1. HABERLER

  2. YEREL HABERLER

  3. Birbirimize sımsıkı bağlanmalıyız
Birbirimize sımsıkı bağlanmalıyız

Birbirimize sımsıkı bağlanmalıyız

Türkiye genelindeki Kırıkkale başta olmak üzere, 10 üniversiteden 30 adli bilimler enstitüsü öğretim üyesi, Çubuk ilçesinde incelemelerde bulundu.  ...

A+A-
Türkiye genelindeki Kırıkkale başta olmak üzere, 10 üniversiteden 30 adli bilimler enstitüsü öğretim üyesi, Çubuk ilçesinde incelemelerde bulundu.   Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Hamit Hancı, “Bir günde kışı, yazı ve ilkbaharı birlikte yaşadık” dedi. SATIŞ NOKTALARINI GEZDİLER Ankara Üniversitesi tarafından organize edilen ve 10 üniversitenin üyesi olduğu Adli Bilimler Grubu, Çubuk ilçesini ziyaret etti. Çubuk Belediye Başkanı Tuncay Acehan'ın bir bölümüne eşlik ettiği inceleme gezisinde öğretim üyeleri, Karagöl, Kışlacık, Kuruçay turşu üretim ve satış noktalarını ziyaret etti. BİZİM İÇİN FAYDALI OLDU Ziyaret hakkında bilgi veren grup sorumlusu Ankara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Hamit Hancı, grup olarak belirli dönemlerde bir araya gelerek inceleme gezileri düzenlediklerini söyledi. İlk defa geldikleri Çubuk'u her yönüyle beğendiklerini belirten Hancı, şöyle konuştu: "Başta Ankara olmak üzere Kırıkkale, İzmir, Eskişehir, Çankırı, Van ve İran Tebriz'den gelen hocalarımızla Çubuk'un tarihi ve doğal yapısının yanında coğrafi ve canlı yapısını da inceleme fırsatı bulduk. Özellikle Karagöl ve çevresini gezmek bizim için faydalı oldu. ZİYARETTEN ÇOK MUTLU OLDUK Sağ olsun Belediye Başkanı sayın Tuncay Acehan bey de bize ev sahipliği yaparak eşlik etti. Biz de Başkan Acehan'a çalışmalarımızla ilgili bilgi verdik. Coğrafi yapısı, doğası, ormanı ve havasıyla Çubuk Karadeniz'i andırıyor. Buraya gelince Karadeniz'e gitmiş gibi olduk. Bir günde kışı, yazı ve ilkbaharı birlikte yaşadık. Arkadaşlarımız da ziyaretten dolayı çok mutlu oldular." Hancı ve öğretim üyeleriyle bir süre sohbet eden Başkan Acehan da, ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade etti.   Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "Bugün Kerbelâ, hepimize taze bir bilinç aşılamalıdır.  Kerbelâ, aramızda ayrılık-gayrılığa değil, birlik ve beraberliğe vesile olmalı bizi birbirimize sımsıkı kenetlemelidir" dedi. MÜMİNLERİN ORTAK HÜZNÜ VE KEDERİ Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Muharrem Ayı, Aşure ve Kerbelâ ile ilgili mesajında, "Rahman ve Rahim Olan Allah’ın adıyla. Her yıl Muharrem’in 10’uncu günü geldiğinde kalbinde Kerbelâ’nın hüznü ve Ehlibeyt’in muhabbetini taşıyan her kardeşimizi bir acı, bir hüzün ve bir keder kaplar. Yürekleri dilhûn eden bu acı, dünyanın dört bir yanında, mezhebi, meşrebi, ırkı, rengi, coğrafyası ne olursa olsun Müminlerin ortak hüznü ve kederidir. VİCDANLARINA MAHKUM OLDU Kerbelâ’da acımasızca şehit edilen Hz. Hüseyin ve arkadaşları, bu hadisedeki asil duruşu ve haksızlıklar karşısındaki onurlu mücadelesi ile bütün müminlerin gönüllerinde taht kurmuş, ona ve yakınlarına bu zulmü reva görenler ise Müslümanların ortak vicdanında mahkûm olmuştur. Kerbelâ’yı sadece tarihte yaşanmış bir acıya, bir mitolojiye ve efsaneye, senede bir defa şehitlerin yad edildiği yas ve mateme dönüştürmek doğru değildir. Kerbelâ’yı anlamak, Hüseyin’ce yaşamak, uğruna can verdiği adaleti ve merhameti doğru anlamaktır. Kerbelâ, haksızlık karşısında direnmenin adıdır" ifadelerini kullandı.
  1. MUHAMMED’İN YOLUDUR
Kerbelâ’nın aynı zamanda geleceği inşa eden bir okul olduğunu belirten Görmez, şunları kaydetti: "Mezhebi, meşrebine olursa olsun herkesin bu mektepten alacağı dersler vardır. Ve bu mektebin en büyük muallimi şüphesiz Hz. Hüseyin’dir. Şurası iyi bilinmelidir ki, Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının uğruna can verdikleri yol, Hz. Muhammed Mustafa’nın yoludur. Hz. Hüseyin’in en büyük gayesi, kendisinden sonra yeni Kerbelâlar yaşanmamasıdır. GÖZDEN GEÇİRMEMİZ GEREKİR “Mina’da okuduğu hutbede 'Rabbim benim şehadetimi ümmetin vahdetine vesile kıl!' duasını hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız gerekmektedir. Bugün Kerbelâ’da şehit olanların hangi ulvi değerler uğruna can verdiklerini düşündüğümüz kadar onları katleden Yezidlerin hangi sapmalar yaşadığını, Allah’ın ayetlerini nasıl değiştirdiklerini, Resul-ü Ekrem’e (sas) hangi iftiraları attıklarını da yeniden gözden geçirmemiz gerekmektedir.” KORUYAMADIĞIMIZ ANLAMINA GELİR “Eğer biz bugün hala 14 asır geçtikten sonra İslam coğrafyasında Kerbelâ’nın ahu figanları üzerine bir güç ve iktidar inşa etmeye devam ediyorsak bu Kerbela’yı hiç anlamadığımız ve Yezitlerin düştüğü hataya düşmekten kendimizi koruyamadığımız anlamına gelir. Bugün İslam âleminin içinden geçtiği zorlu süreçte, mezhebini, meşrebini dinin önüne geçirenler, mezhep sultasından dolayı Müslüman kardeşlerini katletme cürmünü işleyenler, Kerbela’yı hiç anlamamış, hiçbir ders ve ibret almamışlardır."    
Bu haber toplam 121 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.