1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Ebu zer-i ğıfarî (dervişlerin piri sayılır)
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ebu zer-i ğıfarî (dervişlerin piri sayılır)

A+A-

 

Hazreti Ebu Zer’in İslam oluşunu, siyer kitapları iki şekilde naklederler.

Birinci rivayet: Hazreti Peygamber (s.)in peygamberliğini ilk ilan ettiği senelerde bunu duyan Ebu Zer kardeşine: “Mekke’de bir adam, kendisinin peygamber olduğunu söylüyormuş. Biz de Yahudi ilim adamlarından duyduğumuza göre, yakında bir peygamber gelecekmiş ve onlar da ona inanacaklarmış. Sen Mekke’ye git ve bir bilgi getir, demiş. Kardeşi Mekke’ye gelmiş ve bir adama, bu peygamberim diyen adamın kim olduğunu, neler söylediğini vb. sormuş. O adam: Aman ondan uzak durun! Geldi ve yeni bir din getirdi. Ona inananlar oldu, inanmayanlar oldu. Böylelikle birliğimizi bozdu. Müslümanlar ve müşrikler diye insanları ikiye ayırdı. Oğulu babasına, kızı anasına düşman etti. Ortalık karmakarışık oldu…, demiş. Bunun üzerine Ebu Zer’in kardeşi Gıfar kabilesine, kardeşinin yanına varınca duyduklarını kardeşi Ebu Zerr’e anlatmış. Ebu Zer: kendisini gördün mü, diye sormuş. Hayır demiş. Bunun üzerine Ebu Zer: “Sen koyunları otlat da ben gidip kendim onunla görüşeyim” demiş ve Mekke’ye gelmiş. Hiç kimse ile görüşmeden, sağa sola kulak kabartmış, hiçbir şey duyamamış. Akşam ortalık kararınca bir kenarda oturmuş, bekliyormuş. Hz Ali (r.a.) gelmiş ve ‘buyur misafirim ol’ demiş. O zamanlar, üç gün misafire hiçbir şey sorulmazmış.

Sabah olunca gene akşama kadar Kâbe’nin yakınlarında kulak kabartmış. Gene aynı dünkü yere gidip oturmuş. Gene Hazreti Ali gelmiş ve: “Adam misafir olduğu evi bilmez mi? haydi gidelim” demiş. Üçüncü gün akşam da Hazreti Ali’nin misafiri olmuş. Sabah olunca artık Hazreti Ali, kim olduğunu, hizmetinin ne olduğunu vs. sormuş. O da geliş sebebini anlatmış. Bunu üzerine Hazreti Ali: “Bu konuda ben sana hiçbir şey söylemeyeceğim. Seni onun yanına götüreyim, kendisini gör, konuş, sorularını sor…” demiş ve eklemiş: Mekke’nin ileri gelenleri onu sıkı kontrol altında tutuyorlar, ona gelip gideni sorguya çekiyorlar… Onun için ben önden gideyim, sen de yirmi otuz adım geriden beni takip et. Eğer ben bir tehlike sezersem, ufak abdest yapıyormuşum gibi bir tarafa çekilirim, sen benimle hiç ilgilenme, doğru eve gel. Eğer hiçbir şey olmazsa benim girdiğim eve sen de gir” demiş.

Böylelikle yola çıkmışlar. Allah’tan! Hiçbir kötülükle karşılaşmadan Hazreti Peygamber (s.)in evine girmişler. Hazreti Peygamberi ve okuduğu Kur’an-ı Kerimi dinleyen Ebu Zer, derhal kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olmuş. Hazreti Peygamber’e ilk sorusu: “Ben şimdi ne yapacağım. Bu dinim bana neleri emrediyor?” sorusu olmuş. Biz de kendimize bu soruyu soruyor muyuz?

Sevgili Peygamberimiz ona: “Benden sana haber gelene kadar sen hiçbir şey yapma. Doğru köyüne git, çoluk çocuğuna İslam’ı anlat” buyurmuş.

Ebu Zer oradan çıkıp Kâbe’nin yanına varmış ve en yüksek sesiyle “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve rasûlüh” (Ben şahitlik ederim ki, Allah bir tanedir, ondan başka ilah, tanrı yoktur. Ve yine şehâdet ederim ki Muhammed O’nun kulu ve resûlüdür, elçisidir) diyerek bağırmaya başlamış. Bunu duyan müşrikler: “Bu adam kim oluyor da bizim bu kadar tanrılarımızı tanımıyor…” diyerek üzerine çullanmışlar, bayılana kadara dövmüşler. O arada hazreti Ebu Bekir (r.a.) gelmiş ve: “Yahu, bu adam Gıfarlıdır; yarın kervanınızın yolunu keserse ne yapacaksınız? Diyerek onu kurtarmış. Ertesi gün gene duramamış, (herkes Müslüman olsun da cennete gitsin diye) gene yüksek sesle kelime-i şahadet getirmiş. Ve gene bunu komaya sokana kadar dövmüşler. Ayılınca artık memleketine gitmiş.  

İkinci rivayet ise: Hazreti Ebu Zer, Hazreti Peygamber (s.)in peygamberliğini ilan ettiğini duyunca Gıfar kabilesinden Mekke’ye gelir. Hazreti Peygamber (s.)i sorduğundan dolayı Mekke müşriklerinden bayılıncaya dek dayak yer. Ebu Zer ayıkıp kalktığında zemzem’e giderek kıpkırmızı olan elbisesindeki kanı yıkar ve zemzem’den içer. Nihayet bir gece Allah Resûlü ile karşılaşır. Onu İslam selamı ile ilk selamlayan Ebu Zer olur. es-Selâmü aleyke ya Resûlallah, der. Efendimiz de selamını alır. Aralarında şu konuşma geçer: ne zamandan beri buradasın? Tam otuz günden beri. Peki, seni kim doyuruyordu. Zemzem suyundan başka yiyeceğim yoktu. Fakat karnımın kıvrımları kaybolacak kadar kilo aldım. Açlık da hissetmiyorum. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (s.): “O (Zemzem) gerçekten mübarektir, o gerçekten doyurucu bir gıdadır.” Buyurdu.(Müslim fazailü’s-Sahabe/132)

Bu yazı toplam 218 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.