1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Birkaç Günlük Gezimiz 6- TARSUS - 1
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Birkaç Günlük Gezimiz 6- TARSUS - 1

A+A-

aa-003.jpg

Birkaç günlüğüne gittiğimiz Silifke Taşucu’dan Pazar sabahı Kırıkkale’ye dönmek için erken kalkmak üzere sözleştik. Gitmeden, dönüşümüzü Mersin Tarsus üzerinden yapmayı planlamıştık. Yazımın başında da belirttiğim gibi 25 yıldan fazla gittiğimiz Silifke’ye, Konya’dan veya Tarsus üzerinden gitmiş bulunmamıza rağmen bir gün durup da gezmeyi düşünmemiştik nedense!

     Son yıllarda otobanın yapılmasıyla birlikte de Mersini ve Tarsus’u görmeden geçiyorduk çevre yoldan.

     Terzi kendi söküğünü dikemezmiş sözü örneği, yurt dışı gezilerimizden sonra kendi tarih ve kültürümüzden ne kadar ihmalkar olduğumuzu düşündük. İçinde yaşadığımız bölgeyi dahi ne kadar tanıdığımız tartışılır.

     Sabah erken yola düştük. Sabah kahvaltısını geçte olsa Tarsus Şelalesinde yapacaktık.

     Av. Mustafa Duman, akşam yıllarca görmediği Konya Eğitim Enstitüsünde birlikte okuduğu öğretmen arkadaşı M. Ramazan Aydın’la telefon görüşmesi yapmış, Mersinde Bil kolejinde çalışan arkadaşıyla kısa süre görüşmek istediğini söylemişti.

     Okul çevre yola yakınmış, zorlanmadan bulduk. Yeni öğretime hazırlanan yeni okulun giriş kapısında karşıladı bizleri. İki arkadaş kucaklaştılar. Yaşam böyleydi işte. Odasına buyur etti. Kısa sohbet, kahvaltı ısrarı… Yolcu yolunda gerek diyerek acı bir kahve ikramı sonunda, Tarsus ve gezilecek yerler hakkında bilgi aldıktan sonra vedalaşarak ayrıldık. 

alaattin-karaer--kose-yazis1-002.jpg

Av. Mustafa DUMAN- M. Ramazan AYDIN

     Tarsus girişinde Şelale yerine biz baraj’a gitmişiz. Mesire alanı olan yerde piknik yapanlar yerlerini alıyordu. Açık büfe kahvaltı yapılan tesise gittik, fakat çok kalabalıktı. Gelirken yol üzerinde gördüğümüz başka bir tesise döndük. Kahvaltımız yaparken, kısa sürede nereleri gezeceğimizi planladık.  O arada Av. Mustafa Duman’ı arkadaşı M. Ramazan Aydın durmadan telefonla arıyordu. Fazla ilgilenmediğinden dolayı üzüldüğünü, borcum olsun dediğini belirtiyormuş.

     Kahvaltı sonrası yeniden Tarsus merkezine giriyoruz plansız bir şekilde. Hepimiz çok beğendik ilk görüşte. Kendi aramızda söylenmeye de başladık daha gezip görmediğimiz halde. Burası şehir olmayı çoktan hak etmiş diye!

     Tarsus’u gezmeden bilgilenelim hep birlikte. Antik dönemlerinden bu yana, Kilikia coğrafyasının en önemli merkezlerinden birisi olan Tarsus. Mersin’le Adana’nın ortasında, Mersin’in en büyük ilçesi durumunda. Mersin’e 26 Km. Adana’ya 43 km mesafede.

    Daha sonra camisi girişindeki görevlinin vermiş olduğu Tarsus Belediye tarafından hazırlanmış “Medeniyetle Beşiği Tarsus” kitapçığının ön sayfasındaki Belediye Başkanının Önsöz Tarsus’u kısaca tanıtıyordu.

     Tarsus 10.000 yıllık geçmişi, coğrafi konumu ve doğal güzellikleri ile önemli değerlere sahiptir.

    Tarihi süreç içerisinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, bağlı bulunduğu medeniyetlerin cazibe merkezi haline gelmiş, dünya coğrafyasının şekillenmesinde çok önemli rollere sahne olmuştur. Şehrimiz geçmişte, imparatorların, peygamberlerin yaşadığı ve özellikle medeniyetlerin buluşma noktası nedeni hep ön planda yer almıştır.

     Çevremizde yer alan büyükşehirler ile kıyaslandığında sahip olduğumuz tarihi mirasın ve tarihi dokunun önemi çok daha iyi anlaşılmaktadır. Ashab-ı Kehf, mRoma Yolu, Antik Yol, Cleopatra Kapısı, Donuktaş, Roma Tapınağı, Ulu Camii, Kırkaşık Bedesteni, Aziz Paul Kuyusu, St. Paul Kilisesi, Jüstinyen (Baç) Köprüsü, Hz. Daniyal Peygamber’in Kabri, Nusret Mayın Gemisi gibi tarihi değerleri, Berdan Irmağı ve Berdan barajı Gölü, Tarsusu Şelalesi, Taşkuyu Mağarası ve Karboğazı gibi doğal güzellikleri bir arada barındıran eşsiz güzelliklere sahip olmanın haklı gururu içerisindeyiz.

     Yerel yönetim olarak bu tarihi ve doğal güzelliklere sahip çıkmak, bunları korumak ve gelecek nesillere aktarmak, bu değerlerimizi tüm insanlara tanıtmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyor ve bu amaç için herkese maddi manevi destek oluyoruz.

     İlçe merkezindeyiz:

 

     KLEOPATRA KAPISI:

     Tarihi zenginliğini cesurca sergileyen Tarsus’un binlerce yılın yaşanmışlığını gözler önüne seren, surlarından geriye kalan tek ve şehrin batı yönüne açılan ana kapısıdır. Bizans döneminde  inşa edilen 3 kapılı kent sularından geriye kalan tek kapı Kleopatra kapısıdır. Dağ, Adana ve Deniz olmak üzere 3 adet kapısı kalan surlardan geriye kalan bu tek geçide “Batı Kapısı” denir. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde bu kapıdan iskele kapısı olarak bahsetmiştir.

     Limana yakın olması dolayısıyla “Deniz kapısı” ya da dönemin en önemli kentlerinden Seleukia güzergahında olduğu için “Silifke Kapısı” olarak anılmıştır. Yine 19. yüzyıla ait gezi notlarında St. Paul Kapısı, yakın döneme kadar da “Kancık Kapı” olan ismi bugün Kleopatra kapısı olarak söylenmektedir. Dönemi konusunda kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte inşası sırasında kullanılan malzemeye göre Bizans dönemi sonlan ya da Abbasi devrinde yapılmış olmalıdır. Ancak şimdiki kapının bulunduğu yer daha önce eskisinin varlığını da işaret etmektedir. Tek kemerli kapının yüksekliği 8.50m, ortada kalan genişliği ise 5.60 m. dir. Yarım daire biçimindeki tek kemeri dahil son yıllarda kötü bir restorasyon geçirmiştir.

alaattin-karaer--kose-yazis2-001.jpg

 

Kleopatra Kapısı.

 

 

devam edecek…

 

Bu yazı toplam 219 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.