1. YAZARLAR

  2. BEKİR AKDENİZ

  3. Ben Işığı Karanlıkta Gördüm
BEKİR AKDENİZ

BEKİR AKDENİZ

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Ben Işığı Karanlıkta Gördüm

A+A-

EFENDİMİZ(SAV) ve Engelliler Peygamberimiz (asm) döneminde de özürlü sahabi vardı. Peygamberimiz (asm) özürlülere pozitif ayrımcılık uygulayan ilk kişidir. Peygamberimiz (asm)’in engelli sahabilerle şakalaştığını, onlara özel bir şefkat ve ilgi göstermiştir.

Mesela Hz.Abdullah’a hem müezzinlik hem de yöneticilik görevi vermiştir. Bacağından sakat olan Hz. Muaz bin Cebel, bizzat Peygamberimiz (asm)tarafından Yemen valisi olarak tayin edilmiştir. Engelli sahabiden kısa boyu ve ince bacakları ile dikkatleri çeken Hz. Abdullah bin Mesud’un bünyesinin tüm çelimsizliğine rağmen Kureyş müşriklerinin bulunduğu Kâbe’ye gitmiş ve orada alenî olarak Kur’an okumuştur. Büyük işkence gören İbn-i Mes’ud, iyileşir iyileşmez tüm uyarılara rağmen yine aynı kahramanlığı göstermiştir. Peygamberimiz (asm)’in, toplum içinde hiçbir sosyal statüye sahip olmayan ve horlanan özürlüleri, şefkat politikalarıyla bu durumdan kurtarmıştır. Mesela, Efendimiz (asm)’in, bazı bedenî kusurları olduğu için, toplum içinde bulunmaktan tedirgin olan ve bu yüzden çölde yaşamayı tercih eden Zahir isminde bir sahabiye çölden bazı bitkileri toplayıp, Medine pazarında beraberce pazarlamayı önermesi ilginçtir. Pazardaki alışverişlerde Zahir’e yardımcı olan Peygamberimiz (asm) etrafına da “Zahir bizim çölümüzdür, biz de onun şehriyiz.” diyerek sürekli iltifatlarda bulunmuştur. Âmâ olan Abdullah bin Ümmi Mektûm: Hz. Peygamber (asm), Mekke'de ilk iman edenlerden biri olan bu âmâ zatı, Medîne'ye halka Kur'an öğretmesi için göndermiştir. Medîneli Berâ bin Âiz -radıyallahu anhuma- diyor ki: "Bize ilk hicret eden kimseler Mus‘ab bin Umeyr ile İbn-i Ümmi Mektûm'dur. Bunlar (Medîne'de) halka Kur'an öğretiyorlardı." (Buhârî, Menâkıbu'l-Ensâr, 46)Bilal-i Habeşî ile birlikte Hz. Peygamber (asm)'in müezzinliğini de yapmış olan İbn-i Ümmi Mektûm (İbn Sa‘d, IV, 207) âmâ oluşu yanında evinin camiye uzaklığını ve kendisini camiye götürecek kimsesinin bulunmayışını da mazeret göstererek, namazı evinde kılabilmek için Hz. Peygamber (asm)'den müsaade istemişti. Resûlullâh ise: “Sen namaz için ezân okunduğunu işitiyor musun?” diye sordu. O: "Evet!.." cevabını verdi. Peygamber -aleyhissalatü vesselâm-: “O halde dâvete icâbet et, cemâate gel.” buyurdu. (Müslim, Mesâcid, 255; Ebu Dâvûd, Salât, 46) Bu haber cemaatle namazın ne derece önemli

olduğuna vurgu yapmakla beraber, Peygamberimiz (asm)'in âmâ bir zatı toplumdan tecrit etmeyerek, onu cemaat içinde bulunmaya teşviki de bilhassa dikkat çekicidir. Bunun yanında Hz. Peygamber (asm) değişik vesilelerle Medîne dışına çıktığı zaman, İbn-i Ümmi Mektûm'u yerine cemaate namaz kıldırması için vekil olarak bırakmıştır. Bu görevin kendisine on üç defa verildiği nakledilmektedir. (İbnü'l-Esîr, Üsdü'l-ğâbe, IV, 264)  Çünkü O, Hatemül Enbiya idi, Çünkü O, İnsanlığın kılavuzuydu rehberiydi önderiydi, Çünkü O, "Âlemlere Rahmet olarak gönderilmişti..." Selam ve Duâ ile...

Bu yazı toplam 740 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.