1. YAZARLAR

  2. Gurbet Lüy

  3. DOĞADAKİ ÇOCUĞUN NESLİ TÜKENİYOR MU?
Gurbet Lüy

Gurbet Lüy

Yazarın Tüm Yazıları >

DOĞADAKİ ÇOCUĞUN NESLİ TÜKENİYOR MU?

A+A-

Şu anda yetişkin olan birçoğumuz çocukluğunu sokaklarda geçirmiştir büyük ihtimalle. Doğa ile iç içe, bahçeli evlerde, gece yarılarına kadar saklambaç oynayarak büyüdük. Bizden öncekiler ise daha çok doğayla birlikteydi. Tarlada, bahçede sebze meyve yetiştiriyorlar, apartmanın ne olduğunu bile bilmiyorlardı belki. Çoğunluğu köylerde yaşıyor hayvancılıkla tarımla uğraşıyordu. Peki şimdiki çocuklar? Şimdiki çocuklar 15 katlı apartmanların küçük balkonlarında eğer anneleri tozundan kirinden rahatsız olmazsa saksıda çiçek görebiliyor, hangi meyve ya da bitki nasıl yetişir ancak kitaplarda görebiliyor, futbol oynayabilmek için kurslar alıyor, sabah sekiz akşam beş devlet memuru mesaisi ile okula gidiyor, kısacık haftasonunu ise özel derslerle ya da kurslarla geçiriyor. Birçoğu bir ağacın nasıl büyüdüğünden, horoz sesinden, derede akan suyun ışıltısından, gökteki yıldızlardan, bulutlardan bihaber. O zaman şimdinin yetişkini olan bizler doğanın son çocukları mıydık?

Eğer biz yetişkinler bazı şeylere dur demezsek gerçekten doğanın son çocukları bizler olacağız. Şimdi çocuklar doğadan bu kadar uzakken onlardan sonra gelecek olan nesil belki de sadece bilgisayar ekranlarından görecek yeşil ağaçları, beyaz pamuk bulutları. Ama anlayamayacaklar ne olduğunu, anlamlandıramayacaklar. Bizim eski fotoğraf albümlerine bakıp “Ne güzel günlerdi” diye iç geçirdiğimiz gibi onlar da bu fotoğraflara bakacaklar ama ne güzel günlerdi diyemeyecekler, çünkü bilemeyecekler ne kadar güzel olduklarını.

İşte Richard Louv’un “Doğadaki Son Çocuk” kitabı bu gidişata dur diyebilmek, bu konuda en azından farkındalık kazanabilmek adına çok güzel bir kaynak.

Richard Louv 1949 yılında doğdu. Aralarında New York Times, Christian Science Monitor, Orion Magazine ve Parents’in bulunduğu birçok gazete ve dergide yazmıştır. Aynı zamanda aile, doğa ve kent yaşamını konu alan yedi kitap yazmıştır. “Doğa ve Çocuklar Ağı’nın” başkanıdır. Doğadaki Son Çocuk son kitabıdır.

Yazar bu kitabında çocuklarımızdaki doğa yoksunluğunun ne gibi durumlara yol açabileceğini ve bunları düzeltebilmek adına neler yapabileceğimizi uzun süren araştırmalarına dayanarak bizlere anlatıyor. İlk başta ebeveynlere, daha sonra öğretmenlere rehber olabilecek bu kitap özellikle devletlere düşen görevleri anlatımı bakımından oldukça dikkat çekici. Çocuklara sokakta oyun oynamayı yasaklayan belediyelerden tutun da ders başarısını artırmak için teneffüs yasaklayan okullara kadar dikkat çekici birçok bilgi mevcut.

Kitapta şöyle bir olay anlatılıyor : “Pennsylvania’da yaşları üç, on ve on iki olan üç erkek kardeş, sekiz aylarını vererek ve kendi paralarını harcayarak arka bahçelerinde bir oyun evi yaptılar. Semt meclisi çocuklara, inşaat izinleri olmadığı gerekçesiyle evi yıkmalarını emretti.” Düşünebiliyor musunuz? Üç küçük çocuk oyun evi yapıyor ve bunun için inşaat izni almaları gerekiyor! Özellikle yurt dışında bazı belediyelerin düzene çok önem verdiğini okumuştum daha önce. Bitkilerin doğal haliyle yetişmesine bile izin verilmiyormuş. Neden? Çünkü hepsi aynı görünmeli bir düzen (!) içinde olmalı. Tıpkı okula gönderdiğimiz çocuklarımızdan aynı fikirlerle, aynı bilgilerle mezun olmalarını, aynı şeyleri öğrenmelerini, bilgiyi aynı şekilde içselleştirmelerini, aynı şekilde düşünmelerini beklediğimiz gibi. Doğadan da aynı şeyi bekliyoruz. Bizim istediğimiz gibi olmalı.

Kitap aynı zamanda doğadan uzaklaşan çocuklarda hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı görülmesi riskinin daha fazla olduğunu yine araştırmalar ışığında söylüyor bize. “Çocuklar, duyularının sağlıklı bir şekilde gelişmesi için, dolayısıyla da öğrenmek ve yaratıcılıklarını geliştirmek için doğaya ihtiyaç duyarlar.” Televizyon ya da ekrandan öğrendikleri herşey çocuklarda sadece iki duyunun işlemesine sebep oluyor, işitme ve görme. Diğer duyular zamanla körleşiyor. Ama doğa bize bütün duyularımızı kullanma imkanı sunuyor. Dokunarak, sesleri duyarak, görerek, işiterek ve tadına bakarak öğreniyoruz. Çocuklar bir ağacın yetişmesine, onun rüzgarda salınmasına , su vermeyince solup gitmesine, ilkbaharda çiçek açıp yazın meyve vermesine, sonbaharda yapraklarını döküp kışın tamamen çıplak kalmasına şahitlik edemezse merhameti nereden öğrenecekler? Bunlara şahitlik edemezse sevgiyi nasıl yüreğinin en derininde hissedecek? Bir ağacı sevmeden insanları nasıl sevecekler? Her geçen gün artan şiddet olaylarına dönüp bir bakın, merhametli, seven, değer veren insan o yapılanları yapabilir mi? Bir cana kıyabilir mi? Bu hiç ağaç görmemiş bir insan merhametsizdir demek değil tabiki ama doğanın iyileştirici gücü inkar edilemez. Çocuklar doğada özgürlük ve yaratıcılık için sınırsız bir alana sahiptir. Hayal güçlerini kullanabilecekleri sınırsız bir alan. Biz yetişkinler kendi hedeflerimiz uğruna zamanla yok ettik doğayı ve çocuklarımızı ekran karşısında bıraktık. Herşeyi ordan öğrensinler istedik ama çileğin ağaçta yetiştiğini düşünen çocuklar var. Çünkü görmediler, bilmiyorlar. Geçenlerde ünlü bir psikolog nar ağacı resmi atmış hesabına ve “İlk defa nar meyvesini ağaçta görüyorum” diye yazmış altına. Hala bu konuda şanslı sayabileceğimiz kesimde yer alan insanlar var tabi ama biz akıllanmazsak onların şansı da pek yaver gitmeyecek bundan sonra. Doğa bizden intikamını çok kötü alacak ve sonunda en büyük zararı yine biz göreceğiz. Bırakın ağaçta nar meyvesini görmeyi belki narı bile bulamayacağız.

Kitap dediğim gibi bu konuda çok güzel bir kaynak. Öğretmenler, veliler için birçok öneri var içerisinde. Son bölümde bir “Arazi Rehberi” bulunmakta. Arazi Rehberi’nde “Tartışma konuları” ve okullarımızda, ailelerimizde ve semtlerimizde sağlıklı çocuk gelişimi için temel önem taşıyan değişiklikleri teşvik etmek adına yapabileceklerimizi anlatan “Yapabileceğimiz 100 Şey” başlıklı bir bölüm bulunmakta. Burada sadece ülke farklılığından dolayı biraz kafa karışıklığı yaşayabilirsiniz. Yazar Amerika’da yaşıyor ve tavsiyeleri doğal olarak kendi ülkesine yönelik. Kuruluş isimleri yer isimleri hep oraya ait. Ama bizimde ders çıkarıp uygulayabileceğimiz birçok nokta var. Alanında kült olan bu eseri mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

 

Bu yazı toplam 5878 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar