1. YAZARLAR

  2. DEMİR DOĞAN KANDEMİR

  3. EKMEĞİNİ ÇÖPE ATMA
DEMİR DOĞAN KANDEMİR

DEMİR DOĞAN KANDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

EKMEĞİNİ ÇÖPE ATMA

A+A-

 

Çöplükleri geziyorum diyemiyorum. Çün ki, yaşım 85’in üstün de dışarı çıkmam yasaktır. Lütfen Türkiye’yi yasaksız yönetiniz.  Yasakları koyanlar ülkemizin yaşlılarını sevdiklerini söyleseler de bu inandırıcı değil, bu yaşlıları bir an önce saf dışı etmektir.  Yasak yüzünden üç aydır dışarı çıkamıyorum. Hâl bu ki, ben günde en az 2,5’kilometre yürüyen kimse idim…  Evde oturmaktan neredeyse dizlerimi kaybetmek üzereyim. Bunun neresi yaşlı insanlara saygı, sevgidir. Durumu ilgililerin dikkatine saygıyla sunuyorum. Böyle saygı, böyle sevgi olmaz.  Köyüm Seyfli’de ekmek parçaları çöpe atılmazdı. Yemek taba ğında artık bırakılmaz, mutlakā bitirilirdi.  Ufalanmış yufka ekmek biraz daha ufalanır, paramparça edilen ekmek parçalarından tatlı bir yemek türü meydana getirilirdi.  Ufalanmış ekmek sulandırılarak pişirilir üstüne eritilmiş, kızartıl mış tereyağı dökülür büyük bir iştiha ile yenilirdi.  Yıllar 1950’den önce, sonra 1960’lı yıllardı. Bu yazıyı okuyan o yıllarda tereyağı neredeydi, sen diyorsun diyenler olabilir. Ama ve Lâkin;  Merhum babam Mehmet Emin’in kapısında bir adet inek manda, bir de inek ve 35 -40 adet koyun vardı. Bazlama çöreği ortadan ikiye böler, bir bölümüne tereyağı sürer, diğer bölümünü yağlı tarafın üstüne kapatır zevkle yerdik.  Papara denilen bu yemeği merhum Anam, merhum yengem yapardı. Bu kadınlar şehirli değil, köylü ev hanımlarıydı. Şimdi güyâ şehirliyiz. Güyâ şehirli değil, gerçekten şehirli olalım.  Şehir de oturan ev hanımları sofradan artan ekmekleri papara yapıp derin bir hazzile yemeleri gerekirken, nice yıllar peşinden koştukları ekmeği, evinin bereketini çöpe atıyorlar.

Ev hanımları bilmiyorlar ki, evinin bereketi, parça ekmekleri çöpe attıklarından dolayı, günah işlediklerinin farkında değiller.  Merhum Anam ve merhum yengem okuryazar değildi. Şehirdeki hanımlar en azından İlkokul mezunu. İyi de ne diye okudunuz?  Ekmeğini çöpe atan,/ Yüreğini dağlar bir gün.  Ekmeğini çöpe atan,/ Karaları bağlar bir gün.

Aklıma bir fıkrâ geldi. Tilki ile canavar gezip dolaşırken bir AT’a rastlamışlar. AT’ı yemek için kovalamış, yormuşlar.  Yorulan ‘At, bir şartla teslim olacağım, arka ayağımdaki nalda bir yazı var, onu okuyun ve beni yiyin” demiş.  Bilindiği tilki kurnazlığıyla bilinen hayvandır. Canavara demiş ki, sen okuryazar olduğunu söylüyordun. Bak, bakalım At’ın nalında ne yazılı?  Canavar, nal’a bakarken At, canavarın kafasına bir tekme vurur ve canavar’ın başı paramparça olur. Durumu gören tilki: ‘okumuşlukta bir şey değilmiş’ der.  Okumuşluk tilkinin dediği gibi bir değil; her şeydir. Kısaca yazıyorum okumuşluk çok, hem de pek çok şeydir. Okuyan, bu ve öteki dünyâ da yaya kalmayan kimsedir.  Haddim olmayarak ev hanımlarına diyorum ki, ekmeği küçük kırıldı, bayatladı diye çöpe atıp, kıtlık ve açlık denilen belâyı çağırmayınız. Ekmek parçalarını her şekilde yenilir hâle getirip evinize, sofra nıza bereketi çağırınız. Bereketi çağırınız ki, ekmek parçalarının kötü duâsını almayınız, ekmeksiz ve susuz kalmayınız.

 

Bu yazı toplam 3999 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.