1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Dervişin, eşeğini bakıcıya teslim etmesi
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Dervişin, eşeğini bakıcıya teslim etmesi

A+A-

Bir derviş sofi bir hana misafir olmuştu. Kendisine yemek ikram ettiler. Yemeği yedikten sonra eşeği aklına geldi. Hizmetçiye: Ahıra git, hayvana saman ve arpa ver ”dedi. Hizmetçi:  Lâhavle... Bu ne fazla söz! Eskiden beri bu işler benim işim.” Sofi:  Önce arpayı ısla. Çünkü eşek yaşlıdır,dişleri sağlam değil” dedi. Lâhavle. Ey ulu, bunu niye söylüyorsun? Bu hizmet usulünü, hep benden öğrenirler. Önce semerini indir, sırtına da ilâç koy. Lâhavle. Ey hakîm kişi, benim senin gibi yüz binlerce konuğum geldi; Hepsi de yanımızdan razı olup gittiler.Konuk bizim canımızdır,bizdendir. Suyunu ver ama ılık olsun.  Lâhavle. Artık beni utandırıyorsun. Arpaya az saman karıştır. Lâhavle. Bu sözü kısa kes artık. Yerini süpür, taş toprak kalmasın. Islaksa biraz kuru toprak serp. Lâhavle. A babam, lâhavle de! Bir işe yolladığın ehil kişiye az söyle!. Eşeğin sırtını tımar et.  Lâhavle. Baba, artık utan.! Bunu deyip eteğini sıkıca beline doladı. İşte gidiyorum, önce arpa, saman getireyim, dedi ve gitti.  Gitti ama aklına ne ahır geldi, ne de eşek! Yalnızca sofiyi aldattı. Birkaç ipsiz arkadaşının yanına gitti, Sofinin sözlerine gülmeye, onunla alay etmeye koyuldu. Sofi uzun zaman yolculukta bulunduğundan gözlerini yumup daldı, rüya görmeye başladı: Eşeğine bir kurt sataşmıştı. Kurt, sırtından, oyluğundan onu paralıyordu. Uyanıp “Lâhavle çekti. Bu ne biçim saçma rüya, Acaba o şefkatli hizmetçi nerede ki?” dedi. Yine daldı. Bu sefer eşeğini yolda giderken gâh, bir kuyuya, gâh bir çukura düşüyor gördü. Türlü, türlü kötü rüyalar görüyordu. Rüyasında bazen Fatiha suresini, bazen Karia suresini okuyordu. Ne çare? Dostlar kalkıp gittiler. Bütün kapıları da kapadılar” dedi. Yine “O Hizmetçi, bizimle tuz ekmek yemedi mi ki ? Ben ona lütuftan başka ne yaptım, yumuşak sözlerden başka ne söyledim? Aksine o bana neden kinlendi ki? diye söylendi. Her düşmanlığın bir sebepi olur. Ama Hazreti Adem İblis’e ne yaptı ki ona düşman oldu, diye düşündü. İnsan; yılana, akrebe ne yaptı ki onlar, daima insanı sokmak öldürmek isterler! Sonra yine : Böyle kötü zanna düşmek hatadır.. Niye kardeşim hakkında böyle bir zanda bulunuyorum ki, diye söylendi. Sofi vesvese içindeydi. Eşeğe gelince öyle bir haldeydi ki düşmanların cezası da, dilerim böyle olsun! Zavallı eşek; taş toprak içinde, semeri tersine dönmüş, kuskunu kopmuştu. Yol yürümekten ölmüş, bütün gece yemsiz kalmış, kâh can çekişmekte, kâh ölüm haline gelmekteydi. Bütün gece hâl diliyle “Yarabbi! Arpadan vazgeçtim, bir avuç saman olsa da razıyım. Ey şeyhler,bir merhamet edin,bu ham ve edepsiz hizmetçinin elinden yandım” diyordu. O eşeğin çektiği eziyeti duyduğu azabı ancak karada uçan kuş, sele kapılırsa çeker duyar! Nihayet biçare eşek, açlıktan sabaha kadar  yan üstü yattı. Sabah  olunca, hizmetçi gelip hemen semerini düzeltti, sırtına vurdu. Eşekçiler gibi birkaç sopa indirdi. O köpek hizmetçiden ne umulursa eşeğe onu yaptı. Eşek dayağın, şiddetinden sıçradı, kalktı. Dili yok ki halini söylesin! Sofi, merkebe binip yola düzülünce merkep, her an yüzüstü düşmeye başladı. Halk, merkep düştükçe onu kaldırmaya koyuldu. Herkes onu hasta sanıyordu. Birisi kulağını burmakta,öbürü yara var mı diye damağını yoklamakta, diğeri nalında taş aramakta, bir diğeri de gözünü puslu görmekteydi.

Sofiye “ Ey Şeyh, bu ne hal? Dün, şükür olsun, bu eşek kuvvetlidir demiyor muydun?” dediler.

Sofi: “Geceleyin ‘Lâhavle’ yiyen eşek, ancak böyle gider. Merkebin azığı geceleyin ‘Lâhavle’ olur, Geceleyin tespih çeker durursa gündüzün de böyle secde eder, dedi. İbretler: İnsanların çoğu insan yiyicidir. Onların selam vermelerine, tatlı konuşmalarına pek emin olma! Pek çoğunun gönlü Şeytan evidir. İnsan şeytanının lâfına pek kulak asma! Şeytan’ın ağzından çıkan “Lâhavle”ye kanan kişi, savaşta o eşek gibi tepesi üstüne düşer. Dünyada Şeytan’ın şeytanlığına uyan; dost yüzlü düşmanın hürmetine, hilesine kanarsa, O eşek gibi arıklıktan ve sersemlikten İslâm yolunda, Sırat köprüsünün üstünde tepe taklak aşağı düşer.

Kötü dostun işvelerine, cilvelerine aldanma! Yeryüzünde sana kurulan tuzağı gör, emniyetle yürüme. Dost görüne görüne, düşman sürüne sürüne gelir, dikkat et. Dostun postunu yüzmek için kasap gibi sana “Ey can, ey sevgili” diye hitap eder, bu suretle postunu yüzmek ister. Düşmanların afyonunu tadan kişinin vay haline! Aslanlar gibi avını kendin avla. Yabancının yaltaklanmasını da terk et, akrabanın yaltaklanmasını da! Aşağılık kişilerin hürmetini, hatır saymasını, o hizmetçinin hürmeti ve hatır sayması gibi bil. Kimsesiz, gariban olmak,  adam olmayan kişilerin yaltaklanmasından iyidir.  (Mesnevi c.2/ 200 no’lu beyit ve devamı)

Bu yazı toplam 150 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.