1. YAZARLAR

  2. AHMET ÖZKAN

  3. Cumhuriyetin Göz Işığı Köy Enstitüleri
AHMET ÖZKAN

AHMET ÖZKAN

Öğrenci
Yazarın Tüm Yazıları >

Cumhuriyetin Göz Işığı Köy Enstitüleri

A+A-

ÖĞRENCİ GÖZÜNDEN

kose-yazisi--ahmet-ozkan2.png

İlhan Selçuk diyor ki: “Eğer Köy Enstitüleri yöntemleri yürütülseydi, eğer Köy Enstitüleri devam etseydi, bugün Türkiye’de okuma yazma bilmeyen vatandaş kalmayacak, kafası ışımayan köylü çocuğu mumla aranacaktı.” Evet, aynen öyle olurdu, keşke zamanında değer verseydik böyle güzel işlere, Türkiye Cumhuriyeti işte o zaman istikbale daha iyi yükselecekti, -Köylü Milletin Efendisi(Mustafa Kemal Atatürk)- olacaktı.  1935 yılında köylerde okul sayısı yoktu. Bazı köylerde bulunan okullara şehirden öğretmenler gelmektedir, ama köy hayatına alışamayıp hemen pes ediyorlardı. Aralarından bir köylü çocuğu olan İsmail Hakkı Tonguç, Köy Enstitüsünün kurucusu olacaktı. İsmail Hakkı Tonguç'un Köy Enstitüsünün işine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ise destek olmuştur. İsmail Hakkı Tonguç'un Köy Enstitüleri ile ilgili sözlerini şu şekildedir:  “Köy meselesi bazılarının zannettikleri gibi mihaniki surette köy kalkınması değil, manalı ve şuurlu bir şekilde köyün içten canlandırılmasıdır. Köy insanı öylesine canlandırılmalı ve şuurlandırılmalı ki, onu hiçbir kuvvet yalnız kendi hesabına ve insafsızca istismar etmesin. Ona esir ve uşak muamelesi yapamasın. Köylüler şuursuz ve bedava çalışan birer iş hayvanı haline gelmesinler. Onlar da her vatandaş gibi, her zaman haklarına kavuşa bilsinler. Köy meselesi, köyde eğitim problemleri de içinde olmak üzere bu demektir...”( Aysal, s. 270 - İsmail Hakkı Tonguç, İlköğretim Kavramı, s. 212) İsmail Hakkı Tonguç, okur yazar bilen, askerliğini yapmış olan gençlerden bir grup seçer ve seçtikleri gençlere Eskişehir Çifteler Çiftliği'nde bir kurs açar. Bu kursu tamamlayan gençler ise aylar sonra köylerde görevlendirilmiştir. Köylere giden öğretmenler köyde olan sağlık problemini gerekli kişilere bildirecektir, tarım teknikleri öğretmek gibi şeyleri öğretmek zorundaydılar.( Aysal, s. 271,.272) Köy Enstitülerinde okuyan gençler birçok etkinlik yaparlardı. Öğrencilerden hepsi halk oyunları gibi bir bölüm seçer ve o bölüme göre gelişip ilerlerdi. Eğitmenler ise okuyan öğrencilerin seçme isteğine dikkat ederlerdi.( Yıldız, Akandere, s. 296) Halk oyunları gibi veya tiyatro gibi etkinlikler dışında yazar kısmında iyi olan öğrenciler enstitülere ait dergisinde yazılar yazıp bu dergide paylaşırlardı. Köy Enstitülerinde öğrencilerin kitap okumasına da büyük bir önem verirlerdi. Öğrencilerin daha çok bilgili olmaları için, daha çok bir şeyler bilmeleri için, okuma yazma oranı artması için okumaya önem veriyorlardı.( Yıldız, Akandere, s. 298, 299) Yukarıdaki yazdıklarımdan –Köy Enstitülerinde- yapılan güzel işlerden birkaçı, daha öğrencilerin yaptığı birçok güzel ve becerikli işler vardı. Talip Apaydın –Köy Enstitüsü Yılları- isimli kitabında şu cümleleri kuruyor: “İç çamaşırlarımızı aldık. Kalın ketenden pantolon, gömlek verdiler. Birer çift de asker potini, iplik çorap… Hiç unutamam, banyodan sonra bunları giyince nasıl bir rahatlık duymuştum” diyor. İşte gariban halk çocuğu, yüzleri kavrulmuş köylü çocuğu bu kıyafetleri görünce öyle bir sevinmişlerdir ki. Bırak üstü, onlar okula gitmeyi bile çok istemişlerdir ve bu durum köylerde yine var, binlerce pırlanta gibi gençler okula gidememektedir.  Fay Kirby –Köy Enstitüleri- ile ilgili şu cümleleri söylemektedir:  “Köy Enstitüleri hiçbir yerden kopya edilmemiştir, tümüyle ulusaldır. Köy Enstitüleri hiçbir yabancı düşünceye borcu yoktur ve Tonguç’u şuna benzetmek onun büyüklüğüne bir şey katmaz…” (Fay Kirby) Cumhuriyet ilan edildiği zamanlar halkın çoğu yaklaşık olarak köylerde yaşıyordu ve köylerde okul yoktu. Köy Enstitüleri işte bu yüzden kuruldu, çağdaş bir eğitim için kuruldu. Köy Enstitülerinden yazarlar, ressamlar ve şairler çıktı. Örnek olarak; Talip Apaydın gibi kişiler -Köy Enstitülerinden- çıktı. Köy Enstitülerinde okuyan öğrenciler okuldaki her işi kendileri yapardı. Buğday ekip fırınlarda kendileri ekmek yapardı, çukur kazardı, kendi yaptıkları binalarda okurlardı, yakın köylere gidip köylülere yardım ederlerdi ve daha birçok işi kendileri yaparlardı.  Şu zamanda köylerde okula gidemeyen öğrenciler var,  maddi durumu yetmediğinden okuyamayan pırlanta gibi gençler var lakin bu –köy enstitüleri- kapatılmasaydı köylerde okula gidemeyen genç kalmayacaktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: “Köylü Milletin Efendisi” olacaktı, fakat olamadı. Kaynakça: 1- Nihal Yıldız, Osman Akandere, Köy Enstitülerinin İdeolojik Yapısı, Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi, s. 296, 298, 299 2- Dr. Necdet Aysal, Anadolu'da Aydınlanma Hareketinin Doğuşu: Köy Enstitüleri, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S 35-36, Mayıs-Kasım 2005, S: 267-282, s. 270, 271, 272) 3- İsmail Hakkı Tonguç, İlköğretim Kavramı, s. 212

kose-yazisi--ahmet-ozkan3.png

Bu yazı toplam 1164 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.