1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. BENİM BABAM ÖLDÜ!
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

BENİM BABAM ÖLDÜ!

A+A-

alaattin-karaer--kose-yazisi1-020.jpegalaattin-karaer--kose-yazisi2-019.jpeg

 

     Tarih; 1 Ekim 2018

      Oğlumuzun doğum günü bugün!

     Saat: 11.03

     İşyerindeyken, Kayseri’de yaşayan kız kardeşimden gelen telefonu açtığımda, daha alo demeden;

     Hemen gel deyiverdi!

     Hayırdır!

     Hemen gel!

     Kötü bir şey mi var, söylesene!

     Babam öldü!

     Tek başıma oturduğum odamda, ne yapacağımı bilemedim. Dondum bir an!

     Beklenen son da olsa, öldü haberini duyunca insan tuhaf duygular yumağı içerisinde oluyor…

     Ateş düştüğü yeri yaktığı için, bu duygu yumağının tarifi imkansız sanırım, empati kurmak da zor hatta imkansız sanırım.

     Yarın babalar günü!

     10 yıl önceydi. İki ayı geçmişti evden çıkmayalı. Hastaydım. Bel fıtığı teşhisi konmuştu. Hareket etmem mümkün değildi, çok ağır seyrediyordu.

     Duyunca Kayseri’den babam gelmişti. Bugüne kadar ciddi anlamda bir hastalık geçirmediğim için, annem paniklemiş.  Bu bel ağrısı falan değil, ciddi bir hastalığı var, bizden saklıyorlar demiş. Babama sen git gözünle gör gel demiş.  İki günlüğüne gelmişti. Tam geldiği günlerde de acım ve ağrım artmıştı.  Sabah kahvaltısını hazırlayan eşim ilk bardak çaylarımızı doldurup, nöbeti için Tıp Merkezine gitmek için çıkmıştı.

     Çayım bitmişti. Oturduğum koltuktan kalkmaya çalışmıştım, mümkün değildi. Babam fark etti. Benim bardağımı alıp, çay doldurup getirdi. İlk defa babamın elinden çay içecektim.  Biran çok zoruma gitti. 78 yaşındaki adam hizmet ediyor gibi geldi bana. Çaresizlik ne kötüydü.

     Giderken yattığım kanepeden kalkamadım. Yolcu edip elini öpemedim. Kalkmaya çalıştım, kalkamadım. Başımı okşadı. O daha metanetli olmaya çalışıyordu, benim üzülmemem için. Ben dayanamadım, gözlerimden yaşlar boşalmaya başlamıştı. Bir daha babamı görebilecek miydim?

     Bir babalar gününü, yüreği yanan, acılı çocuklar, eşler, analar ve bacılarla birlikte kutluyoruz.

     Bende bir babayım. Böyle günlere de karşıyım. Çünkü babasız olan ve yetişen çocukların bu günlerdeki psikolojisini düşünün. Çocuk sahibi olmak için çabalayan ve bu mutluluğu yakalayamayanların durumu. Böyle özel günler acıları daha da depreştirmez mi? Fakat karşı olmama rağmen, oğlumun ve kızımın bir cümlesini bekliyorum.

     “Babalar günün kutlu olsun”

     Hepsi bahane…

     Onların sesini duymak, sevildiğimi hissetmek, bu duygu ve düşünceleri onlara aşıladığımı bilmek istiyorum.

     Saygı ve sevgi…

     Gerisi önemli değil!

     Eğer bunu çocuklarımıza veremediysek gerisi boş!

     Her şeyin başı sağlık denir, her şeyin başı saygı ve sevgi de değil midir?

     Yarın kızım da oğlumda telefonla ararlar sanırım, unutmazlarsa.

     Bende arar mıyım ki acaba?

     Artık istesem de arayamam ki! Benim babam öldü!

     Babalar gününde, hayattayken babamı aramak isterken, telefona elim gitmezdi. Fakat babamda alışmıştı bu günlere, anneler gününde annem arandığı için, o da ister istemez beklermiş.

     Annemle konuştuğumuzda söylemişti; Alaattin aramasa da gelinim Çiğdem muhakkak arar diyormuş. Benden çok eşim bu konuda duyarlı, telefon açar, konuşur ve emri vaki yaparak; Alaattin’de burada veriyorum derdi. Göz kaş etsem de nafileydi! Telefon değil sorun, ben biraz duygusalımdır. Normal günlerde rahat konuşurumda, böyle günlerde içime bir hüzün ve ayrılığın verdiği bir sıkıntı çöker, bir daha görememe duygusuna kapılırdım ve gözlerimden yaşlar kendiliğinden akmaya başlardı. Ağlar ve rahatlardım.

     Yaş ilerledikçe insan duygusallaşıyor mudur nedir!

     Bilemiyordum.

     Gözü yaşlı bir adam oluvermiştim.

     Yine öyle olmayacaktı artık. Benim babam öldü!

     Annem de kendi anneler gününde arandığı işi bittiği için rahat ya, babam için; koskoca adam çocuk gibi telefon bekliyor diyordu. Sanki kendi beklemiyordu. İşte erkeklerin, babaların durumu.

     Ünlü şairimiz Nazım Hikmet;

     “Ben babamdan ileri, doğacak çocuğumdan geriyim” demiş.

     Telefonda söyleyemediğim, boğazımda düğümlenen “Seni seviyorum, babalar günün kutlu olsun” cümlesini artık istesem de söyleyemeyeceğim artık!

    Benim babam öldü!

      Onunla arkadaş gibiydik! Baba ocağında yaşadığım yıllar bir anda film şeridi gibi geçti.

    Benim babam öldü!

      Ben babamı çok severdim!

Bu adam benim babam
Sekiz köşe kasketiyle
Omuzun da sekosuyla hey!
Cebinde yok parası
Beş çocuk büyütmüş
Bir işçi maaşıyla
Bu adam benim babam hey!
Bu adam gibi adam benim babam
Ben babamın oğluyum

Tepeden tırnağa Anadolu'yum…

 

       Ölmüş olsan da sen beni duyarsın! Babalar gününü kutlarım.

      Tüm erkeklerin babalık duygusunu tatması dileğiyle…

       Oğlumun ve baba gibi babaların günü kutlu olsun!

 

Bu yazı toplam 414 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.