues üstlenmiş.

    Endülüs medeniyetinin devamı olarak övünen Fas, Kral II. Hassan tarafından inşa edilen, 25 bin kişilik kapalı alanı, dış kapasitesiyle birlikte 105.000 kişinin aynı anda namaz kılmasına olanak sağlayan alanı ile dünyanın da 5. büyük, 210 metrelik minaresiyle dünyanın en yüksek minareli camisi unvanına sahip. 1980 yılında yapımına başlanmış ve 1993 yılında tamamlanmış. 

alaattin-karaer--kose-yazisi-3-024.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi-4-026.jpg

İçerisini geziyoruz. Dış görkemi kadar eşi benzeri olmayan süslemeleriyle, dev cam döşeme ve son teknoloji ile donatılmış kapıları ve tavanı ile gerçekten çok özel bir cami… Fas işçiliğini burada da görüyoruz. Oldukça sıra dışı bir mimariyle yapılmış olan camiinin iç kısmında yapılan el işçiliği birbirinden güzel süslemeler muhteşem tek kelimeyle! Camii’nin kapıları elektrikli sistemle çalışıyormuş ve çatısı da hareketliymiş. Geleneksel mimariyle inşa edilmiş olan ve dış kısmında da harika işlemeleri olan camiinin minaresinden Mekke’ye ışın gönderen bir lazer sistemi varmış.   Rahat ve bol bol fotoğraf  çekme fırsatı buluyoruz.  

alaattin-karaer--kose-yazisi-5-016.jpg

     Okyanus kıyısında bulunması da ayrı bir özellik vermiş. Atlantik’e uzanan çıkıntıda Kuran-ı Kerim’de geçen “Allah’ın (c.c.) su üzerinde tahtı” ayetine bir saygı duruşunda bulunan cami, okyanusun üzerinde yüzüyormuş havası veriyor.

     Diğer camilere Müslüman olmayanların girmesi yasak olmasına karşın, II. Hassan Cami Müslüman olmayanlarında ziyaretine açık. O yüzden yabancı turistlerde fazla ilgi gösteriyordu.

     Çıktığımızda hava karamıştı. Işıklandırma içerisindeki Cami ayrı bir muhteşemlik veriyordu insana.

    Son gün kalacağımız Kazablanka’daki otelimize dönmek için yola koyulduk. Bir tam gündüz dahi kalamadığımız şehirde, ancak bu kadar gezebildik.

  alaattin-karaer--kose-yazisi-6-020.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi-7-011.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi-8-009.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi-9-003.jpg

II. Hasan’ı da tanıyalım:

     1929 yılında Rabat’ta doğmuş olup, V. Muhammet’in büyük oğludur. Rabat’taki Kraliyet Koleji’nde öğrenim gördü. Babası V. Muhammet 1863 yılında Fransa’dan bağımsızlık isteyince, kral ailesi Korsika Adası’na sürgüne gönderildi. Babasının Fransızlar tarafından yeniden Fas Sultanı olarak tanınmasından ve Fas’ın 1956 yılında bağımsızlığından sonra Fas’a dönen II. Hasan, aynı yılda Silahlı kuvvetler Komutanlığı’na getirildi.  1957 yılında veliahtlığı açıklandı. Savunma Bakanı olarak hükümette görev aldı. Babasının ölümü üzerine 1962 yılında II. Hasan adıyla tahta çıktı. 1962 yılında yeni bir liberal anayasa hazırlattı. 1965 yılında Casablanca’da baş gösteren ayaklanmalar üzerine sıkıyönetim parlamentoyu kapattı. 1970 yılında olağanüstü hal uygulamasını kaldırttı.

     1972 yılında yeni bir anayasayı halkoyuna benimsetti. Halk Güçleri Ulusal Birliği’nin karşı çıkmasıyla genel seçimleri gerçekleştirmedi. Bu arada Harp Okulu öğrencilerinin sarayı basmalarında sağ olarak kurtuldu. Fransa’ya gitti. Fransa’dan ülkesine dönerken uçağına Fas Hava Kuvvetleri uçakları ateş açınca ordunun yönetimini üstlendi. Batı Sahra’nın Fas’a katılmasını sağlamak için 1975 yılında “Yeşil Yürüyüşü” düzenledi. 1976 yılında önce yerel seçimleri, 1977 yılında genel seçimleri gerçekleştirdi. 1979 yılında, Halk Güçleri Ulusal Birliği’nin dışındaki partileri bir araya getirerek Ulusal Güvenlik Kongresi’ni kurdu. Ardı arkası kesilmeyen Polisario gerillalarının verdiği zararlardan kurtulmak için 1980 yılında hükümeti yeni seçimlere kadar dağıttı. Cezayir ile süren gerginlik karşısında 1985 yılında Libya ile bir Konfederasyon kurma tasarısını halkoyuna benimsettiyse de girişi sonuçsuz kaldı. Afrika Birliği ile Arap Birliği kurulmasından yana yoğun çaba harcadı. 1974 ve 1984 yıllarında İslam Zirve Konferansının da Fas’ta toplanmasını sağladı. 1989 yılında Batı Sahra’yı tanımak zorunda kaldı. 1992 yılında, Birleşmiş Milletlerin Libya’ya ambargo yatırımı uygulamasıyla ilgili olarak arabuluculuk girişiminde bulundu.

    1999 yılında 70 yaşında, Rabat’ta vefat etti.

 

devam ediyor…

 

Bu yazı toplam 319 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.