1. HABERLER

  2. SPOR

  3. BEN DE AKILLANDIM!
BEN DE AKILLANDIM!

BEN DE AKILLANDIM!

  Ben de böyle olur muyum acaba!      Bizim yaşlarda ve bizden büyüklerin yaşadığı çileli günleri, şimdiki insanlar yaşamıyor. Özellikle gençler....

A+A-

 KARAER

Ben de böyle olur muyum acaba!

     Bizim yaşlarda ve bizden büyüklerin yaşadığı çileli günleri, şimdiki insanlar yaşamıyor. Özellikle gençler. Evde, komşuda dahi telefonun olmadığı, evlere bir telefon bağlatabilmek için 15- 20 sene sıra beklendiği yıllar. Bir kelime konuşabilmek, sevdiğine bir seni özledim, seni seviyorum demek için günlerce bekleyip de ulaşamamak… Güzel mi? diyeceksiniz. Teknolojinin eksikliğini yok sayarsak çok güzel günler… Belki de bizim uyum sağlayamadığımızdan bu sözleri söylemek zorunda kaldık. Yoksa iyi ve doğru kullanıldığı sürece, teknolojinin kötüsü olur mu? Fakat; çağımızın özellikle gençlerini bağımlı hale getiren cep telefonu, tablet bilgisayar gibi teknolojik ürünler adeta sanal dünyaya bağlamış durumda! O nedenle siz de bir cep telefonu bağımlısı olabilirsiniz. Yıllar önce, çocukluğumda kendi kendine konuşana deli derlerdi! Şimdi bakıyorum; her yerde kendi kendine konuşanlar alabildiğine! Karşıdan gelirken bakıyorum, yalnız olmasına rağmen kendi kendine konuşarak geliyor.  Elinde avucunda bir şeyde yok. Yaklaştıkça, konuşuyor kendi kendine gülüyor. Deliye de benzemiyor. Hay Allah telefonla konuşuyordur desenize! Tadı tuzu kaçtı artık. Geçen gün Ankara’ya giden dolmuşa bindim, tek kişilik koltukta oturuyorum. İki genç kız yanımdaki koltuğa oturdular. Oturmalarıyla, ellerinde kitap kadar cep telefonunu açtılar.  Okuduğum kitabı bıraktım. Çünkü dikkatim dağıldı. Bakıyorlar, gülüyorlar… Minibüsün nerede olduğunun dahi farkında değiller. Şoför Mamağa yaklaşırken; Mamak’ta var mı? İnecek! Ses yok! Tekrar ediyor kendi kendine; Yok! Keçiören köprüsüne yaklaşırken şoför;  var mı? İnecek! Yanımdaki koltukta, telefonla oynayan kızlardan birisinden cılız bir ses; var! Fakat şehir trafiğinin gürültüsünden şoför duymuyor. Yeniden tekrarlıyor; Keçiören köprüsünde var mı? İnecek! Bu sefer cılız ses de yok! O arada genç kızımız, sanırım babasıyla telefon konuşması yapıyor. Baba kızgın sanırım ki; baba sen iyimisin diye cevap veriyor. Keçiören köprüsünde inmesi gerekiyormuş, ancak babası Samsun yol ayrımında ineceksin demiş. Şoför beye seslendi; Samsun yol ayrımında ineceğim. Şoför; Böyle bir yer yok. Tam nerede ineceksiniz. Etlik olmasın? Yok! Samsun yol ayrımında! Şoför biraz kızar gibi oldu. Ben bugüne kadar Samsun yol ayrımı duymadım. Siz nereye gideceksiniz demeye kalmadı, genç kız elindeki telefonu şoföre uzattı. Şoför babasıyla konuşuyor. Adam demek ki inatçı! Samsun’da Samsun diye tutturmuş galiba! Şoför yine iyi niyetli şekilde; yolcuları terminale indireyim, dönüşte Aydınlıkevlerin orada indireyim dedi. Kabul etmedi ki; şoför, tamam tamam Ankamall da indireyim diye sinirlendi. Hava kararmaya başlamıştı. İki kız indi. Yanındaki sessice olanları dinliyordu. Herhalde evlerine misafir olarak gidiyordu. Tebessüm ediyordu yalnızca… Şoför kızgınca söylenmeye başladı, onlar indikten sonra; gece yarısı gel buradan al götür de aklın başına gelsin… Nereden nereye atladık cep telefonundan bahsederken! Ben de akıllandım dedim ya! Yılardır kullandığım tuşlu küçük telefonlara alıştığım için, yeni telefonlara ihtiyaç ve gerek duymuyordum. Son günlerde eski telefonların tuşları basmaz oldu. Yaptırdım, tuşların altında film varmış onu değiştirdiler. Değiştirirken de, çok uzun ömürlü olmaz diye tamircide ayrıca uyardı. Yinede vazgeçemedim. Babalar günü akşamı gittiğimiz düğün çıkışı, kızım ve oğlum, babalar gününü kutlamak istiyoruz derken küçük bir paketi elime uzattılar. Hayırdır demeye kalmadan, sonra açar bakarsın. Fakat kullanmazsan konuşmayız bir daha dediler. Anladım. Telefondu. Eve geldim. Eşimde çok fazla bilmiyor benim gibi kullanmayı. Ben yinede duramadım. Kartı taktım. Yok bana göre değil dedim. Tutamıyorum kayıp gidiyor. Kapattım. İçerisindeki kartta eskiden kalma bir telefon kartımdı. Fatura geldi. Rakam yüksek. Allah Allah demeye başladım. Ben kimseyle konuşmadım. Telefonu da açmadım. Bu neyin nesi demeye kalmadan faturayı incelerken. İnternet kullandığımın bedeli görünüyordu. İkinci gün erkenden çarşıya indim öğrenmek için. Genç görevli baktı; Siz internet kullanmışınız. Kardeşim ben doğru dürüst telefonu kullanamıyorum. Telefonumda internette yok zaten. Yapacağım bir şey yok siz internet kullanmışınız diye ısrar edince iyice kafamın tası attı.   Bu arada görevli birden; sizin kartınız nerede takılı dedi. Telefonda takılı, fakat kullanmıyorum kapalı. Akıllı telefon mu dedi. Evet deyince. Büyük bir sevinçle; işte o yüzden. Anlamadım deyince! Akıllı telefonda internetiniz yoksa dahi, kendiliğinden internet kullanıyor gibi işlem yapıyor diye açıklamada bulundu. Görevliye hem telefon kartını hem de internet varsa onu da iptal edin. Ne kadar borcum varsa ödeyip kurtulayım bu çileden dedim. İşlemi yaptı. Bir iki haftaya faturanız gelir dedi. Kızımı aradım. Başıma bela ettiniz bu telefonu. Kullanmadan dünya fatura bedeli ödedim. Olmaz öyle şey dedi. Birkaç saat sonra aradığında. Evet sakın kullanma, biz gelince gösteririz sana nasıl olacağını dedi. Kızım daha gelmeden, eski telefonum artık ömrünü doldurmuştu. Doktor da ilaçta artık tesir etmiyormuş. Yeni telefona taktım kartımı, fakat herkes bana bakıyor gibi geliyordu. Elimde iğreti duruyor. Eskiyi de yanımdan ayırmıyorum ne olur ne olmaz diye. Yıllarım geçmişti onunla, nasıl terk ederdim. Sizin anlayacağınız artık ben de akıllandım.      

Bu haber toplam 202 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.