1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Endonezya Gezimiz - 10 (Rüya gibi bir ülke!)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Endonezya Gezimiz - 10 (Rüya gibi bir ülke!)

A+A-

sanat kalemi

 

endonezya-10-1.jpegendonezya-10-2.jpeg

“Gittiğin yerlerden sadece yeni hatıralar al ve sadece ayak izlerini bırak.” Chief Seattle

     Uçak dahi hızımıza yetişemez… Jakarta Katedrali ziyaretimiz, fotoğraf çekimimiz 15 dakika sürdü!

     Otobüsümüz Endonezya’nın Özgürlük Simgesi Monos Ulusal Anıtında park etti.  5 dakika dahi sürmedi. İyice orgun düşmüştük. Girişten anıtın yanına kadar gidecek dermanımız kalmamıştı artık. Yorgunluğumuzu biran önce atmak için otelimize dönmeyi düşünüyorduk…

     Ulusal Anıt ya da yerel adıyla kısaltılmış Monos, Endonezya için savaşı simgeleyen Orta    Jakarta’nın Merdeka Meydanı’nın merkezinde bulunan bu kule 132 metre uzunluğundaymış! Endonezya Cumhuriyeti'nin ulusal anıtı, Endonezya bağımsızlığı mücadelesini anmak için inşa edilmiştir. Endonezya hükümeti 1950 yılında Endonezya bağımsızlığının Hollanda tarafından tanınmasını takiben Yogyakarta'dan Jakarta'ya geri döndükten sonra Başkan Sukarno, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın önündeki meydanda Eyfel Kulesi ile karşılaştırılabilir bir ulusal anıtın inşasını düşünmeye başladı. Ardından inşaat, 1961 yılında Başkan Soekarno'nun gözetiminde başlamış. Monos, üzeri altın kaplı alevle süslü heybetli haliyle 1975 yılında halka açılmış.

     Endonezya'nın özgürlük simgesi olan Monas Ulusal Anıtı, ihtişamıyla yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyormuş. kent manzarasını kuş bakışı izleme fırsatı sunuyor. Meşale şeklindeki altın kaplama tepesi ile dikkat çekiyor

     Monos'un 14,5 ton bronz ve 35 kilogram altından oluşan tepe kısmındaki halka açık bölüm, İstiklal Cami ve Kraliyet Sarayı gibi kentin diğer simgelerinin yanı sıra tüm şehri kuş bakışı görme imkanı sunuyor.

     Halkın, yerel dilde "Monumen Nasional"ın baş harflerinin kısaltmasıyla kısaca "Monas" olarak adlandırdığı anıtın bahçesindeki kabartma ve girişindeki müzede de minyatür figürlerle ülke tarihi anlatılıyor.

     Monos'un mimari projesi, Ulusal Anıt Komitesinin düzenlediği bir yarışma sonucu birinci seçilmişti. 80 bin metrekarelik bir park içinde yer alan anıtın inşaatı 1961'den 1975 yılına kadar devam etti.

     Monos, Endonezyalılar için tarihi öneme sahipmiş.

     Endonezya'nın 18. yüzyılda Hollanda sömürgesi olmasının ardından yaklaşık 2,5 asır sonra İkinci Dünya Savaşı'nda bölgeyi işgal eden Japonya, Endonezyalıların Hollanda'ya karşı bağımsızlık mücadelesini destekledi.

     Japonya'nın 1945 yılında teslim olmasıyla Endonezya'da, bağımsızlık mücadelesinin önderlerinden Ahmed Sukarno başkanlığında hükümet kuruldu. Hükümeti tanımadığını ilan eden Hollanda, tarafların yaptığı mücadeleden zaferle çıkan Endonezya'yı 17 Ağustos 1945 tarihinde resmi olarak tanıdı. Öncelikle Endonezya Birleşik Devletleri kurulurken, 1950 yılında da ülke adı Endonezya Cumhuriyeti olarak değiştirildi.

     Ülke tarihinde bağımsızlık mücadelesi açısından önemli yere sahip olan ve bağımsızlığı simgeleyen anıtın, sömürge dönemi sonrası ülkenin ilk Cumhurbaşkanı Sukarno'nun talimatıyla inşa edildiği biliniyor.

     Her yıl 17 Ağustos'ta bağımsızlık günü kutlamaları kapsamında Monos Ulusal Anıtı'nda halkın yoğun katılımıyla resmi törenler düzenleniyormuş.

     Otele gittiğimizde, saat 14.00’ü geçiyordu. Merkezi ve güzel bir otel seçilmişti. “Hotel Cipura” 336 odalı büyük bir oteldi.

     Yerel bir restaurantta akşam yemek için buluşuncaya kadar, serbest zaman ve dinlenme verildi.

     Dinlenmiştik. Ancak daha rüyadaydık sanırım. Akşam yemeği için gideceğimiz yerel “WarungTekko isimli Restaurant için otelin önünde buluşarak hareket edildi. Yemek yedikten sonra, otele yakın bir alışveriş merkezinde gezildi. Hiç görmediğimiz ve bilmediğimiz meyvelerini fotoğrafladım. Alışveriş merkezinden otele yürüyerek ilerledik.

     Akşamın karanlığımdaki ışıklar cansız. Jakarta’da kısa zamanda zengin ve fakirin iç içe olduğunu, zıtlıklar bir anda fark ediliyor. Alışveriş merkezindeki lükse gördükten sonra, yolun kenarında, hayat mücadelesi veren satıcılar, fakirliği temsil eden insanları ve sefaleti görmek mümkün…   Zengin her yerde zengin, fakir her yerde fakir. Kısaca zenginliğin ve fakirliğin, dili, dini fark etmiyor. Gelir dağılımı da burada da eşitsizi gösteriyor. Lüks araçlarla, hurda denilecek araçlar aynı trafikte ilerliyorlar…

 

devam edecek…

 

endonezya-10-3.jpegendonezya-10-5.jpeg

endonezya-104.jpegendonezya-10-6.jpegendonezya-10-7.jpegendonezya10-8.jpeg

endonezya-10-9.jpegendonezya10-10.jpeg

Bu yazı toplam 527 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.