1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Bir insanın en özel becerisi (Öğrenci Gözüyle - Gökçen Fikriye Ateş)
Bir insanın en özel becerisi (Öğrenci Gözüyle - Gökçen Fikriye Ateş)

Bir insanın en özel becerisi (Öğrenci Gözüyle - Gökçen Fikriye Ateş)

Unutmak ya da unutabilmek… Birçoğumuz bir şeyleri unutmaktan sürekli şikâyet ederiz. Sinirleniriz kendimize, kızarız. “Ben çok unutkanım, her şeyi...

A+A-

Unutmak ya da unutabilmek… Birçoğumuz bir şeyleri unutmaktan sürekli şikâyet ederiz. Sinirleniriz kendimize, kızarız. “Ben çok unutkanım, her şeyi unutuyorum, bu huyumdan nefret ediyorum…” gibi serzenişlerde bulunuruz. Oysa insanın en önemli ve en güzel becerisi unutmak ya da en doğrusu “unutabilmeyi bilme” becerisidir. Çok önemlidir bu beceri. İnsanı hayata bağlar, yaşamayı kolaylaştırır ve daha zevkli bir hâle getirir unutabilmek.

İnsan, hayatı boyunca iyi ya da kötü bazı hadiseler yaşar; fakat yaşadığı bu iki çeşit hadiseye eşit bir şekilde davranmaz. Yaşamaktan zevk aldığı iyi olayları tekrar hatırlamak ve izlemek amacıyla beyninin “kalıcılar ve unutulmayacaklar” odasına gönderir. Fakat yine kendisinin yaşadığı kötü olayları çöp kutusuna gönderir. Oysa bilmez ki gönderdiği çöp kutusu geri dönüşümlüdür. Atılan her çöp geri dönüşümden geçerek davetsiz bir şekilde “kalıcılar ve unutulmayacaklar” odasının başköşesine kurulur. Siz sürekli onu odadan çıkarmaya çalışırsınız; ama onun umurunda bile değildir. Bu da yetmezmiş gibi bir de sürekli odada dolanıp durur ve unutmak istediğin anı anlatır da anlatır… Yapamazsın bir şey. Çaresizliğin ve unutamamanın acısını demler demler yudumlarsın. Her yudumladığında yakar boğazını, öyle bir yakar ki gözlerinden yaşlar boşanır. Bedenin dayanamaz artık bu acıya, için dolar dolar ve tam taşmaya başladığında gözler musluklarını açar ve bir nebze rahatlatır seni. Ağlarsın, ağlarsın, ağlarsın…

Unutmak istediğin olaylar intikam alırlar senden. Çünkü istenmediklerini bilirler, çöp kutusuna atılmanın acısını çıkartırlar senden. Hem de çok ağır bir şekilde. Her gün, her saat, her dakika, her saniye yüreğindeki yanan ateş gittikçe büyür, büyüdükçe o başköşesine kurulduğu odanın her bir köşesini, içindeki güzel anılar ve kişilerle yakar kül eder. İşte o zaman, yani anlatmayı, o anı sana tekrar tekrar izletmeyi bıraktığı an acında bitmiştir. Evet, odan yanıp kül olmuştur; fakat acı çekmiyorsundur artık. Hafiflersin, rahatlarsın… Beynindeki o hep aynı şeyi anlatıp duran ses de susmuştur. Çünkü artık unutmuşsundur. Fakat unutmak, unutmak o olayı yok etmek, bir daha asla hatırlamamak değildir. Unutmak, yüreğini yakıp sana eziyet eden o canavarla dost olmak, onunla yaşamayı öğrenmektir. Onun sana anlattıklarını, hatırlattıklarını ve verdiği acıyı bir zehir gibi değil de sabırla, sevgiyle, azim ve kararlılıkla demleyip yudum yudum, sindire sindire içmektir. Çektiği acılara karşı toprak olmayı becerebilmektir, ezildikçe acı çektikçe sertleşip olgunlaşmaktır…

Böylece hayat okulunun en önemli derslerinden birini geçmiş, başarılı olmuş olursun: Unutabilmek dersi…

Bu haber toplam 173 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.