1. YAZARLAR

  2. ENVER ÖZDEL

  3. Fakirim, Fakirsin, Fakiriz
ENVER ÖZDEL

ENVER ÖZDEL

ANAP Genel Başkan Yardımcısı
Yazarın Tüm Yazıları >

Fakirim, Fakirsin, Fakiriz

A+A-

Mücadele Etmezsek Kendi Vatanımızda Biz Fakir Onlar Hep Zengin Kalacaklar.

Siyasette ‘ Milli ve Yerli olma ’.Bana çok sempatik ve doğru geliyor. Sohbetlerde ve yazılarımda bu husustan bahsettikçe Fakir ama sadece Fakir olan insanımızdan şimdiden destek ve desteklerini destekleyen alkış alacağımı hissederek tebessüm etmek bile bu yazıyı hazırlamak için bana yeterli bir güç veriyor. Ben ülkemde Fakir ama Çok Fakir bir DEVŞİRME görmedim. Bu yazımı okuduktan sonra, bir grup sosyete, cemiyet hayatından, başkaları tarafından aydınlatılan aydın yazarçizerin, ‘Biz milli ve Yerli değil miyiz’ türünden meseleyi anlamaktan uzak bir düzeyde bana saldıracaklarından eminim. Yine o bilinen ‘Yerli ve Milli Karşıtlığı Şizofrenimsi’ söylemler, eleştiriler üzerinden itirazların yükseleceğini hissedebiliyorum. Yaram yok ki gocunayım.  Bu ve benzeri başka gruplar ise düpedüz ‘Ne Demek Milli, Ne Demek Yerli’ anlamına gelecek sözler söylemekte, açıkça ben ve benim gibi düşünenlere düşmanlık etmektedirler. Biz Türkler, bu topraklarda dile kolay ikibin yıldır yaşıyoruz ve bu süre içerisinde kurduğumuz Selçuklu, Osmanlı İmparatorluğu yeryüzünün bilinen tarih içindeki, en uzun ömürlü en büyük emperyalist olmayan tek imparatorluğudur. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ise İslam dünyasının Son kalesi ve Sancaktarıdır. Bunu benden değil İlber ORTAYLI Hocamdan , Ergün DİLER den , Bekir HAZAR dan , Soner YALÇIN dan , Nihat GENÇ ten , İbrahim KARAGÜL gibi Cumhuriyet tarihimizn yetiştirdiği değerli kalemlerden dinleyin , okuyun ne demek istediğimi daha iyi  anlarsınız.

Şimdi hakikatı yazalım. 13 Ekim 1935 Tarihinde Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün emri ile Türkiye’de faaliyet gösteren tüm Mason klüpleri kapatıldı. Dönemin gazete haberlerinde ” Türkiye Mason cemiyeti, memleketimizin sosyal tekamülü ve günden güne artan muazzam terakkilerini nazarı itibare alarak faaliyetlerine nihayet vermeyi ve bütün mallarını memleketin sosyal ve kültürel kalkınmasına çalışan Halkevlerine teberrüü muvaffak görülmüştür.”. Bu habere kimse bir anlam verememişti. Çünkü Türkiye masonluğu tarihinin en rahat dönemini yaşıyordu. TBMM Başkanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Ankara Valisi, İstanbul Valisi ve daha niceleri üst düzey aktif Masondu. Devlet yönetiminin köşebaşları masonlar tarafından tutulmuştu. Türkiye'de faaliyet gösteren Mason locaları Atatürk'ün emriyle kapatıldı. Dönemin Van Milletvekili İbrahim Arvas, hatıralarında Atatürk’ün masonlara yaklaşımını şu şekilde ifade ediyor: “Mustafa Kemal’in sevmediği iki zümre vardı. Birincisi dönmeler ikinci ise masonlardı… Bir gün eski Adliye Vekil Mahmud Esat Bozkurt’u çağırdı. Kendisine masonların taksimat, teşkilat, ahvalini bildirir bir kitap verdi. “Bunu güzelce mutalaa et, bir takrirle Halk Partisi grup başkanlığına ver, grupta bunlara şiddetli hücum yap ve grupça kapanmasına dalalet et. Senin de bu işte büyük şeref payın olacaktır.” dedi. Grup danışmanı Mahmut Esat Bozkurt riyaset makamına bir takrir verdi ve takririnin okunmasını reisten rica etti. Hülasası şöyleydi: “Masonluk kökü dışarıda bir Yahudi tarikatından başka bir şey değildir, memleketimizde bunun ne işi vardır? Bunu da grup kararıyla kapatalım. Ertesi hafta Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi: “Arkadaşlar , yarından itibaren Türkiye’de masonluk kalmamıştır ve bütün localar kapanmıştır…” salonda bir kıyamet koptu, alkışlar, bağırmalar “kahrolsun Yahudi uşakları” sesleri tavanları çınlatıyordu. Şükrü Kaya ve arkadaşları sırra kadem basmışlardı. Grup dağıldıktan sonra Dr. Mim Kemal’i öne katarak meclisteki masonlar toplu olarak Reis-i Cumhur’a gitmişlerdi. Mim Kemal Reis-i Cumhur’a hitaben: “Efendimiz biz zaten maiyet-i devletindeyiz fakat siz Meşrik-i Azam’ımız olursanız, bir pervane gibi etrafınızda dönüp dolaşırız” demiş. Reis-i Cumhur:“ Peki bir şey soracağım, bana cevap veriniz de sonra… Siz Avrupa’da hangi locaya bağlısınız ve muhatabınızın ismi nedir? “Biz Cenovaya tabiyiz ve Reisimiz Barca Mişon cenaplarıdır.” demiş. Bunun
üzerine küplere binen Mustafa Kemal Paşa onlara hitaben: “Haydi defolun buradan cehennem olun gidin. Yahudi uşakları!” Benim milletim bana kahraman sıfatı verdi ben sizin gibi bir çift Yahudi’ye uşak mı olacağım? Bu gece sabaha kadar Türkiye’deki bütün locaları kapatmadığınız takdirde, yarın teşkil edeceğim, Divan’ı Harb-i Örfi’ye hepinizi verir ve astırırım. Haydi defolun karşımdan.“ diyerek onları kovdu, onlar da yıldırım telgraf ve telefonlarla vaziyeti İzmir, İstanbul ve Adana’ya bildiriler ve sabah olmadan hepsini kapanma kararlarını getirip, henüz sofrasından kalkmayan Reis-i Cumhur’a verdiler ve derin bir nefes aldılar. Reis-i Cumhur Mustafa Kemal bu suretle bütün mason localarını
kapattı.” (İbrahim Arvas, tarihi hakikatler, s.71-72).
Devam ediyorum, Enteresandır, Atatürk’ün düzenlediği bir akşam yemeğinde. Hırs, kin ve nefretle ayağa kalkan İsmet İNÖNÜ derki. “ Bu Ülke Daha Ne Zamana Kadar Yemek Masalarından Yönetilecek.

10 Kasım 1938 Saat 09.05 Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk Hakkın Rahmetine Son nefesini  ” Aleyküm Selam ” diyerek verir. Daha Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Naaşı kaldırılmadan, defin edilmeden, 11 Kasım 1938 de alelacele TBMM toplanır ve İsmet İNÖNÜ Cumhurbaşkanı seçilir. Sinsice çalışmalar başlar. İsmet İnönü’nün aldığı ani bir kararla, 5 Şubat 1948 yılında Türkiye Mason Derneği’nin kurulması ile Atatürk’ün emri ile kapatılan mason locaları, İnönü’nün emri ve Celal Bayar’ın desteği ile tekrar faaliyete girmiştir. Masonlar açtıkları davalarda, Halkevlerine devredilen tüm mal varlıklarını tekrar ele geçirdiler. 5 Şubat 1948 tarihinde “Türkiye Mason Derneği” ismi ile İstanbul Valiliği’ne yapılan başvuru kabul edilir ve masonlar, bu tarihten sonra resmen faaliyete başlarlar. Locaların 13 yıl aradan sonra açılması, uyku döneminde olan masonlar tarafından sevinçle karşılandı. Bu sevinçlerini kendi kontrollerindeki gazetelere tam sayfa ilanlar vererek duyurdular. Atatürk tarafından kapatılan mason localarının tekrar açılışını İbrahim Arvas anılarında şöyle anlatıyor: “İsmet Paşa’nın Reis-i Cumhurluğu sırasında Kanun-u Mahsus ile localar kapanmadı diye masonların müracaatı üzerine tekrar localar açılıp faaliyete başladılar. Ve 1952de ise Atatürkçü geçinen ve onunla iftihar eden Celal Bayar da, Ahmet Gürkan’ın teklif ettiği mason localarını kanunla pekiştirdi.  Tabii bu ameliyeyi Meclis yaptı fakat bu müzakerelerin devam ettiği üç celse zarfında Celal Bayar Reis-i Cumhur locasına gelerek konunun müzakerelerini sonuna kadar takip etmiştir.” (İbrahim Arvas, Tarihi Hakikatler, s.73)
Şimdi merak ettiğim hususu tek bir cümle ile okurlarıma ve bu Ülkenin Gerçekten Sevdalısı olan insanımıza soruyorum. İzmir gibi güzide bir memleket incimizde, Muhalefet tarafından Ceketini Koysa seçilecek birçok vatan evladı var iken Mason olduğu aşikâr olan birisi neden Belediye Başkanı oldu.  
İşte Evimde ki Yabancılar. Tamda anlatmaya çalıştığım bu.

“Bugün Türkiye’ye karşı tavır alan hainler, Türkiye’nin hangi meselesi varsa ona karşı yıkıcı olan her faaliyette yer almışlardır. Onlar bu ülkenin halkına, onun tarihine, geleneğine düşman oldukları için onun tercihlerine iradesine dolayısıyla demokrasisine de düşmandırlar. Türkiye’nin demokrasi içinde büyümesi onlar için felaket demektir. Bir sonra ki yazımda. Köy Enstitülerini, Sana Yağını, Basmalı Fistan Giyemem Aman, Zeytin Yağlı Yiyemem Amanı anlatacağım. O zaman ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız sevgili okurlarım.

Sağlıcakla kalın.

Bu yazı toplam 1283 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum