1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Biz ne yaparız?
Biz ne yaparız?

Biz ne yaparız?

Ana ve babası oğlunun adını İrfan koymuştur amma biz ona “Üfren” diye çağırır, biz o ismi “Üfren” yaparız.   Ana ve babası kızının...

A+A-

Ana ve babası oğlunun adını İrfan koymuştur amma biz ona “Üfren” diye çağırır, biz o ismi “Üfren” yaparız.   Ana ve babası kızının adını Âişe koymuştur amma biz ona “Anşa, Eşe” diye çağırır, biz o ismi “Anşa, Eşe” yaparız.   Ana ve babası kızının adını Züleyhâ koymuştur amma biz ona “Zalha ve Zala” diye çağırır, biz o ismi “Zalha ve Zala” yaparız. * Kitabımızın adı Kur’an’dır amma biz o adı “Kuran yazar ve Kuran” okur, Kuran okuturuz. Hattâ “Kız Kuran Kursu” diye levha bile yazdırırız. Levha’yı “düzeltiniz” diyen olursa onu da suçlarız. * Merhum Mevlânâ, “kim olursan ol gene gel! İster Mecûsi, ister putperest ol gene gel! İster tevbeni boz bozabildiğin kadar gene gel!” demiş. Hayır, Mevlânâ böyle bir söz dememiş, böyle bir söz söylememiş. * Bakara sûresi âyet, 258’de Yüce Yaratanımız buyuruyor ki, İbrâhim: “Benim Rabbim O’dur ki, yaşatır ve öldürür” demişti. İbrâhim Halîlullâh’a karşı çıkan da muhtemelen Nemrud. “ben de öldürür ve diriltirim dedi” diyerek, âyet devam ediyor.   “Ümit” öldürürüm anlamında olduğuna göre, çocuklarımıza “Ümit” ismini koymayalım. Türkçe olan Umut, ya da Farsça olan “Ümîd” ismi daha iyidir. * Mevlânâ’ya gelince; yukarıdaki söz Mevlânâ’nın değil, Ebû Saîd Ebülhayr’ndır. Amma ve lâkin: İnsanların, özellikle ben bilirim ben filan yerden mezun oldum diyenlerinin zihninden yanlışı çıkarmak, söküp atmak mümkin değildir. Halkımız daha çok bu kimseleri dinler ve onların sözünü tutarlar. * Hâlbu ki rahmet ve mağfiretin sâhibi Yüce Yaratan Zümer sûresinin 53’üncü âyetinde, Peygamber Aleyhis Selâm’a hitâben “tarafımdan onlara de ki, nefisine karşı aşırı giden, nefsine kötülük eden kullarım! Rahmetimden ümîdinizi kesmeyiniz! Muhakkak ki bütün günahları bağışlarım! Muhakkak ki çok esirgeyen çok bağışlayanım” buyuruyor.   Hâl böyle olunca neden yıllardır Ebû Saîd Ebülhayr’in sözünü “Mevlânâ’nın” diye Müslümanlara yutturduk? Hâl bu iken neden rahmet ve mağfiretin sâhibi Yüce Yaratan’ın Kelâmı Kadîmindeki Zümer sûresinin 53’üncü âyetinden söz etmedik.   Biz bu kimselerin diplomalarına değil; tavırlarına karşıyız. Doğru varken neden yanlış üstün tutuluyor? Yüce Yaratanın Kelâmı varken, neden kulun sözü üstün tutuluyor? Ve filanın külâhı falana giydirilerek bilgiçlik, allâmelik taslanıyor. * Aralık 2011 ayı yaklaştı ya bâzı yayın organları, “hazret buyuruyor ki” diye ilimsiz, irfansız yayın yapmaya başladılar.   Mevlânâ merhûmun ölüm yıl dönümünde kim bilir daha ne asılsız şeyler söyleyecekler, yazacaklar.   Filanın külâhını falana giydirerek, Mevlânâ’nın yüce bir zât olduğunu söylemek ayıptır, yanlıştır. Ebû Saîd Ebülhayrın adını unutturmak da bir başka yanlıştır, ayıptır.   Bu satırlarda verdiğim bilginin kaynağı Diyânet Dergisidir. Derginin sayısını yazmıyorum. İsteyen, 0533 251 18 97 nolu telefonu arayıp öğrenebilir. Bakalım doğruyu arayan kaç kişi var. 15.11.211   1743-1744    

Bu haber toplam 230 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.