1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. CORONODA KIŞA HAZIRLIK
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

CORONODA KIŞA HAZIRLIK

A+A-

 

lutfi-daloglu.jpgDenize düşen yılana sarılır” sözünü yaşadığımız zor günlerden geçiyoruz. Corona belası giderek artıyor… Her önüne gelenin ahkam kesmemesi gereken bir süreçten geçiyoruz. Biz bilim adamlarımıza ve doktorlarımıza güvenmeliyiz.   
     Ege Üniversitesine okumak için, Kayseri’den İzmir’e hareket etmiştim. Kalacak yerim olmadığı için, okulumuzun bulunduğu Bornova’daki öğrenci yurduna giderek yerleşmiştim. Detaylara fazla girmeden kısaca anlatarak geçeyim. Tanıştığım ve bana yardımcı olan arkadaşlardan, tıp 5 sınıfında okuyan, şimdi Kayseri’de Fizik Tedavi doktoru olan Kayseri’li Lütfi Daloğlu’nun facebook’ta okuduğum yazısını sizlerle paylaşmak istedim. 
     Yazıyı okuyunca da yine eski günlerimiz geldi gözlerimin önüne!
     Lütfi arkadaş, farmakoloji dersinden sınava girecekmiş. Dört kişilik kalınan odadaki 3 yatağı dışarı atmış. Tek başına odada ders çalışıyordu. Odanın tüm duvarları, benim bilmediğim ders notları ile doluydu!
     1978 yılının son günlerinde, eşimle evlenmeye karar vermiştik. O da Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisiydi ve kız öğrenci yurdunda kalıyordu. Biz kimseye haber vermeden, evraklarımızı hazırlayıp, Bornova Evlendirme Dairesine başvurumuzu yapmıştık. 
     Evlenme günümüz 28 Aralık 1978 Perşembe!
     Nikah memuru hanım, nikah için salonu hazırlayalım mı demişti. Bizde gerek yok sizin odanızda imzalarız demiştik. O gün öğleden sonra nikah dairesine gidecektik ama iki şahit gerekliymiş. Bornova’daki Tıp Fakültesinin önünde Lütfi Daloğlu ile karşılaştık, durumu anlattık. Birisi ben olayım dedi. İkinci şahidi ne yapalım derken, şu anda ismini hatırlayamadığım sınıf arkadaşından birisi geçiyordu. Ona söyledi. Yürüme mesafesindeki Evlendirme dairesine, bir kutu çikolata yaptırarak gitmiştik. Nikah memuru hanımın odasında imzalarımızı atarak evliliğimizi resmileştirmiştik!
     İşte o doktor arkadaşımın yazısı: 

CORONODA KIŞA HAZIRLIK
     Bilindiği gibi; coronanın; sadece virüsle ilgili değil, daha bir çok etkenlerin, işin içinde olduğuna, inanan biriyim. Çeşitli yazılarımda bunları anlattım. En çok dikkatimi çeken; kışın yoğun yanan Baca gazları oldu. Ölümlerin çok görüldüğü yerler incelendiği zaman, genellikle sanayileşmiş büyük şehirler olduğu görüldü. Ortak özelliği de sanayi ve konut bacalarından çıkan çok ince tozların havada yoğun bulunmasıydı. Akciğerde biriken bu toz ve küllerin ölüm sebeplerinden bir diğeri olabileceği düşünüldü. Çalışma bu yönde devam etti. Bu kirli havanın solunması; insanı hemen hasta etmiyordu. Burada bir birikim ve süre söz konusu. Ne zaman sınır aşılırsa hastalık o zaman ortaya çıkıyor. 
      Normalde, akciğer; öksürüp balgamla kendini temizler. Ancak bir yere kadar. Zamanla birikim arttıkça bunu yapamaz olur. O zaman hastalık ortaya çıkar ki akciğer adeta yanıyor, kuruyor, solunan oksijeni kana geçiremiyor. Benim, kısaca tespitlerim böyle.
     Elit grupta olsa, halk da olsa, dünyadaki bütün insanlar; az çok bu havayı solumuştur halen de, solumaya devam ediyorlar. Hemen tedbir alıp baca kül ve tozlarının atmosfere karışması önlenmeli diye öneriyorum. Bu konuda çalışma devam ediyor. Ön bilgi; filtre maliyetinin ucuz ve basit olabileceğidir.
     Bir gaz, kısa süreli solundu diye; insan hemen hasta olmuyor. Birikip hastalık ortaya çıkarması için; bir süre ve eşik miktarın aşılması gerekiyor. 
     Pandemide; Kışın yine artış olacaktır. Önceden tedbir alıp bardağı taşırmamak lazım diye düşünüyorum. Bunun için de; devletin aldığı tedbirlere ilaveten, çok basit ve ucuz; şunları da yapabiliriz.
     1- Maske çok önemli. Kış boyunca dışarı çıkarken maske takmayı ihmal etmemeliyiz. Çok kaliteli pahalı olması gerekmez. Basit çift kat tülbent bile yeterli. Amaç; (hiçbir maske 3 mikron büyüklüğünde olan virüsü süzemez,)kül ve tozların akciğere girmesini azaltmaktır. Maskeyi; yıkayıp, yıkayıp tekrar kullanabiliriz. Çevreyi kirletmeye gerek yok. 
Buradaki amaç virüs mücadelesi değil, akciğerlerde birikecek olan kül ve tozları önlemektir. 
     2- Evler; çok önemli. Öncelikle bu kül ve tozların içeri girmesini önlemek lazım. Bunun için; ince delikli sineklikler yeterlidir. Kışın sinek olmaz diye pencerelerden çıkarılmamalıdır. Yada kış gelmeden sineklik; tozları külleri önlemek için yaptırmalıdır. Oda yoksa; havalandırma yapılırken ince bir tülbent gergin şekilde takılabilir. 
     Bu sineklikler; zamanla statik elektrik yükleniyor ve bu ağır tozların eve girmesini büyük ölçüde engelliyor. (Ev maskesi). Ayrıca; sanki dışarda temiz hava varmış gibi, kışın, sık sık pencereler açılmamalı. Sadece tedbir alınan pencereler açılarak havalandırma yapılmalı.
    3- Evde kış temizliği; bütün tedbirlere rağmen bu çok ince ve ağır küller, tozlar; azda olsa içeri girecektir. Ağır tozlar olduğu için zemine çökecektir. Asla, kuru süpürgeler kullanıp, tozları havaya karıştırıp solumamak gerekir. Bu yüzden temizlik yaparken; kış dönemi içinde hafif ıslak nemli bezle zemini silmek, tozu yerden kaldırmamak çok daha doğru olacaktır. Solunmayan, yerde duran tozun, külün zararı yoktur.
     Geçen yedi ay içinde, yukarda anlatılanlar denendi uygulandı. Sizlerde uygulayarak sonuçlarını göreceksiniz. Kış boyu kuru öksürük, geniz ve akciğer yanması, olmayacak, yada tolere edilir seviyede kalacaktır. Basit ve masrafsızdır. Daha başka çalışmalarda devam ediyor. Zamanı gelince açıklanacak.
     Paniğe gerek yok. Bilim adamları da, araştırmacılarda çalışıyor. Muhakkak kesin çözüm bulunacak. Dünya; kuruldu kurulalı insanlık ne badireler atlattı, bunu da atlatacaktır. Sizlerin de farklı, faydalı tespit ve önerileriniz varsa yazın. Bazen büyük laboratuvarlar, saplantılı, insanların elinde, hiç bir çözüm üretemez. Çözüm; bazen, hiç umulmadık yerden çıkabilir.   Absürt mü olur diye, asla çekinmeyin. Fikir yanlışta olsa, bir işe yarar.
     Sayın takipçilerim; yazılarımı paylaşmak için izin gerekmez. Keşke bu fikirlerimi bütün dünyaya ilete bilsem. Yazılarım; sadece kendimizi, çevremizi kurtaralım la sınırlı değildir. Fikirlerimi, araştırma ve çalışmalarımı; bütün dünyaya iletmek isterim. Sosyal medyayı iyi bilen ve kullananlar yardımcı olursa memnun olurum. Dünya hepimizin. Ben seçkinim, bana bir şey olmaz diyenler; bu havayı, uzun süre, hep birlikte soluduk, aklınızda bulunsun. Absürt tedbirlerle ve yasaklarla oyalanmanın, hiç gereği yok. Söylenenlerden farklı düşünen, araştıran insanların sesine de kulak vermek gerekmez mi?
     Bize bu gün ulaşan; son çalışmanın neticesi şöyle; Karantinaya alınmış, daha sonra karantinası kalkmış evlerde, her türlü tedbiri alarak ve gönüllü olarak yaptığımız araştırma ve sorgulamada; bu dairelerin, bina bacası ile bir şekilde irtibatlı olduğunu gördük. Çoğunda bacalar; tekniğine uygun yapılmamıştı. Küllerin; azda olsa; elektrik düğmesi, buat, priz ve sıva çatlaklarından içeri girdiğini tespit ettik. Buda; tezimizin doğruluğunu gösteren diğer bir delildir.
     Eğer daireniz bacalara yakınsa; elektrik düğmesi, priz, buat vs'den is, toz, kül geliyorsa kış gelmeden önlemimizi almalıyız.
 

Bu yazı toplam 668 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.