1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Canan Tan Geliyor! (3)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Canan Tan Geliyor! (3)

A+A-

23.jpg

Haftanın ilk günü!

     Cep telefonum çalıyordu ve bilmediğim bir numara arıyordu!

     “Ben Kırıkkale Kültür ve Turizm Müdürü Aydın Demiröz! Bugün Canan Tan ile ilgili köşe yazınızı okudum, onun için teşekkür etmek istedim!”

     Yıllardır olumlu ve eleştirel,  Kültür Merkezi hakkında onlarca köşe yazısı yazmama rağmen, bir gün olsun, arandığımı hatırlamıyorum.

     Çay içmeye davet eden, Kırıkkale İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Aydın Demiröz’e biz teşekkür ederiz ve etkinliklerin devamını dileriz.

*     *     *

     Eşim telefonda; İyi ki bilgisayarın bozulmuş, eskisi gibi kitap okuma olanağın oldu. Arada bir bozulsun ya da sen boz bilgisayarını diye dileklerini belirtmişti.

     Haksızda sayılmazdı! Bir hafta içinde iki kitap okumuştum, üçüncüsüne başlamıştım.

     İki gün içerisinde bitirdiğim “Sızı”  kitabından bahsetmek istiyorum. 

Hiç uçurtma uçurmadım ben

Kumdan kaleler yapmadım hiç

Sokaklarda oynayamadım

Kardan adam yapamadım

Çocuğum ben ama

Çocukluğumu yaşayamadım…

     Doğduğunda 40 gün ağlamayan bir bebek… Kim bilir, belki de uzun yıllar ağlayacağı için 40 gün susmuştu…

     Kaderi daha baştan olumsuz yazılmış. İstenmeyen bir bebek olmuş.

     Anneannem koymuş adımı. Bendeki farklılığı ilk hisseden de oymuş zaten. Diğer bebeklere benzemiyormuşum pek.

     İlk çığlıkla dünyaya “merhaba” diyen bebelerin gözleri genellikle yumulu olur ya… Fal taşı gibi açıkmış benimkiler. Annemin yüzüne diktiğim sabit bakışlarsa, şaşırtıcı derecede anlamlıymış.

     Ne var ki annem o anlamlı bakışların farkında bile değilmiş. Onun gözünde, bedenine musallat olmuş habis bir urdan farkım yokmuş. İstenmeyen bebek, hele hele o bebek kızsa… Anasının bile umurunda olmuyor ne yazık ki!

     Çok narin, uslu bir bebekmişim. Kırık gün boyunca hiç ağlamamışım. Annemin yüzüne bakmışım hep, zerrece gözümü kırpmadan!

     “Farklı bir çocuk bu” demiş anneannem. “Gizil güçlerle kutsanmış gibi. Adı da Efsun olsun bari.”

     Astrolog Filiz Özkol, yaşam öyküsünü Canan Tan’la paylaşarak bu kitabın yazılmasına vesile olmuş.

     Yaşamdaki gerçekler Filiz Özkol’un yaşamından pek farklı değil ki!

     Az çok hepimizi yaşamışızdır benzer olayları. Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Ailem o kadar tutucu olmamasına rağmen, ilk çocuğum olduğunda öğle paydosunda hastaneye doğumhanenin kapısına gittiğim de annemi beni beklerken bulmuştum. Kızın oldu, canın sağ olsun, üzülme dediğini hatırlıyorum. Evet erkek çocuk isteği yerleşmiş olan beynimizde başka bir alternatifimiz yoktu. Yürürken ayağı takılıp tökezleyen insanın acı gülüşü gibi bir tebessüm, yüzümün ve kulaklarıma kadar kızardığını hisseder gibi olmuştum. Sanki utanılacak bir iş yapmış insan gibi kendimi suçluluk içinde hissetmiştim.

     Hastane odasına girdiğimde, eşimin yüzüne hiç bakmayışımı her defasında söyler. Şu anda düşünürken dahi kendimi suçlu hissediyorum.

     İşte mürekkep yalamış bizler böyle olursak, gerisini siz düşünün!                  

     Doğduğumda emzirmemiş beni annem. Anneannem zorla göğsüne yapıştırmış da, öyle emmişim ana memesini. Sonrasında da bana yemek yedirdiğini hiç hatırlamıyorum. Sanırım babamdan delicesine nefret ettiği için, ilerleyen yıllar içinde de garip bir uzak duruşu oldu hep bana karşı. Ana-kız iletişimi yoktu aramızda. Ne yapmıştım ben ona, hiçbir zaman anlayamadım.

     Onun yerine beni sahiplenen ve çok, ama çok seven anneannemle teyzem olmasa ne yapardım, bilemiyorum…

     Kaderi daha baştan olumsuz yazılmış, bir kadın olan Astrolog Efsun’un yaşam öyküsünü bazen üzülerek, bazen kızarak, bazen gözyaşlarınıza hakim olamayarak okuyacaksınız…

*     *    *

   25 Ekim 2019 Cuma, Saat 14.30’de Kültür Merkezi salonundaki söyleşi ve imza gününde, Kırıkkale’li okuyucuları ve sevenleri ile buluşacak olan, Canan Tan’ın Ödüllerini de sıralayalım:

 

- İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Yılın En Beğenilen Yazarı Ödülü.

- Samsun 19 Mayıs Üniversitesi’nden En İyi Yazar Ödülü.

- Piraye romanıyla, İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Yılın Kitabı Ödülü.

- Türk Kütüphaneciler Derneği’nden, Türkiye’deki kütüphaneler bazında, “2009 yılının en çok okunan yazarı” ödülü.

- İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü’nden 2004 Yılı Köşe Yazarı Ödülü.

- Orhon Murat Arıburnu Ödülleri’nde, uzun metrajlı film öyküsü dalında Birincilik Ödülü.

- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Cumhuriyetin 75.Yılı Çocuk Öyküleri Ödülü.

- İzmir Büyükşehir Belediyesi Çocuk Romanları Ödülü.

- Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması’nda Birincilik Ödülü.

- BU Yayınevi’nin Çocuk Öyküler Yarışması’nda 1. Mansiyon.

- İnkılâp Kitabevi’nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması’nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı.

- Ulusal Nasrettin Hoca Gülmece Öykü Yarışması’nda 1. Mansiyon.

- Kelebek (Hürriyet) Gazetesi’nin senaryo yarışmasında birincilik ödülü.

 

    Eserlerinden bazıları: Piraye, En Son Yürekler Ölür, Alevden Küle Eroinle Dans, Pembe ve Yusuf, Sızı, Yüreğim Seni Çok Sevdi, Issız Erkekler Korosu, Hasret, İz, Sevgi Yolu, Beyaz Evin Gizemi, Issız Kadınlar Sokağı, İster Mor İster Mavi, Sol Ayağımın Başparmağı, Sevgi Dolu Bir Yürek, Ah Benim Karım, Ah Benim Kocam, Kelepçe, Yolum Düştü Amerikaya, Çikolata Kaplı Hüzünler,  Aşkın Sanal Halleri…

   Okumadığım kitaplarını almaya ve imzalatmaya gideceğim!

 

Bu yazı toplam 408 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.