1. YAZARLAR

  2. UĞUR BÖCEĞİ

  3. ENFLASYON BİLMECESİ
UĞUR BÖCEĞİ

UĞUR BÖCEĞİ

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

ENFLASYON BİLMECESİ

A+A-

Son günlerde enflasyon zirve yaptı. Maalesef enflasyon canavarı yeniden harekete geçti. İyi de biz enflasyon canavarını sindirmiş, etkisiz hale getirmiştik. Neden yeniden enflasyon canavarı hortladı. Neden döviz fiyatları tavan yapıyor. Neden faizler artıyor; neden?

Geçen sene kasım ayında ‘’Tehlike Üfe’mi? Yoksa Tüfe’mi?’’ yazımda ÜFE’nin tehlike olduğunu söylemiştim. Hala o tehlike devam ediyor. Çünkü Aylık bazda TÜFE 6,30 ÜFE ise 10,88 yıllık bazda ise TÜFE 24,60 ÜFE 46,15. ÜFE’ deki bu yükseliş mutlaka TÜFE’ye yansıyacak bu sebeple maliyet fiyatları acilen düşürülmeli. ÜFE düşerse TÜFE’de onu izler. Kısacası maliyet fiyatı düşerse, satış fiyatı da düşer.

Size birkaç hastalıktan bahsedeceğim. Bunlar hepimizin başına gelen birçok hastalıktan sadece birkaçı; bronşit, farenjit, sinüzit, adenit nefrit, menenjit gibi sonu ( İT ) ile biten hastalıklar, iltihabi hastalıklardır. Ekonominin en büyük hastalığı ise ithalattır. Kısacası başında veya sonunda ( İT ) olan şeylerden biraz korkmak lazım. İltihabi hastalıkların genelde doktorlar tarafından antibiyotik tedavisi uygulanır. İthalatın tedavisi ise daha basittir; çünkü ihtiyaçlarımızı biz üretirsek ithalat azalır.

Ekonomimizi daha önceleri hizmet sektörü ve inşaat sektöründe atılımlar yaparak; enflasyon canavarını sindirmiştik. Maalesef inşaat sektörü, konut sektöründe doyuma ulaştı. Şu anda ülkemizde konut fazlalığı olduğu gibi inşaat sektörü yukarı yönlü ivmesini önce durağana çevirdi. İlerleyen dönemde ise bu çöküşü getirebilir.

İnşaat sektörüne dur demek uygun değil; elbet. Ancak konut üretiminden, yol ve diğer hizmetlerden çekip, üretim yapacak fabrikaların inşaatına yönlendirmek şart. İnşaat sektörünün bir kısmı da kentsel dönüşüme yönelebilir. Çünkü kentsel dönüşümde çok fazla müşteri ihtiyacı yoktur.

Tarım ve hayvancılıkta gerekli planlamalar yapılıp; tohumundan, ilacına, gübresine tamamen yerli üretime geçmemiz şart. O zaman hem hibrit tohumlardan, GDO’lu sağlıksız ürünlerden kurtulacağız. Tohumundan, ilacına, gübresine kadar doğal üretmeliyiz. Bütün üretimleri planlayarak ithalatın can yakan sonuçlarından kurtulmak zorundayız. Hayvancılıkta da tamamen yerli üretime geçmeliyiz. Eti, sütü ve diğer et ve süt ürünlerini dışardan almayı bitirmeliyiz.

Sadece tarımda ve hayvancılıkta değil elbette, her türlü makine, elektrik, elektronik, tekstil hatta bütün iş kollarında önceliği her zaman kendimiz üretmeliyiz. Enerji sektöründe ise temiz enerji üreterek rüzgâr, güneş enerjisinden maksimum faydalanmalıyız.

Mutlaka ama mutlaka, her konuda yerli ve milli üretimi Tarım ve hayvancılıkta, bütün sanayi işkollarında ve enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmalıyız. Eğer üretmezsek enflasyon, döviz fiyatları yukarı yönlü hareket ederken sonucunda da işsizliği artıracaktır. Kaçınılmaz domino etkisine girmemek için yerli üretim kayıtsız şartsız önemli.

Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Yerli üretim logosu çok önemli ama Amerikan colası bile yerli üretim logosu ile satılıyor. Türkiye’de üretilmesi o ürünü yerli ürün yapmaz.

İşyeri ve pazarlarda alış ve satış fiyatları etiketlerde eskisi gibi yazma zorunluluğu getirmeli, denetim esnasında fatura ve etiket fiyatı farklı ise cezai işlem uygulanmalı.

Enflasyonun, faizin, işsizliğin en önemli mimarı olan etkeninde ülkemizde beslediğimiz ülke kaynaklarını sunduğumuz resmi rakamlara göre 4,5 milyon nüfuslu Suriyeli mültecilerin varlığını da unutmamak gerekli. Bir an önce mülteci yükünden kurulmamız ülkemizdeki ekonomik dengelerini düzeltecek en önemli unsurdur.

Özellikle asayiş yönünden sıkıntılı olan Suriyelier acilen sınırdışı edilmelidir.

Saygılarımla;

Bu yazı toplam 334 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.