1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Elveda Afrika, Hoşça Kal Paris
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Elveda Afrika, Hoşça Kal Paris

A+A-

kose-yazisi--alaattin-karaer-081.jpg

(Hıfzı TOPUZ)

     98 yaşındaki gazeteci – yazar Hıfzı Topuz’un anı-biyografi tarzındaki, “Elveda Afrika, Hoşça Kal Paris” kitabını elinden düşürmeyen eşim; bu kitabı muhakkak okumalısın. Sen değil herkesin okuması gerekiyor…

     Elime aldığım kitabın her sayfası ayrı bir değer de!

     Okuduğum bir bölümünde, Kasım.2019’da grup olarak gittiğimiz İran anılarım gözümün önüne gelmişti. Gönülsüz gittiğimiz İran’ın, insanlarına, tarih ve kültürüne hayran kalmıştık. Yönetimi demedim farkındaysanız. Onu, kitaptaki okuduğum bölümle anlamış olacağız…

     1950’li ve 1960’ı yıllarda Paris’te sanat ortamının içinde bulunan ve Unesco’daki görev nedeniyle Kara Afrika ve Latin Amerika’yı gezen Hıfzı Topuz, tanıdığı ünlüler dünyasını, onların acılarını ve coşkularını ustaca yansıtıyor.

     Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Nâzım Hikmet, Pertev Naili Boratav, Zekeriya Sertel, Avni Arbaş, Vâ-Nû, Fikret Adil ve Abidin Dino’nun Hıfzı Topuza dostlukları…

     İşte Elveda Afrika, Hoşça Kal Paris’te belleklerden silinmeyecek anılardan sadece birkaçı…

Humeyni’nin Astığı Bir Adam: Parviz Nikha

     Parviz Nikha adını İran’ın dışında pek duyan olmamıştır sanırım. Kendisiyle bir rastlantı sonucu karşılaştım. Youri adında İranlı bir dostum vardı. Pars Haber Ajansı’nın dış ilişkiler müdürüydü. Tahran’da bir toplantıda tanışmıştık. Sonra Sri Lanka’nın başkenti Kolombo’da buluştuk, ortak dostlarımızla sık sık yemeğe çıktık.

     Youri Pari’te bir gün büroma geldi, “Sana İran Radyo ve TV Kurumunun Genel Müdürü Parviz Nikha’yı tanıtmak istiyorum, dedi. Londra’daydı, dönerken Paris’e uğramış, iki gün kalıp gidecek. Başka bir sözün yoksa bu akşam birlikte yemek yiyelim. Çok ilginç bir adamdır Parviz. Çok hoşlanacaksın…”

     O akşam Seine kıyısında Japonların Nikho Oteli’nde buluştuk. Nikha içine dönük, pek konuşkan olmayan bir insandı. Bu belki de dil sorunundan kaynaklanıyordu. Onun yerine hep Youri konuştu. Parviz’in yaşam öyküsünü anlattı. Parviz kendi yaşam hep gülümseyerek ve onaylayarak dinliyordu. Hiç bu kadar ilginç bir öykü dinlememiştim. Youri’nin anlattıklarının özeti şuydu:

     Parviz, üniversite çağında aşırı sol bir örgütün üyesiymiş. Zengin bir ekonomik kültüre sahipmiş. Paradoksları başarıyla yakalar, karşısındaki açmazlara sürükleyerek mat eder ve çok iyi tartışırmış. Şah sağ oldukça İran’ın bunalımdan kurtulamayacağına inanıyormuş. Bunun için de Şah’ı öldürmeye karar vermiş. Bütün hazırlıklarını tamamlamış. Ama bir gün tam silâhına sarılacağı anda yakalanmış. Hiç dayatmadan “Şah’ı öldürmek istiyorum. Vatanı  bir diktatörden kurtaracaktım”, demiş.

     Ertesi gün bu haber bütün basına mahşet olmuş. Radyolar ve televizyon Parviz’in giriştiği bu korkunç suikast olayını işlemişler. Bu işi Moskova’nın düzenlediği öne sürülmüş, yabancı parmağı ve gizli haber alma örgütleriyle işbirliği olanakları üzerinde durulmuş. Ama Parviz kafasının dikine gittiği için polis fazla bir ipucu elde edememiş. Duruşmada da sadece Şah’ın izlediği politikayı eleştirerek “Hiç pişman değilim, kendisini öldürmek istiyordum.” Demekle yetinmiş. Karar: İdam!

     İnfaz günü gelip çatmış. Parviz’i son gece sehpaya götürmeden önce yine sıkıştırmışlar, “Anlat” demişler; “konuş, son sözünü söyle. “Şah’la konuşmak istiyorum” demiş.

     “Sen çıldırdın mı?” demişler; Şehinşah Rıza Pehlevi Hazretleri senin gibi bir alçak vatan haini ile ne diye konuşsun?”

     Parviz dayatmış, sonunda güvenlik ajanları durumu Şah Hazretlerine bildirmeye karar vermişler. Olay, Şah’a duyurulmuş. Şah da biraz eğlenmek istemiş olmalı ki; “Kabul” demiş; “getirin o haini buraya, konuşacağım!”

     Parviz’in eli kolu bağlı, saraya götürmüşler. Şah, büyük bir soğukkanlılıkla “Anlat”, demiş.; “beni neden öldürecektin?” Parviz anlatmış da anlatmış, sabaha kadar. Şah “Tamam”, demiş; “adam doğru şeyler söylüyor. Canını bağışladım. Koyuverin kendisini!”

      İnanılır gibi değil, ama gerçek: Parviz’i koyuvermişler. Şah bir yandan da mabeyn müdürüne “Kendisine bir iş bulun da çalışsın bakalım “ demiş. Parviz’i önce Petrol Ofisine göndermişler, oranın genel müdürü “Kabil değil”, demiş;  “Şah Hazretlerinin canına kıymak isteyen bir alçağa ben iş veremem?” Her yerden kovalamışlar kendisini. Sonunda Parviz’i Radyo – TV kurumuna yollamışlar. Youri o zaman orada önemli bir görevdeymiş. Durumu kavramış. Mabeynle görüştükten sonra “Pekala”, demiş; “seni araştırmacı olarak alıyoruz.”

    Parviz, kurumda kısa zamanda kendini göstermiş, başarılı işler yapmış. Şah da kendisini uzaktan izliyormuş zaten. Aradan üç beş yıl geçmiş, geçmemiş. Parviz,Şah Hazretleri’nin yüksek iradesiyle Radyo-TV Genel Müdürlüğüne atanmış.

    İşte o akşam yemekte Youri bu olayları anlattı. Parviz keyifli keyifli dinledi, bazı ayrıntılar ekledi. Eski anarşist Parviz artık rejimle bütünleşmişti ve Şah Hazretlerini savunuyordu. Yemek bitti, ayrıldık. Parviz’i bir daha hiç görmedim.

     Aradan bir yıl geçti. Şah devrildi. Mollalar Şah’ın bütün yakınlarını, birer birer celselik duruşmalarla sehpaya göndermeye başladılar. O günlerde Le Monde’da bir haber okudum, ilk asılanlar arasında Parviz’in de adı vardı.

Bu yazı toplam 1580 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.