1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. EYYÛB Aleyhisselam
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

EYYÛB Aleyhisselam

A+A-

Kur’an-ı Kerimde Eyyûb (aleyhisselam) şöyle anlatılmaktadır:

(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti. Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik. - Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik… Gerçekten biz Eyyûb'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi. (Saad suresi ayet/41-44) Güvenilir kaynaklar bu ayetler ve hadis-i şerifleri şöyle yorumlamışlardır: Hz. Eyyüb, İshak (a.s)ın “Iys” adındaki oğlunun neslinden Hz. Yusuf’a muasır büyük bir Peygamberdir. Birçok çocukları ve Şam havalisinde birçok malları vardı. Hak Teâlâ tarafından bir imtihan olmak üzere bütün malları elinden çıktı, çocukları öldü, kendisi de ağırca bir hastalığa tutuldu, hanımı “Rahme” veya “Liyya” hizmetine bakıyordu. Rivayete göre Rahme Yakub Aleyhisselamın kızıdır. Liyya da Yusuf aleyhisselamın oğlu Afrayim’in kızıdır.

Eyyüb (a.s.) bütün musibetlere sabretti. Sonunda ALLAH’ü Teâlâ kendisine şifa verdi ve yeniden birçok mallar, çocuklar ihsan buyurdu. Hz. Eyyüb’ün doksan üç yaşında vefat ettiği ve kendisinden sonra “Bişr” adındaki oğlunun da Şam’da Peygamber olduğu rivayet olunur. Bu zata “Zülkifl” denilmiştir. Eyyüb Aleyhisselamın hastalığı, halkın kendisinden nefret etmesine, uzaklaşmasına sebep olacak derecede değildi. Bazı tarihçilerin bu husustaki sözleri hakikate aykırıdır. Peygamberan-i Zişan, insanların kendilerinden kaçınmalarına sebebiyet verecek hallerden korunmuşturlar. Sahip oldukları peygamberlik vazifesi bunu gerektirmektedir. (Büyük İslam İlmihali Ö. N. Bilmen) Yaralarına kurt düştü, o kurdun da biri sülük, biri de ipek böceği oldu gibi safsataların hiçbir kaynağı, dayanağı yoktur. Fi zılali’l-Kur’an tefsirinde (Enbiya/83-84)  de şöyle denmektedir: (Hz. Eyyüb'ün başına gelen musibete ilişkin çeşitli söylentiler, değişik rivayetler vardır. Hattâ tiksindirici bir hastalığa yakalandığı, bu yüzden halktan tecrid edilip şehrin dışına çıkarıldığı da rivayet edilmektedir. Bunun hiçbir dayanağı yoktur. Peygamberlik görevi ile birlikte tiksindirici hastalık olmaz. Kur'an ayetinden anlaşılıyor ki, Hz. Eyyüb ailesi ve kendisi açısından bir sıkıntıya düşmüş, bu da bir imtihandır.)  İblisin onu saptırmak için gösterdiği çaba, malını mülkünü ve ailesini kaybetmesi, ağır ve tiksindirici bir hastalığa yakalanması, uzun süre sabır ve metanet göstermesi, eşinin kendisini isyana teşviki, nihayet hastalığından şikâyet etmesi ve sonraki gelişmelerle ilgili olarak verilen bilgiler İsrâilî kaynaktakilerle benzerlik arz etmektedir. İsraîlî Kaynak olan Tevrat’da Eyyûb Aleyhisselam şöyle anlatılmaktadır: Ahd-i Atîk (Tevrat) da, Eyyûb Allah’tan korkan, kötülükten sakınan, kâmil ve doğru bir kişi olarak takdim edilir. Yedi oğul, üç kız babasıdır. 7000 koyunu, 3000 devesi, 500 çift öküzü, 500 dişi eşeği ve pek çok kölesi vardır. Şark’taki bütün insanların en büyüğüdür. Bir gün “Allah’ın oğulları (yani onlara göre melekler)”  kendilerini takdim etmek üzere rabbin huzuruna geldiklerinde şeytan da aralarına karışır. Rab şeytana, “Kulum Eyyûb’a iyice baktın mı? Çünkü dünyada onun gibisi yok; kâmil ve doğru adamdır; Allah’tan korkar ve kötülükten sakınır” deyince şeytan, Eyyûb’un servetini elinden almasından kaygı duyduğu için Allah’tan korktuğunu iddia eder. Bunun üzerine rab Eyyûb’u denemek için şeytana onu yoksullaştırma imkânı verir. Rabbin izniyle şeytan tarafından çocukları öldürülüp malları çalınmak ve telef edilmek suretiyle imtihana çekilen Eyyûb, şeytanın beklediğinin aksine bütün bu felâketleri büyük bir tevekkül ve teslimiyetle karşılayarak Allah’a secde eder ve “Anamın bağrından çıplak çıktım ve toprağın bağrına çıplak döneceğim; rab verdi ve rab aldı. Rabbin ismi mübarek olsun” der.  Rab bunca musibetten sonra Eyyûb’un yine kemalini koruduğunu belirtince şeytan, “Evet, insan canı için nesi varsa verir; fakat şimdi elini uzat da onun kemiğine ve etine dokun ve yüzüne karşı sana lânet edecektir” diyerek bu konuda Eyyûb’u denemek için rabden izin alır. Daha sonra Eyyûb’un ayak tabanından tepesine kadar bütün vücudunda kötü çıbanlar çıkar. Eyyûb çıbanları kazımak için bir çömlek parçası alır ve küller içinde oturur. Onun bu durumuna çok üzülen karısı, “Sen hâlâ mı kemalini sıkı tutmaktasın? Allah’a lânet et de öl” der; fakat Eyyûb, “Ahmak karılardan biri nasıl söylerse sen öyle söylüyorsun. Nasıl? Allah’tan iyilik kabul edelim de kötülük kabul etmeyelim mi?” diye cevap verir ve Allah’a isyan etmez.

Eyyûb’un bu halini duyan üç dostu Temmanlı Elifaz, Şuahlı Bildad ve Naamalı Tsofar onu ziyarete gelerek acısını paylaşırlar. Dostları yedi gün yedi gece baş ucunda hiç konuşmadan beklerler. Ancak Kitâb-ı Mukaddes’e göre Eyyûb hastalığı uzayınca yakınmaya ve doğduğu güne lânetler yağdırmaya başlar (Eyub, 3/1-26). Dostlarının teselli ve uyarılarına rağmen Eyyûb ısrarla suçsuz olduğunu, bu cezayı hak etmediğini söyler (Eyub, 32/1-37/24). Nihayet rabbin kasırganın içinden Eyyûb’a cevap vererek isyanı sebebiyle onu kınaması üzerine (Eyub, 38/1-40/2) Eyyûb pişman olup tövbe eder (Eyub, 42/1-6). Allah onu tekrar sağlığına kavuşturduğu gibi önceki malının iki katı kadar da servet verir; ayrıca yedi oğlu ve üç kızı dünyaya gelir. Eyyûb bu musibetten sonra 140 yıl daha yaşar (Eyub, 1-42).  Gördünüz mü aziz mü’minler! Hazreti Eyyûb hakkında söylenenlerin nerelerden alındığını? Oysa ki biz müslümanlar Hazreti Musa’ya indirilen kitabın (Tevrat’ın) hak olduğuna inanırız; şimdiki Yahudilerin ellerinde bulunan, bir çoğu tahrif edilmiş, değiştirilmiş olan adına Kitab-ı Mukaddes dedikleri kitaba değil. Burada Hazreti Eyyûb ile ilgili bir hadisi nakletmek istiyorum: Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir gün Eyyûb peygamber çıplak yıkanırken, üzerine altın çekirgeler düşmeye başladı. Eyyûb da onları toplayıp elbisesine doldurdu. Bunun üzerine Cenâb-ı Mevlâ: Eyyûb! Ben seni bu gördüklerine dönüp bakmayacak kadar zengin kılmadım mı? diye seslendi. Eyyûb da: Evet, izzetine yemin ederim ki, beni çok zengin kıldın. Fakat ben senin lutfettiğin berekete doyamam, dedi.” (Buhârî, Gusül 20, Nesâî, Gusül 7)

Açıklamalar Burada bir hususa işaret etmekte fayda var. o da, Hadiste Eyyûb aleyhisselâm’ın çıplak yıkandığı söyleniyor. Çıplak yıkanmak câiz midir? Yıkanılan yerin açık veya kapalı olmasına göre durum değişir. Başkalarının görebileceği yerde çırılçıplak soyunup yıkanmak haramdır. Nitekim Peygamber Efendimiz bir defasında açıkta yıkanan bir adam gördü. Hemen ashâbını Mescid-i Nebevî’de toplayarak, Allah Teâlâ’nın son derece hayalı olduğunu, hayalı ve örtülü olanları sevdiğini söyledi ve onlara yıkanırken başkalarının göreceği şekilde açılmamalarını tavsiye etti (Ebû Dâvûd, Hammâm 1; Nesâî, Gusül 7). Demekki başkalarının görebileceği yerde yıkanırken örtünmek şarttır. Başkalarının görmeyeceği yerde çıplak yıkanmak câiz olmakla beraber, büsbütün açılıp saçılmak uygun değildir. Tenhâda açılıp saçılmanın ne sakıncası olduğunu soran birine Resûlullah Efendimiz, “Utanıp sakınılmaya Allah Teâlâ’nın daha lâyık olduğunu” söylemiştir (Buhârî, Gusül 20; Tirmizî, Edeb 22)

Bu yazı toplam 591 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.