1. HABERLER

  2. SPOR

  3. DERDİ VAR ŞAİRİN HAYAT ÖYKÜSÜ-RABİA TAŞDEMİR
DERDİ VAR ŞAİRİN HAYAT ÖYKÜSÜ-RABİA TAŞDEMİR

DERDİ VAR ŞAİRİN HAYAT ÖYKÜSÜ-RABİA TAŞDEMİR

Bin dokuz yüz elli bir yılında Yozgat’ın Sorgun’un Küçüktaşlık köyünde dünyaya gelen aşık ilk okulu köy okulunda bitirmeye çalışırken zaman...

A+A-

Bin dokuz yüz elli bir yılında Yozgat’ın Sorgun’un Küçüktaşlık köyünde dünyaya gelen aşık ilk okulu köy okulunda bitirmeye çalışırken zaman zamanda çiftçi olan babası Muhittin’e yardım ediyor, tarla, bağ bahçe işlerinde boş kalan zamanını babasıyla çalışarak geçiriyordu. Aşık oldukça yaramaz deli dolu bir çocuktu. Bazen babası ona söz geçiremiyordu. Bu duruma üzülen anne aşığa sınır koyuyordu ama dinleyen kim. Daha o yaşlarda sazla sözle ilgilenen aşığın ilerde bir şair, bir ozan olacağı belliydi ama çocuk olduğu için henüz bir adım ileri gidemiyordu. Yıllar su gibi akıp gidedursun aşık ilkokulu köyde bitirdikten sonra orta okulu ve liseyi  Sorgun’da okumaya başladı. Daha o yıllarda henüz çocukken emmi kızı Urguya’ya sevdalanmıştı. Aşık daha küçük yaşlarda iş hayatına atılıp şoförlük yapmaya başlamıştı. Uzun yollara gidiyor İzmir, Sivas, Van, Diyarbakır memleketin her yerine yolcu taşıyordu. Bu ara on sekiz yaşlarına gelmişti ki babası ondan müsaade bile almadan diğer emmi kızı ikbal ile aşığa  söz keserler. Aşık bunu duyunca deliye döner çağırır annesini.  Bu nasıl iştir ki ben Urguya’ya sevdalıyım, siz gittiniz bana İkbal’ı aldınız. Olmaz böyle bir şey dese de baba Muhittin restini çeker. Bu durum karşında çaresiz kalan aşık emmi kızı Urguya’yı alır kaçırır evine getirir getirmesine ama bunu duyan baba çok öfkelenir ve gerisin geri canı gibi sevdiği kardeş kızını eliyle götürüp teslim eder. Ailesine aşık bu durum karşında mücadele etse de bir şey gelmez elinden İkbal’le düğünleri yapılır nikahları kıyılır o günden sonra hayat zindan olmuştur aşığa. Bazen eşine şöyle dörtlükler söyleyen aşık mutsuzluğunu dile getirir. İki ayrı somyamız var Ayrı ayrı yatarız biz Muhabbeti kuramazsak Birbirimize çatarız biz Evlilikte beklediği mutluluğu bulmaz bulamaz ama yine de bu evlilikten beş kız bir oğlan çocukları dünyaya gelmiştir. Aşık deli dolu yaşamayı seven çılgın bir gençti. Arada bir alkol de alıyordu. Anne buna müdahale etse de yolların yorgunu ne yapsın kendini alkolle avutuyordu. Aradan bir kaç yıl geçmişti. Çoluk çocuk büyüyüp okul çağlarına gelmişti. Aşık yine bir Diyarbakır seferine çıktığında otobüsüne bir bayan öğretmen biner. Arabanın lastiği patlayan şoför aşık arabayı bir kenara çekerler ve bir kafede salep içerler. Bayan öğretmen sema salebin ücretini vermek istediğinde şoför aşık olmaz der. İç Anadolu’da erkek dururken bayan para ödemez diye ücretini kendisi öder. Daha sonra lastik tamir edildi diye haber gelince şoför yolcuları duraklarına bırakır. Bu kızın hayali aşığın gözünden bir türlü gitmiyor, aklı onda kalmıştı. Mektuplar yolluyor, selamlar salıyo,r görüşmek istediğini niyetinin kötü olmadığını bildiriyordu. Nihayet bir gün yine bir kafede karşılaşırlar. Sema ile orada biraz muhabbet ederler. Arkadaşlıkları güzel devam etmektedir. Bazen telefonla konuşurlar, bazen denk geldikçe buluşarak hasret gideren ikili kendi aralarında karar verirler, evlenmeye ailesinden habersiz aşıkla imam nikahı kıyan öğretmen Sema tayinini Yozgat’a aldırır. Orada Sema’ya bir ev tutan aşık onunla gizli gizli evlik hayatı yaşamaya başlarlar. Sema’dan bir oğlan ve bir kızı dünyaya gelir. Sema’yla dört ve ya beş yıl evli kalan aşık bu günlerin anısını hala içinde taşımakta ve özlemini unutamamaktadır. Sema’nın kardeşleri bu durumu öğrenince Sema’yı alıp götürürler. O yıllarda hala töreler konuşmaktadır aşık ne yaptıysa da Sema’yı kardeşlerinden alamaz çocuklarıyla birlikte sırra kadem basan Sema yıllarca  nerde olduğu belirsiz yaşamaktadır. Aşık yıllar geçmesine rağmen onu sevmekten ve aramaktan hiç vazgeçmemiştir.  Şimdi ikinci evliğini yapan Sema Bursa’da yaşamaktadır. Sema’nın kızı serpilmiş büyümüş bir genç kız olmuştur. Oğlu da Diyarbakır’da kendi memleketinde şoförlük yaparak hayatına devam etmektedir ama babasıyla görüşmeyi dayılarının baskıları yüzünden kabul etmemektedir. Kızı ise babasının öldüğünü zannederek hayatına devam etmektedir. Bu arada aşık semaya şöyle bir şiir yazar. Bir zamanlar hayat sürdük seninle Ayrılık araya girdi neyleyim Ne günler yaşayıp gördük seninle Kader sillesini vurdu neyleyim Öte yandan aşığın eşi İkbal’den olan çocukları büyümektedir ama oğlu öyle hayırsız çıkar ki babası ne yapsa da onu dolu dizgin yaşamdan alıkoyamaz. Bu arada aşık şiirlerini bin dokuz yüz altmış dokuz yılında güncelleştirmeye başlamıştır. Saz çalmayı çok seven aşık annesi izin vermediği için bir türlü saz çalamıyordu. Bir gün yine aldı sazını eline dışardan hışımla gelen anne ben sana bu sazı bırak demedim mi diye elinden aldığı sazı yere çalarak parçalar ve bir daha saz çalarsan sana hakkımı helal etmem der. Bunun üzerine annesine söz veren aşık bir daha eline saz almamıştır ancak hala beste yapıp cd dolduran aşık şiirlerine de devam etmektedir. Kader aşığın peşini bir türlü bırakmıyordu. Oğlundan sık sık darbe alan aşık bir taraftan da müteahhitlik yapmaktaydı. Yap sat işleriyle uğraşıyordu. Oğlunun borçlarını ödemekten yorulan aşık çaresizdi ama ne yapsın evlattı. Bu koşacaktı peşinden koştu da kızlarını evlendiren aşığın sıra oğluna gelmişti. Oğlunu hayırlı bir kısmet bulup evlendirmişti ama yine de oğlu değişmemişti. Değişmiyordu açtığı işlerde sebat etmiyor başladığı işlerde düzenli çalışmıyor sürekli senetli sepetli işlerle uğraşıp borç açıyor aşık da bunları ödemek için çalışıp çırpınıyordu. Bir bu arada köyünde muhtarlıkta yapan aşık çiftçilikle de uğraşır tarla tapan işlerine koşuyordu. Hayatı yalnız kazanan aşık yine yalnız yaşamaya mahkumdu. Sanki eşi İkbal’le bir türlü anlaşamıyor her sözlerinin ardında mutlaka kavga ediyorlardı. Sema’yla geçen dört yılın özlemi aşığı kasıp kavuruyordu. Halen Yozgat’ın Sorgun ilçesinde yaşayan aşık Sorgun dernek başkanlığı yaparak şiir hayatına devam etmektedir. Aşık oğluna da şöyle bir şiir yazar. Ne yapsam da sana karşı koyamam Gücüm yetmez oldu vaz geçtim oğul Ben insanım gözlerini oyamam Gücüm yetmez oldu vaz geçtim oğul   İnceden eletin sırça dokuttun Hayat mektebinde beni okuttun Elalemin ellerine bakıttın Gücüm yetmez oldu vaz geçtim oğul   Çok büyük tüccarsın hava atasın Yirmi beşe alı beşe satarsın Vade uzun sürmez çabuk batarsın Gücüm yetmez oldu vaz geçtim oğul   Akıl sordun hep yadı yabana Büyüdün ya danışmazsın sen bana Bir gün muhtaç olun kara sabana Gücüm yetmez oldu vaz geçtim oğul   Hep kendi kendiyin yolunu kestin Günde yedi sefer barışıp küstün Aşık İdris derki bana mı kastın Gücüm yetmez oldu vaz geçtim oğul

Bu haber toplam 174 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.