1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Bırakın bu çılgınlığı
Bırakın bu çılgınlığı

Bırakın bu çılgınlığı

Benim aziz milletim bilhassa 1914’ten itibaren türlü zulümlerle karşılaşmış ama hiçbir zaman pes etmemiş, zalimlere karşı her zaman dik durmuş, kişiliğine...

A+A-

Benim aziz milletim bilhassa 1914’ten itibaren türlü zulümlerle karşılaşmış ama hiçbir zaman pes etmemiş, zalimlere karşı her zaman dik durmuş, kişiliğine zarar verdirmemiştir. Aç kalmış, yokluk çekmiş, ayağında ayakkabı, sırtında giyecek bulamamış ama insan olduğu şerefini hiçbir zaman unutmamış. Aç kalırım, yoksul olurum fakat hürriyetsiz kalamam diyerek çarpışmış, ölmüş, gazi olmuş. Bu yurdu bizlere öyle emanet etmişlerdir.

Birinci Cihan Savaşı’ndan başlayıp Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar geçen süredeki bu milletin çektiği sıkıntıları unutmayalım. İsmini yazamayacağım kadar çok olan yiğitlerimizden bazılarından bir tanesini hatırlamaya çalışalım. Bu Kastamonulu Şerife, kocası askerde, kendisi yirmi yaşlarında iki aylık kızı Sıdıka kucakta. O günlerde köyünde bir düğün olmakta orada istemediği halde onunda eline düğün kınası yakarlar. Günler geçer bu kınalı eli kendine yakıştıramaz. Köyün büyüğü bir kadına gider ana bu elimdeki kınayı çıkaracak bir şey yap der o ana kızım neden bunu istiyorsun dediğinde anam yurdum kan ağlıyor her taraf parça parça edilirken ben eli kınalı gezemem der. Bakın daha devamı çok ama bu güne uyarlayacak olursak o kınalı eli kabullenmeyenlerin torunları olabileceğini iddia eden genç kızlarımız o miras elleriyle polisine askerine masum vatandaşına taş, molotof kokteyli, demir bilye atıyor yakıyor yıkıyor. Niçin böyle olduk bunun sorumlusu kimler?

Eğitim sistemimizin bozukluğumu, dinimizi layıkıyla öğretemediğimiz mi? Aile düzenlerimizin bozulmasıyla oluşan boşluklar mı? Zaten bunlardan faydalanmak isteyen dahili ve harici düşmanlarımız fırsat bekliyor. Niçin bunlara fırsat veriyoruz? Gül yerine, kitap yerine taş, sopa, molotof kokteyli taşıyan elleri kınayacağımıza zararsız hale getirmek için onları kazanmayı çalışacağımıza onlara destek vererek güçlenmelerini sağlıyoruz. Ondan sonrada buna fikir özgürlüğü diyoruz.

 Bilhassa siyasi parti sözcülerinden büyük beklentilerimiz var. Bu gençlerimizin demokratik haklarının nasıl kullanılacağı hakkında yardımcı olurlar. Hiçbir yeri kırmadan dökmeden polise, askere hakaret etmeden fiili davranışta bulunmadan konuşmalarını yapsınlar, basın bildirisini okusunlar, seslerini duyursunlar ve görevlerine dönsünler. O zaman o polisler, o askerler onlara yardımcı olur, onlara zarar gelmesini önlerler. Ama bunun tam tersi olmuyor mu?

Canı pahasına arkadaşının canını kurtarmaya çalışan, devletin sedyesinin ayağında kömür, isli çizmesiyle kirlenmesine razı olmayan bu kimseleri onlar temsil edemez. Çünkü onların ruhunda acıma ve milli ruh kalmamış. Onların işi gücü huzursuzluk çıkarmak, kırmak dökmek. Böylece gündemde kalmaya çalışmak. Basınımıza ve siyasilerimize büyük sorumluluk düşmekte. Acılara acılar katan bu gibi davranışlara destekçi olmasınlar. Hep birlikte öncelikle devletimize sahip çıkalım.

Soma acısı hepimizin içini yaktı. Onun acısını gidermeye el ele vererek çalışalım. Bu acıyı bu millete çektirenlere hiçbir zaman acıma hissiyle yaklaşmayalım. Bu acıyı yaratanların maddi ve manevi muhakkak cezalandırılmaları, basını, siyasileri, muhalefeti, iktidarı, sivil toplum kuruluşları iş birliği yapıp 301 kişinin ve geri kalanların acılarının karşılığını suçlulardan çıkaralım. Hele görevini kötüye kullanıp her şeyin doğru olduğuna rapor veren o görevlilerin mutlaka cezalandırılmalarını isteyelim ki bundan sonrakilere iyi bir ders olsun. Hele 26.05.2014 tarihli ulusal basınımızın haberinde o işvereninin pişkince savcıya verdiği ifadeyi hiç unutmayalım. O beyefendi 301 kişinin ölümünü ve geride kalanların acısını değil de kendilerinin de mağdur olduğunu söyleyebiliyor. Onlar için canlar değil paracıklar önemli. Bunları anlamayan kalmadı. Hiç olmasa böyle beyanat vererek milletin vicdanını bir daha incitmesinler. Millet olarak acılar hepimizin. Bütün dileğimiz acıların biran evvel dinmesi, mağduriyetlerinin giderilmesidir. Allah bir daha böyle acıları göstermesin…

Bu haber toplam 115 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.