1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Ekonomi ile yüzleşme (Bakış Açısı-Selami Mutlu)
Ekonomi ile yüzleşme (Bakış Açısı-Selami Mutlu)

Ekonomi ile yüzleşme (Bakış Açısı-Selami Mutlu)

Türkiye’nin ekonomisine biçilen kredi notu Moodys’e göre negatife çevrildi. Buna gerekçede şöyle oldu. Yükselen politik belirsizlikler, azalan küresel...

A+A-

Türkiye’nin ekonomisine biçilen kredi notu Moodys’e göre negatife çevrildi. Buna gerekçede şöyle oldu. Yükselen politik belirsizlikler, azalan küresel likiditenin yatırımcının güvenini olumsuz etkilediği, büyüme trendi üzerinde belirsiz bir gelişmeye neden olduğu belirtiliyor. Siyasi iktidarların ilişkileri genelde Moodys gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının vereceği notlara göre değişiklik arz ediyor.

Önümüzdeki dönemde, Cumhurbaşkanlığı seçiminin getireceği siyasi çekişme, gerek ekonomimizin içinde bulunduğu darboğaz ya da küresel ekonomiden gelebilecek olumsuz bir dalganın ekonomimizde ciddi olumsuz bozulmalara yol açmasına neden olacaktır. Büyük oranda cari açığı karşılayacak olan finansman ihtiyacı, şirketler, bankalar ve kamunun 163 milyar dolarlık borcunun da ekonomimiz üzerinde bir baskı oluşturacağı unutulmamalıdır.

2013 yılında ülkemiz 17.büyük ekonominin arasındayken bugün 19.sıraya gerilemiş durumdadır. IMF’nin belirlediği Milli gelirimiz, 2013 yılında 827.2 milyar dolardır. 2014 yılı için hükümetimizin açıkladığı orta vadeli programda yer alan 867 milyar dolarlık hedef IMF verilerine göre 767.1 milyar dolar düzeyindedir. Bu rakamlar sanayileşmiş ve gelişmekte olan ülkeleri kapsayan G-20 deki yerimizi de en alt sıraya kaydıracaktır. Buna göre Türkiye son bir yılda Ukrayna ve Gana’dan sonra en kırılgan üçüncü ülke durumundadır.

2000-2001 yılları arasında yapılan reformlarla sağlanan mali disiplin Hazine Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacanın yıllardır karşı durarak sağlamaya çalıştığı mali disiplinin özel sektör ‘kredilerine Hazine garantisi isteyen Sayın Başbakanın isteklerine karşı boyun eğerek rıza gösterecek mi?

Geçmiş dönemlerde sağlanan istikrarlı ekonomik reformların temeli sayılan mali disiplinin ödeme zorluğu ile alınan kredilerin ödenmemesi halinde hazine tarafından karşılanması gereği zaten dar boğazda olan Türkiye’yi daha da zora sokmayacak mı? Dış dünya, yabancı bankalar, kredi kuruluşları, risk analistleri verilen kredileri hazinenin borcu olarak kabul etmeyecekler mi? Hazine garantisi elde eden özel sektör kredileri mevcut ekonomik koşullarda devletin borcu haline dönüşmeyecek mi?

Bu tür yaklaşımlar ve popülist davranışlar yaklaşan seçimler öncesinde mali disiplini ve ekonomik istikrarı bozan bir durum arz etmez mi? Bütün bunlara cevap yine Hazine Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan’dan geliyor. (Cari açığımızı düşürebilirsek, Türkiye’nin sağlıklı büyümesi mümkün olacaktır. Artık kamu borcu ekonomi üzerinde risk alanı değil. Ancak özel sektörün borçluluğu önemli. Şimdi bu konuya odaklanıyoruz) Ne diyelim, dileriz dediği olur.

Bu haber toplam 195 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.