1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Dersim üzerinden gol atmak gol yemek (2)
Dersim üzerinden gol atmak gol yemek (2)

Dersim üzerinden gol atmak gol yemek (2)

  Seyyid Rıza’nın mektubu   Zaten bin dokuz yirmi altıdan beri buradaki feodaliteyi bitirmek için, Türkiye Cumhuriyeti’nin plânları...

A+A-

  Seyyid Rıza’nın mektubu   Zaten bin dokuz yirmi altıdan beri buradaki feodaliteyi bitirmek için, Türkiye Cumhuriyeti’nin plânları vardır. Köprü uçurmalar bahane olur. Dersim üzerine ordu saldırıya geçer. Karşı saldırı başlatılınca, ordu önüne geleni, kadın-kız demeden, çoluk-çocuk demeden öldürürler. Karadan tam başarı sağlanamaz. Hava destekli saldırılarla Dersim’in kontrolü sağlanır. Elebaşı Seyyid Rıza vardır. Önce Seyyid Rıza, Suriye’deki İngiliz büyükelçisi vasıtasıyla, İngiltere’ye bir mektup gönderir.  İngilizlerden beklediği yardım gelmeyince, artık sonunun geldiğinin farkına varır.  Görüşme yapmak üzerine Elazığ’a, önce oğlunu gönderir. Arkasından kendisi de gider. Ancak önce oğlu için, arkasından kendisi ve altı arkadaşı için idam kararı verilir. Kararlar infaz edilir. Silahlı karşı koyma ortadan kalkınca, belli başlı ailelerden büyük bir kısmını yurdun doğusuna-batısına mecburi yerleşime gönderilirler. Hatta Kılıçdaroğlu’nun ailesi de Tekirdağ’ın Saray ilçesine gönderilir. Kılıçdaroğlu’nun çocukluğu da oralarda geçmiştir. Şimdi Yılmaz Özdil Hürriyet Gazetesinde 23 Kasım tarihli yazısında anlatıyor. Seyyid Rıza’nın İngilizlere yazdığı mektuba yer veriyor. Seyyid Rıza imzalı yazılan mektup şöyle: “SAYIN EKSELANSLARI. TÜRK HÜKÜMETİ YAPTIĞI ANLAŞMALAR SAYESİNDE DIŞ BASKILARDAN KURTULDU. DERSİME GİRMEYE KALKIŞTI. TÜRK ORDUSUNU BAŞARISIZLIĞA UĞRATTIK. DİRENİŞİMİZ KARŞISINDA TÜRK UÇAKLARI BOMBALAMAYA BAŞLADI” diyor. Vaziyeti anlatıyor. Devamla: “SAYIN EKSELANSLARINA SESLENİYORUM. HÜKÜMETİNİZİN MANEVİ ETKİSİNDEN KÜRT HALKINI YARARLANDIRMANIZI İSTİRHAM EDİYORUM. EN DERİN SAYGILARIMIN KABÜLÜNÜ RİCA EDİYORUM. İMZA: SEYYİD RIZA Belge ingiliz Arşivleri. FO371/20864/E5529 Dersim olayları 1936 da başladı. 1937 ve 1938 de devam etti. 1939 da bitti. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Başbakan Celal Bayar’dır. Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak’tır. Devamında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür. Bu olayda Cumhuriyet Halk Partisi’nin gocunacak bir tarafı var mıdır? Zaten ülke tek parti tarafından yönetilmiyor mu? Yani o dönemde Cumhuriyet Halk Partisi, aynı zamanda devlet değil midir? Dersim ve çevresinde otoriteyi kurmak devletin görevi değil midir? Devlet, yurdun her bir bölgesine, Cumhuriyet yönetiminin öğretmenini, valisini, kaymakamını, doktorunu, hakimini gönderir. Ancak devletin görevlilerinden hiç kimseyi Dersim’e sokmazlar. İçlerinde barındırmazlar. Bu hoş görülür bir durum mudur? Devletin görevi buradaki feodal ilişkiyi, görüşerek-konuşarak aşabilme şansı yoksa, zorla da olsa, oralardaki asayişi sağlamak istemesi ve otoriteyi sağlaması suç mudur? Ancak Seyyit Rıza tüm umutlarını kaybettikten sonra görüşmeleri kabul etmiş. Olayların durmasını ve ölümlere son verilmesini istemiş. Fakat O’nun sözleri inandırıcı bulunmamış. Halkın tümü teslim alınıncaya kadar harekata devam edilmiş. Sürgünler gerçekleştirilmiş. Annesiz babasız çok çocuk ortada kalmış. Bu çocuklar çoğunluğu subay olmak üzere, bürokratlara evlatlık olarak verilmiş. Bu acılar içinde pek çok çocuk, gözyaşları içerisinde kardeşlerinden ayırılmış. Kalanlar da acıların en büyüğünü yaşamışlardır. Dersim, tarihimizin sayfalarında acı, ama gerçek bir tablo olarak yerini almıştır. Asım Atabey - asimatabey@ilgazetesi.com.tr

Bu haber toplam 334 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.