1. HABERLER

  2. YAZARLAR

  3. BU GÜN NE YAZACAĞIMI DÜŞÜNÜRKEN AKLIMA TAKILANLAR
BU GÜN NE YAZACAĞIMI DÜŞÜNÜRKEN AKLIMA TAKILANLAR

BU GÜN NE YAZACAĞIMI DÜŞÜNÜRKEN AKLIMA TAKILANLAR

Dile kolay geliyor olabilir: 50 yıllık yazarım derken… Amma ve lâkin, yazar olmanın en zor yanı bilgisayar başına geçip; “Bu gün ne yazacağım”...

A+A-

Dile kolay geliyor olabilir: 50 yıllık yazarım derken… Amma ve lâkin, yazar olmanın en zor yanı bilgisayar başına geçip; “Bu gün ne yazacağım” diye kara-kara düşünmek… Dostlarım buna ‘ilham’ın gelmemesi diyorlar. Ben demli çayımı yudumlayıp, kafamın içindekileri -tıpkı- bant gibi ‘vıcır-vıcır’ ileri-geri sardırıp, yazacaklarımın nirengi noktalarını bulmaya çalışırken; gönlümün sultanı Eşim de mutfaktan bana seslenir: “Bu gün ne pişireyim!” İnanın dostlarım: 50 yıldır, ben “Bu gün ne yazayım” diye düşünürken; eşim de “Bu gün ne pişireyim” diyerek yolun sonuna geldik sanırım. Uzatmayalım, bu mini girizgâhın ardından sadede geliyor ve esas konuya dönüyorum: Bu gün Ramazan’ın 22. günü… Rabb’ime hamd-ü senalar olsun, oruç zayiatımız yok. Akranlarımızı ellerinde bastonlu gezerken gördüğümde yine Rabb’ime şükrediyor; çevremde gördüklerime üzülmüyorum dersem yalan söylemiş olurum. Üzülmemin de ‘derde deva’ olmadığını iyi biliyorum. Hadi yaşlılar, açık arazide çalışanlar, meşrû mazeretliler bir yana; göstere-göstere, sigarasını inadına fosur-fosur çekenlere,  ağzının suyunu akıtarak iştah-ı afiyetle lokantalarda ya kebap yiyenlere ne demeli, bilemiyorum? “İbadet de gizli, kabahat de gizli” deyip, riyadan uzak durmamızı öğütleyenler mi acaba bizleri yanlış bilgilendirdiler dersiniz?! Neyse! Yazarlığın zorlandığım bir diğer zor tarafı bana göre siyasî yazı yazmaktır. Felsefesini ve ilkesini beğendiğin bir partinin gündemdeki bir ‘panorama’sını pozitif bakışla irdeleyip, yorumlarken; muhaliflerle ve muarızların çapraz ateşine tutulup, vurgun yersin. Lekelenmek, örselenmek, isnat ve iftiraya uğramak da işin cabası… Gayretini çektiğin, uğrunda kendini heba ettiğin mi -inanın- üstümüze basa-basa, eze-eze geçip gittiler ve ceylan derili mor koltuklarda gözlerimizin içine baka-baka keyif çatarak oturdular. Kurtarılmış Bölge misâli paramparça olmuş bir harita gözümün önünde duruyor. Yılların tarihî ili Şirin Kırşehir il iken ilçe olmuş,  milletvekili sayısı 5’ten 2’ye düşmüş; ekonomisi çökertilmiş, halk büyük kentlere göç etmiş, kimin umurunda? Kırşehir’in kaybolan, zedelenen itibarını kim iade edecek diye düşünürken uykularım kaçıyor? Deliriyor muyum,  ne haldeyim? İçimi bir bilseniz? Şu mübarek Ramazan ayında terör boş durmuyor. Yine 6 şehit var! Doğu’da askerliğini yapan yeğenim diyor ki!: “Dağa çıkan değil sadece; Doğu’da herkes terörist!” Bu ne demektir? KCK yapılanmasıyla terör şehire indirildi ve bölünmeyi isteyen-istemeyen halk bizzat bu mücadelenin içine itildi. İki ateş arasında kalan suçluyu-suçsuzu ayırt etmesi çok zor. Amma bildiklerimi yineliyorum: Kürt asla ayrılık istemiyor… Bölücüler Kürt Halkı emelleri için kullanıyor. Ermeni Asala’nın uşaklığını yapanlar, dönmeler, tehcir kalıntıları, bölücü, yıkıcı parçalayıcı bukalemunlar zavallı Kürt kardeşlerimizi piyon görüyorlar. Bir başka dert: İngiltere: “Türkiye ancak 3000 yılında AB’ye girebilir” derken; kendisi dayanamadı ve tez elden AB’den ayrıldı. Adama sormazlar mı? N’aber?  İslamafobi hezeyanı Avrupalıları meczup yapmaktadır. AB karşısında dik duralım, amma asla dikleşmeyelim.  “Türk-İslâm Birliği”ni kurmanın şimdi tam sırası geldi; geçiyor bile… 53 yıl daha -belki balık kavağa çıkar- umuduyla AB’ye girmeyi beklersek; piyangodan teselli ikramiyesi değil, çıksa-çıksa ancak ‘züğürt tesellisi’ çıkabilir diye düşünüyorum.       Sözün özü:  Bu gün ne pişireyim diye bana soran eşime: “Canın ne çekiyorsa onu pişir!” dedim. Bu gün ne yazayım diye sorduğum da eşim de bana: “Şu mübârek günde hainler  ‘ortalığı toz-duman’ ettiler. Ana kuzuları şehit! Sen de bunu yaz.” dedi. Keşke yazmak çözüm olsa. Dini ‘Zerdüşt’ olan hain: “Bir can için değer mi?” diyerek silaha sarılıyor. Canlı bomba oluyor… Bu alçaklar gürûhu  Ramazan’ı  bilir mi? Anlayacağı dilden konuşmalı ve bildiği dilden cevap verilmeli… Hoşça kalınız.     Kırşehir Anekdotları Yazarı E.posta: duranerdogan1947@gmail.com (Web) http://www.duranerdogan.com

Bu haber toplam 293 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.