1. HABERLER

  2. SPOR

  3. CHP BİR ADIM ÖNE GEÇTİ
CHP BİR ADIM ÖNE GEÇTİ

CHP BİR ADIM ÖNE GEÇTİ

“Bu ne biçim zam? 3+3=Çok Ayıp!”       Söyleyeceklerim, Akparti’ye gönül verip, umut bağlamış ve bu partinin neferi olmakla onur duymuş bir...

A+A-

“Bu ne biçim zam? 3+3=Çok Ayıp!”

      Söyleyeceklerim, Akparti’ye gönül verip, umut bağlamış ve bu partinin neferi olmakla onur duymuş bir garip emeklinin feryadıdır. Ey ahali bu sesi duyun! 12 yıldır iktidarı elinde tutan Akparti’ye ne oldu da son seçim bütçesini yaparken afalladı; daha açık deyişle çuvalladı? Ülkenin her yöresindeki tüm emekliler bu günlerde ayağa ve atağa kalkarak orta direğin yürekler acısı halini meydanlara taşıyorlar. Ne kadar acı! 13 Ocak 2015 Salı günkü CHP Grup toplantısında yaptığı konuşmada Kemal Kılıçdaroğlu 12 maddelik emekli ve çalışan personeli ilgilendiren önerilerde atak yapıp -maalesef- Akparti’nin bir adım önüne geçti. Gruptaki konuşmayı tarafımdan bir kere daha gündeme getirmenin doğru davranış olduğunu düşünüyorum: CHP Seçim Beyannamesinde de yer alacağı söylenen aşağıda sıraladığım “reform nitelikli” görüş ve tezleri için, bakınız Kılıçdaroğlu ne diyor; (özetledim): “Emekli zamları açıklandı, okuyorum değerli arkadaşlarım, bütün emekli kardeşlerim de beni dinlesin: Yetim aylıklarına yapılan zam 6 lira 99 kuruş. Ne büyük bir para! Lütfetmişler! Dul aylıklarına yapılan zam 9 lira 32 kuruş, ne büyük bir zam yapmışlar! 600 lira aylık alana yapılan zam 13 lira 98 kuruş. 800 lira aylık alan emekliye yapılan zam 18 lira 64 kuruş. 1000 lira emekli aylığı alana yapılan zam 23 lira 30 kuruş. 1047 lira emekli aylığına yapılan zam 24 lira. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri kanun teklifi hazırladılar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sundular. Belirlenen 12 maddeyi şimdi Türkiye’deki bütün emeklilerin bilgisine sunuyorum: Birinci madde: Diyorlar ki “Bize sağlıklı bir intibak yasası lazım. Aynı süre çalıştık, aynı miktarda sigorta primi ödedik fakat farklı zamanlarda emekli olduk. Ben az emekli aylığı alıyorum, o fazla alıyor, oysa ikimiz aynı süre çalıştık; 9 bin gün. Para aynı para, niye farklı maaş alıyoruz? İntibakımızı sağlayın.” diyorlar.        İkinci konu sağlıkta katkı payı: Diyorlar ki “Biz emekliyiz, yaşlıyız. Hastanelere gidiyoruz, on iki ayrı katkı payı ödüyoruz. Hastaneye gidiyoruz para, eczaneye gidiyoruz para, emekli aylığı alıyoruz oradan da kesilmiş. Bize ne verdiniz ki bizden bu kadar kesinti yapıyorsunuz? Katkı paylarını kaldırın” diyorlar.       Üçüncü konu: “Dini bayramlar bizim için önemli. Torunlarımız, çocuklarımız geliyor, büyük bir aile oluyoruz. En azından dini bayramlarda bize birer maaş ikramiye verin. En azından huzur içinde bir bayram geçirelim” diyorlar. Dördüncü konu: “Maaşımıza zam yapılıyor ama enflasyon oranında yapılıyor. Bizim enflasyonumuzla hükümetin enflasyonu farklı; onlar pinpon topunu da alıyorlar, biz pinpon topu almıyoruz. Biz ne alıyoruz? Ekmek alıyoruz, yiyecek alıyoruz. Eğer enflasyonu esas alacaksan yiyecek enflasyonunu esas al, benim derdim o, parayı oraya veriyorum ben.” diyor. Beşinci konu: Diyorlar ki “Enflasyon tamam, gıda enflasyonu alırsanız tamam ama bir şey daha var. Siz kalkıp meydanlarda bağırıyorsunuz “Milli gelir arttı, üç misli arttı, dört misli arttı; güzel, artsın, niye bize yansımıyor? Biz çalıştık, emek harcadık, Türkiye’nin kalkınmasına katkıda bulunduk, geldik bu noktaya, şimdi bize refahtan pay vermiyorsunuz. Biz ikinci sınıf vatandaş mıyız? Türkiye’nin refahından, kalkınmasından emekliye neden pay vermiyorsunuz? Biz refahtan da pay istiyoruz” diyorlar. Altıncı konu: Sosyal güvenlik destek primi: Emekli diyor ki “Zaten geçinemiyoruz, mecburen çalışacağım. Dükkânsa dükkânda, bakkalsa bakkalda çalışacağım, geçinemiyorum. Çalışıyorum diye benim emekli aylığımdan yüzde 15 Sosyal Güvenlik Destek Primi kesiyorsun. Çalışan adamın cezalandırıldığı tek ülke Türkiye Cumhuriyeti, bunu kaldırın. O benim hakkım zaten. Primimi yatırdım, aldım parayı da, ben çalışıyorum diye beni neden cezalandırıyorsun?” diyor. Yedinci konu: Diyorlar ki özellikle kamu görevlisi arkadaşlar şunu söylüyorlar: “Çalışırken aldığımız aylıkla emekli olduğumuzda aldığımız aylık arasında en az yüzde 50 fark var; çalışırken 100 alıyorum, emekli olduğum zaman elime 50 lira geçiyor. Benim yaşam standardımda yüzde 100 bir düşme oluyor ve ben büyük bir bunalım yaşıyorum. Yine fark olmalı, illa çalışırken aldığım aylık emeklilikte de aynen olsun demiyorum ama bu fark makul düzeyde olmalı, katlanılabilir düzeyde olmalı.” Sekizinci konu: “Bize huzurevleri lazım, emekli evleri lazım, kültür merkezleri lazım, özellikle yerel yönetimlerde görev yapan belediye başkanlarının huzurevleri yapmaları lazım. Biz emekliler bir yere gidelim, oturup konuşalım. Çevremizdeki insanlar gittikçe azalıyor ama biz bu toplumun temel taşlarıyız. Toplumun kalkınmasına, büyümesine katkıda bulunduk, bizi dışlamayın” diyorlar. Dokuzuncu konu: Türk Silahlı Kuvvetlerinden Türk silahlı Kuvvetleri Yasalarına göre görevine son verilen askerler var emekliliği doldurulmadığı hâlde. Diyorlar ki “Emekliliği doldurmadığınız hâlde yasalara göre görevimize son veriliyor ve kapının önüne atılıyoruz, nerede iş bulacağız? Nasıl iş bulacağız? Ben eğer bir kamuda çalışıyorsam bari emekliliğime kadar başka bir kamu kuruluşunda çalışayım. Böylece emekli hakkımı elde edeyim” diyorlar.       Onuncu konu: Promosyon hakkı; diyorlar ki “Memurlar maaş alırken bankalardan promosyon hakkı alıyorlar. Bizde maaşımızı bankalardan alıyoruz, bize niye promosyon hakkı verilmiyor? Biz de alalım. Bizi ikinci sınıf yurttaş yapmayın”        Onbirinci konu: Örgütlenme hakkı “Biz emekli işçiler olarak sendika kurmak istiyoruz, önümüze çıkıyorlar ‘Siz sendika kuramazsınız’ diyorlar. “Bütün Avrupa Birliği ülkelerinde var, işçiler nasıl sendikalıysa emekli olduklarında da sendikalarını sürdürüyorlar. Bize de bu hak tanınsın. Anayasa’da gayet açık hüküm var, örgütlenme özgürlüğü var. Biz de bir araya gelelim, örgütlenelim” diyorlar. Onikinci konu: Bir taban aylık sorunu var arkadaşlar. Az önce okudum, 600 lira aylık verdiğimiz insanlar var, daha az aylık verdiğimiz insanlar. Diyorlar ki “Bir taban aylık olmalı.” Bunu söylerken de son derece dikkatli bir üslup kullanıyorlar. “Taban aylık açlık sınırında olmalı, biz fazla istemiyoruz. Açlık sınırının altındaki bir aylık bizim kaldıracağımız türden bir aylık değil. Fazla para istemiyoruz. Açlık sınırı neyse taban aylık da o olsun.” Sözün özü: Bir yarenlikle yazımı noktalamak istiyorum: Bizim Köyün imamı, nam-ı diğer ‘Gö Hoca’ya sormuşlar: “Zavallı İsa gökte ne yer- ne içer?” Gö Hoca, meraklı cemaate: “Onu göğe çeken Allah düşünmüştür. Siz kendi imamınızın kaç gündür aç olduğunu biliyor musunuz?”demiş. Yani, Filistinli, Suriyeli, Iraklı ve Afrikalı da düşünülürken; garip-guraba emeklinin aç-sefil-perişan haline de ‘el insaf’ edilmeli. Hemşerim Şeyh Edebalı Osman Beye nasihatında: “Ey oğul! İnsanı yaşat ki Devlet yaşasın.” diyor. Sevgili Peygamberimiz de: “Komşusu açken, tok yatan bizden değildir!” buyuruyor. Bu ulu sözün ne anlama geldiğini: “Oğlum sana diyorum, kızım sen anla!” bari… Hoşça kalınız. Duran ERDOĞAN Kırşehir Anekdotları Yazarı E.posta: duranerdogan1947@gmail.com (Web) http://www.duranerdogan.com            
Bu haber toplam 127 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.