1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Davosta tarihi olaya gerçekçi bakış
Davosta tarihi olaya gerçekçi bakış

Davosta tarihi olaya gerçekçi bakış

Başbakanın Olumlu Jesti İhtiyarları Rahatsız Etmiştir Davos Zirvesinde çok önemli olaylar gelişti. Bu gün Türkiye ve dünyada yaşanan ekonomik kriz,...

A+A-
Başbakanın Olumlu Jesti İhtiyarları Rahatsız Etmiştir Davos Zirvesinde çok önemli olaylar gelişti. Bu gün Türkiye ve dünyada yaşanan ekonomik kriz, ayrı-ayrı ülkelerde sanayi ve fabrikaların kriz rüzgârına kapılarak kapanması, dünyadaki işsizlik ve saire var iken bu gün dünya basınının gündeminde Davos'ta yaşanan olaylar konuşulur. Dünya basını gibi Türkiye'deki gazetelerde de, T. C. Başbakanı, Sayın Recep Tayip Erdoğan'ın Davos'taki Gazze toplantısını terk etmesi tartışılır. ABD ve AB ülkeleri gazetelerinde Sayın Recep Tayip Erdoğan'ın bu davranışı iki yönden ele alınır. Birincisi, Batılı devletlerde, siyasi çevrelerde bu davranışın şok yankı uyandırdığını görüyoruz. Avrupa gazetelerindeki yazılarda şu endişeler vardır: "Sayın Başbakan Ortadoğu'da söz hakkını kayb etmiştir", "İsrail Cumhurbaşkanı, Sayın Peres'in sert, yüksekten konuşması, T. C. Başbakanı Sayın Erdoğan'ı çileden çıkardı", "Sayın Erdoğan Hamas'ın savunucusudur", "Türkiye-İsrail İlişkileri bu tartışmadan büyük zarar görmüştür" ve saire ve ilahır yorumlar yapılıyor. Öte yandan bütün Müslüman dünyasında, Arap ülkelerinde, Sayın Erdoğan halk kahramanı ilan edilmiştir. Bana gtöre de doğru yazıyorlar. Gazetelerin biri aynen şöyle yazıyor: "Cemal Abdul Nasir'den sonra Arap dünyası kendi liderini bulmuştur", İran devlet adamları "Sayın Erdoğan'a dünya Nobel ödülü verilmelidir" diyor, bu yönde savunmalar yapılıyor. Zaten gerçek liderdir ve Nobel ödülünü de hak ediyor. Sayın Erdoğan, Türk Dünyasının Gerçek Kahramanıdır Aslinde bütün bu haberlerde az, ya büyük ölçüde gerçeklerin olduğunu görmekteyiz. Fakat hayat fevkalade mucizelerle, beklenmedik hadiselerle hafızalarda iz bırakmağa devam ediyor. Bu gün Ergenekon adı altında geniş kapsamlı hukuki çalışmalar var iken, tutuklamalar sürürken; öte yanda dünyadaki ekonomik krizin rezaletleri dünya ülkelerini abluka altına almış, sanayi ve fabrika sahiplerinin de yüz binlerle insanları sokaklara bıraktığı şu günlerde bütün bunlar bir kenara bırakılmıştır; sanki Davos'ta dünya savaşı başlamıştır, diye heyyyy... yazıyorlar, çiziyorlar, basında ve TV'lerde her gün konu tartışmalara neden oluyor, olumlu, olumsuz eleştiriler baş alıp gidiyor. Özellikle CNN, NTV gibi büyük kitlelere hitap eden TV'lerde, yaşlı, eski Büyükelçilerin, diplomatların konuşmaları hiç de Türkiye'nin lehine olmadığını görmekteyiz. Her zaman olduğu gibi ekrana ilk konuşanlardan İlter Türkmen'i izledim. Başbakan, Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştiriyordu, onu dinlerken aklımdan şunlar geçti: "Sayın Türkmen, Gazze'de yaşanan trajediyi, çocukların, yaşlıların ağır silahlarla, vahim mermilerle öldürüldüğünü tamamıyla unutmuş, sadece Sayın Erdoğan'ı sevmediğinden yola çıkarak eleştiriler yapıyor: "Büyük hataydı... Toplantıyı terk etmemeliydi", "Türkiye'nin imacı zedelenmiştir", "ABD ve İsrail'le ilişkiler bozulacaktır...", "Emin hanım neden ağlıyordu?" gibi sözler sarf ediyordu. Ama bir kere olsun, "Evet, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıradan biri değildir, dürtülemez, sırtına el konulmaz, demedi. Onun sırtına kimse dokunamaz, demedi. Çok yazık. Bana göre Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına çok büyük hakaret edilmiştir. Kocaman bir Devletin Başbakanının sırtına, omzuna dokunulamaz, el ile taciz edilemez! Sayın Recep Tayip Erdoğan'a uzanan el, 71 buçuk milyona uzanmıştır demektir. Biz buna nasıl izin vere biliriz? Bunu nasıl anlayalım? Kim bu gazeteci? Hadi, gitsin bu hareketi Sayın Barak Hüseyin Obama'ya yapsın, yer yerinden oynar. Dürtüler, dokunmalar, el ile tacizler her adamı çileden çıkarır, hatta İlter Türkmen'i bile rahatsız eder. Türkiye'de yaşayan her vatandaş bunu böyle anlamalıdır. Türk İnsanının Onuru Küçümsendi Ta Osmanlı İmparatorluğu zamanından başlayarak, Atatürk'ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetinde ve günümüzde, ister Ermeniler, isterse Yahudiler eşit olarak yaşamaktalar ve her bir Türk vatandaşı gibi burada yaşayan azınlıklar da, bizler gibi aynı haklara sahipler, özgürce yaşamlarına devem ediyorlar. Bunları İsrail devleti bilmiyor mu? Biliyor elbette. Bazı eski diplomatlardan, Sayın Başbakanı eleştiren bazı kişilerden soruyorum, siz İsrail'in ve ABD avukatlığını mı yapıyorsunuz? Türkiye-ABD ve Türkiye-İsrail ilişkileri zaten sağlam zeminde devam ediyor ve edecektir. Bunu Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı, Sayın Cemil Çiçek açıklamış oldu. Türkiye'de anti-semitizm bir kere yoktur, demokrasi burada hâkimdir. Yahudiler sorumlu değiller, vahşeti İsrail devleti yaratmıştır. Davos'ta, Gazze toplantısında yaşanan olay farlı bir konudur ki, gerçekten de objektif olarak tartışıla bilir, devletlerarasındaki ilişkiler ise farklıdır, zarar görmez, diye düşünüyorum. Çünkü Davos toplantısında, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına karşı edepsizce, terbiyesiz ve kaba bir davranışta bulunulmuştur. İlk önce bunların tartışılmasını doğru buluyorum. Bir Ermeni kökenli, gazetecinin bir kere Sayın Recep Tayip Erdoğan'ın isteği üzerine organizasyona neden ev sahipliği yapıyordu? Onun bu işle ne alakası vardır? İstek Türkiye Başbakanından olmuştur: "Gazze Orta Doğu'da Barış Modeli" oturumunu isteyen Sayın Erdoğan olduğu için, yapılacak işler şöyle olmalıydı; kurmayları programı takipçisi olacaklardı. Kaç dakika Peres, kaç dakika Erdoğan konuşmalıdır; sonra, kaç dakika karşılıklı cevap hakkı tanınmalıydı ve saire. Fakat bunların yapılmadığı anlaşılır. Son dakikada Foruma Başkanlık yapacak kişi Klaus Schwab yerine Davıd Ignatius'un seçilmesi de hataydı. Olayı yaratan da İgnatius idi ve bana göre Sayın Erdoğan'ın avukatları bu adamı mahkemeye vermeliler, bu adama karşı maddi-manevi tazminat davası açılmalıdır. Çok da yerinde olur. Başbakan, Dünya Müslümanların Onurunu Savunmuştur. Burada şu anlaşılır: Ermeni asıllı bir gazeteci Davıd taraf tutuyor, çünkü çocukların öldüğünü anlatan Sayın Erdoğan'a gülerek bakıyordu. Gazetelere bu resim manşet olmuştur. Adam resmen sırıtarak gülüyordu, gâh elini Sayın Erdoğan'ın sırtına, omzuna uzatıyordu, Sayın Erdoğan'ı resmen sinir ediyordu ve bundan da haz alıyordu. Olay bu. Bunu bütün dünya izliyordu. Eski Büyükelçilerimiz bunu neden dile getirmiyorlar? Sizler Başbakanın yerinde olsaydınız, bu el, kol tacizine, dürtülere ne derdiniz? Susup oturacaktınız ve Sayın Peres oturumdan kahraman olarak ayrılacaktı. Öyle mi? Bir kere Sayın Peres'e 25 dakika konuşurken, moderatör dikkatle, ciddi yüzüyle dinliyordu. Fakat Başbakan 12 dakika konuştu. Kendisine cevap hakkı tanınmadı ve konuşurken, moderatör, edepsiz adam, tüm etik ve ahlak kurallarını çiğnedi, yüzü hep gülüyordu, sanki alay ediyordu Sayın Erdoğan'la. Şahsen ben bu sahneyi şiddetle kınıyorum. Bu sahneyi izlerken orada olmak, kuliste bu adamı rezil etmek içimden geçti. Bu adam davranışlarıyla, hareketiyle Türk düşmanlığını sergilemiş oldu, diye düşünüyorum. Aksi halde önünde oturan şahsın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olduğunu unutmamalıydı. Unuttu mu derseniz, acaba? Hayır, bana göre ne yaptığını iyi biliyordu bu amatör aktör. Moderatör değil, amatör aktör olan kişi, bu Forumda Sayın Erdoğan'ı küçük düşürmeye teşebbüs göstermiştir ve hakkında dava açılmalıdır. Bu forum onun sayesinde olay haline gelmiştir, Gazze'deki şiddet bir kenarda kaldı, şimdi her kes, almış kalemi eline, eleştiri yapıyordur; yok Erdoğan, terk etmemeliydi toplantıyı, yok sinirlenmemeliydi... Emine hanım neden ağlıyordu? Emine hanım gerçek, saf ve dürüst hanım efendi kadındır ve doğal olarak öldürülen çocuklar için, evleri duman olan insanların acısını paylaşıyordu ve ağlıyordu. Bizim tüm aile Gazze'deki insanların acılarına dayanamadı, gözyaşı akıttık. Ya da taş kalpli olmalısın, moderatör gibi, Peres gibi... Bütün Türkiye sokaklara neden döküldü? ve saire gibi türden. Bana göre Sayın Erdağan'ın hareketi şık olmuştur, kalkıp kibarca moderatör hainin yanından uzaklaştı, onu Sayın Peres'le yüz yüze bırakı verdi. Şık bir davranış diyorum. Kendisine yakışanı yaptı, Dede-Korkut Beyleri gibi davrandı. Bir başkası olsaydı, kuliste bu adamın suratını şirkin edecekti. Böyle çirkin adama da bu yakışıyordu... Sayın Peres, Kiminle Konuştuğunu Anlamalıydı Sayın Peres de haddini aştı diye düşünüyorum, çünkü yüksek sesle, önünde öğrencisi oturuyormuş gibi, aralıksız Sayın Erdoğan'a taraf dönüyor, parmak işaretleri yapıyordu... Ben kendimi tuhaf his ettim, karşısında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının oturduğunu sanki unutuyordu. Nasıl bir cesaret bu? Türkiye-İsrail ilişkileri yüksek düzeydedir ve devam edecektir; Türkiye bir yandan Hamas'la, öte yanda Suriye ile temas ediyor, Ortadoğu Barış için elinden gelen yardımları yapıyor. Şimdi bunları yaparken, bir de Peres'in yüksek sesle nasihatini mi dinlemeliydi? Aksine, İsrail'in Türkiye'den barış felsefesini öğrenmesi lazım. Bunu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, hâlâ 1921 yılında, "Yurtta sulh, Cihanda Sulh" beyan etmiştir ve 80 küsur yıldır Türkiye barış içinde yaşamaya devam ediyor, bölgede barışı elinde tutuyor. 1948 yılında Paletsin topraklarına gelmişler, yeni İsrail devletini kurmuşlardır, bir nevi diktatör Lenin'in, bin yıllarla dede-baba topraklarımız olan Batı Azerbaycan'da, Ermenistan oyuncak devletini kurduğu gibi... Ermeniler de bizim topraklara tecavüz etmişlerdir, Azerbaycan'ın beşte biri işgal altında ve dünya susuyor. Gazze'de insanlar ölüyor, dünya İsrail'in yanında? Anlayamıyorum? Dünyanın neresinde oluyorsa olsun, insan öldürmeye karşıyım, zulüme karşıyım, savaşa karşıyımdır. Dünya çok güzel, ömür çok kısa, her şeyi oturup konuşmak gerekmez mi? Türkiye, Geleneklerine Bağlı Muhteşem Devlettir İsrail dış işleri Bakanı, hanım efendi, TV'de dedi ki: "Türkiye İsrail'e saygı göstermelidir"(???). Meğer, Türkiye, İsrail için Suriye Başkanı ile, halkın yüksek desteğiyle seçilmiş Hamas ile arabuluculuk yapmadı mı? Türkler, mert, cesur, adil ve kahraman millettir, bunu iyi anlamalılar. Bu ne biçim bir ifade, anlayamadım. Bölgede barışı, sulhu savunan tek ülke zaten Türkiye'dir, görmüyor musunuz, hanım efendi? İsrail'i sırtımıza mı almalıyız? Sizin askerler tankların üzerinde çolum çocuğa mermi yağdırıyor, insanlarınız kenardan seve seve Müslümanların öldürülmelerini kâh kahla, sevinerek izliyorlardı. İsrailliler, çocuk, yaşlı, TV ekranlarında, savaşı uzaktan büyük coşku ve sevinçle, gülerek isledikleri beni hayrete düşürdü. İsrailli çocukların, Müslümanlara karşı kin, gazap ve hiddet, nefret duygularıyla büyüdüklerini düşündüm, çünkü Gazze'deki savaşı uzaktan izlediklerinde yüzlerindeki sevinci gördüm... Çok düşündürücü sahnelerdi... Sizin için Türkiye devleti her şeyi yapıyor, ama siz öldürülen çocukları, elleri, ayakları kopmuş Müslüman insanların ölülerini hiç görmek istemiyorsunuz? Neden hanım efendi? Şimdi başa dönelim, sabırla, soğukkanlı halde düşünelim. İsrail, Gazze'ye bin tonlarla bomba atmıştır. Bin beş yüz yaşlı, çocuk, kadın erkek öldürülmüştür, okullar, hastaneler, evler, yollar dağıtılmıştır. Her gün bu sahneleri TV ekranlarından izliyoruz. Hamas'ın atmış oldu ğu raket, karınca büyüklüğünde ve kimse bu raketlerden ölmemiştir, yazılıyor. Fakat uzay gemisi şeklinde ışık şuaları saçan kocaman mermiler atılıyordu. Bu sahneleri her gün görüyorduk. Nobel Barış ödüllü bir barış insanı olarak Sayın Peres'in kalbi sızlamadı mı? Eğer, her iki taraf savaşıyor ise meselenin şekli değişiyor. O zaman ölü sa yısı da neredeyse eşit olmalıydı. İsrail tarafından 13-15 kişi ölmüştür. O zaman akla şu gelir, bu bir zülümdür, vahşettir, Müslüman düşmancılığıdır. Gelecek yaşamları için olumlu adım değildir. İsrail devleti bu politikadan el çekmelidir.erdogan2 Peres'in yumuşak, sabırlı, uygar bir zahiri görünüşü vardır, sakin adam olsa bile, ölmüş, parçalanmış çocuklar için kalbi sızlamıyor ise, demek ki acımasızdır, resmen zülüm yapıyordur. Bunu Türkiye'de yaşayan Yahudiler de söylüyorlar. Adam öldürmek Tevtar'ta da yazıldığı gibi bir s uçtur, Yahudi arkadaşım da böyle diyor; oturup konuşun, iki devlet bir arada yaşamak durumundalar. Öldürmeyin, yeter artık, lütfen. Hamas da, İsrailde öldürmekten öte, oturmalılar, konuşmalılar, anlaşmalılar. Önlerinde kocaman Türkiye devleti vardır, arabuluculuk yapıyor ve ileride de bu missiyasına devam edecektir. Davos'da Azerbaycan Cumhurbaşkanı, Sayın İlham Aliyev de iştirak edi yordu. Sayın İlham Aliyev'in TV'deki konuşması da büyük ilgiyle karşılandı ve Davos'tan tüm dünyaya Ermeni zulmünü anlattı. Tüm dünyaya fevkalade olumlu mesaj verdi: "Evet biz Ermenistan ile komşuyuz, fakat düşüncelerimiz, fikirlerimiz ise uzaktır", dedi. Sayın Cumhurbaşkanımız gayet doğru söylemiştir. Topraklarımızın beşte biri işgal altında, BM almış olduğu 4 karara uymayan bir işgalci ülke ile barış mümkün mü? Türkiye Başbakanı sayın Recep Tayip Erdoğan Davos'ta Garabağ konusunu yeniledi, "Haydar Aliyev'in Aynı Millet, İki Devlet" sözlerini hatırlattı. Şimdi gerisini Ermenistan devleti düşünecektir. Köşeye sıkışmış, dünyadan tecrit olunmuş durumda, yurt dışın lobisinden gelecek yardıma muhtaçlar. Akıllarını toplamalılar, oradaki sivil halk da barış ve refah arzuluyor. Davos'da tarihi bir olay yaşandı ve tüm Müslüman dünyası Türkiye Başbakanının olumlu davranışını, Arapların hak ve özgürlüklerini savunduğunu alkışlıyor. Sayın Erdoğan, gerçek bir Arap dünyası lideri oldu, Türkiye Cumhuriyetinin onurunu, kudretini yüceltti. 0dfg3 Tanrı sizi korusun Sayın Recep Tayip Erdoğan! Tanrı Türkiye Cumhuriyetini korusun. Prof. Dr. Eflatun NEİMETZADE Yeni Azerbaycan Yardımlaşma ve Kültür Derneği Genel Başkanı, Azerbaycan "Naxçıvan" Gazetesi, ATXEM ve "KÜR-XAZAR" Cemiyetleri Türkiye Temsilcisi. Ankara.
Bu haber toplam 249 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.