1. HABERLER

  2. SPOR

  3. E: HİÇBİRİ
E: HİÇBİRİ

E: HİÇBİRİ

  Rabbim nasip etti TRT başta olmak üzere bazı medya kuruluşlarında ya konuşmacı oldum ya da özel günlerde program sunup-yönettim. Şimdilerde bu görevi...

A+A-

  Rabbim nasip etti TRT başta olmak üzere bazı medya kuruluşlarında ya konuşmacı oldum ya da özel günlerde program sunup-yönettim. Şimdilerde bu görevi üstlenenlere ‘Moderatör’ deniliyor.  Vatandaşın birisi aklınca ‘Devlet Erkânı’nın  da davet edildiği ‘ulusal bir toplantı’da kendisine teamül gereği  ‘nezaketen’ konuşma hakkının verilmesini fırsat sayarak, ilgi alanının dışına çıkıp; bu özel günde önemli misafirlere tam birbuçuk saat nutuk atıp, ahkâm kesmiş -tabir caizse- kafa ütülemiş.  Ünlü bir düşünürümüze “en iyi bildiğiniz şey nedir?” diye sorulduğunda; “Haddimdir!” demiş. Bu mini girizgâhtan sonra gelelim asıl konuya:

      Karayollarının kenarındaki metruk evlerin, ahır ve ağılların duvarlarına “Umudumuz” Filânca ile “Çare” Fişmekânca sloganları bol kepçe yazılmış ve ‘altı ok’la da bir güzel -cafcaflı- süslenip, püslenmiş.  Geçtiğimiz hafta yapılan CHP’nin “Olağanüstü Kurultay”ında -ne hazindir- ki yol boylarına adlarını kazıtanların Genel Başkanlık yarışında arz-ı endam ettiklerine tanık olamadık. Aday olsalar ne yazar, olmasalar ne yazar. Birisi: Evvelce Deniz Baykal zamanında ‘Genel Başkan’lığa aday olmakla boyunun ölçüsünü partiden ihraç kararıyla almıştı. Diğeri de kendini nimetten sayıp, yetkili sanıp, Hükümetten hesap sormaya kalkışmış. Anadolu’da böylelerine ‘somun pehlivanı’ denir. Elense bile çekmek şöyle dursun; hep yenildikleri için güreşe doymazlar. Ancak, kişisel hadlerini ve kendilerine ayrılan sürenin haddini aşıp, pehlivanlıktan ‘ıskaladığı’ için sonunda ‘Cazgır’lığa heveslenirler. Hoş, Cazgır’lığı da beceremeyip, yüzüne-gözüne bulaştırırlar!       Hazır yeri gelmişken merhum Osman Bölükbaşı’dan da dinlediğim bir yarenlikle arz etmeye çalışacağım konuyu zihinlere iyice pekiştirip, perçinlemek istiyorum: Tavşan ormanda gezerken karşısına tanımadığı, ormanda hiç görmediği bir mahlûkat çıkmış. -“Tanışalım! Kimsin Sen?” diye sormuş. -“Ben katırım. Anam eşek; babam attır.” demiş. Tavşan: “Enteresan” diyerek yoluna devam etmiş. Karşısına yine o yörede hiç görmediği bir başka hayvan çıkmış. Tavşan: -“Peki, Sen kimsin?” -“Ben bir Kurtköpeği’yim. Annem Köpek, babam ise Kurttur.”  Tavşan: Yine “çok ilginç” diyerek yoluna devam etmiş ve ne idûğü belirsiz bir hayvanla daha karşılaşmış. “Sen de kimsin yahû?” demiş. -“Ben bir Devekuşu’yum!” aldığı cevapla kafası iyice allak-bullak olan Tavşan sinirinden köpürmüş: Deve’ye ve kuşa benzetemediği bu hilkat garibesi yaratığı tepeden-tırnağa bir güzel süzdükten sonra terslemiş: “Hadi oradan! Deve isen şu yükü yüklen. Kuş isen, uç da görelim?” Sözün özü:  Birilerinin iyi bir Şovmen bile olmadıkları,  yapmaya çalıştıkları Show’lardan alkış alamadıklarından belli. Dahası: Adını “Dağlara-Taşlara: ‘Umudumuz” ya da “Çare” olarak yazdırmakla ‘gönüllere ve sandığa’ girileceğini sananların -Devekuşu misâli- başlarını kuma sokarak saklanmalarını cümle âlem gördü.   2015 Milletvekili Genel Seçiminde sandık başına varıldığında; seçmenin mührü yine Akparti’ye basacağından eminim. Sınav cevap kitapçığındaki 5. şıkkı onaylarcasına: İnsanı ve Devleti yüceltip yaşatacak program ve projeleri olmadığı için “Diğer Parti”lere  -tıpkı-  “E: HİÇBİRİ” diyeceğini şimdiden hatırlatmamın doğru davranış olduğunu düşünüyorum. Hoşça kalınız.            
Bu haber toplam 89 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.