1. YAZARLAR

  2. DEMİR DOĞAN KANDEMİR

  3. BEN ÇOCUKKEN KÖYÜM GÜZELDİ.
DEMİR DOĞAN KANDEMİR

DEMİR DOĞAN KANDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

BEN ÇOCUKKEN KÖYÜM GÜZELDİ.

A+A-

N0:1427-SEYFLİ’DEN DEMİR DOĞAN KANDEMİR

 

 

PASTORAL ŞİİR

Bir çocuk tanırdım, yüzü gülmezdi,

Çağırır gel derdim, korkar gelmezdi,

Bilmem dilsiz miydi, söz mü bilmezdi?

Her kelimede bir GÜYÂSI vardı…

 

Sular pırıl, pırıl güller biterdi,

Sevgi alev, alev yanar tüterdi,

Serviler salınır, kuşlar öterdi,

Köyümün ne güzel HAVASI vardı…

 

Gelinler gölgede koyun sağardı,

Her öğleden önce yağmur yağardı,

Çok geçmez aradan güneş doğardı,

Bin bir çeşit rengi ZİYÂSI vardı…

 

Çoban Bekir, bize kaval çalardı,

Sanki kulağıma hüzün dolardı,

Öte de bir köylü tarla sulardı,

Allâh’ın katında DUÂSI vardı…

 

Çocuklar kırlarda çiğdem kazardı,

İlâhî bir ışık gökten sızardı,

Mecnun Leylâ’sına mektup yazardı,

Kudretin silinmez BOYASI vardı…

 

Koca kayaları seller sürürdü,

Bağırtlak kur yapar, keklik yürürdü,

Belki de gözlerim öyle görürdü,

Başında yazmanın OYASI vardı…

 

Temmuz’da ırgatlar ekin biçerdi,

Yığının dibinde ayran içerdi,

Mehlikā yanımdan gelir geçerdi,

Gençliğin şeytana UYASI vardı…

Babam tarlamıza tohum saçardı,

Tunalar semâda kanat açardı,

Görünce uzaktan benden kaçardı,

Mevlâ’dan utanır, HAYÂSI vardı…

 

Sonbahar gelince atlar koşardı,

Mor belikli kızlar oynar, coşardı,

Yâdım’da o günler gözüm yaşardı,

“Yetîmi” n, ne tatlı RU’YÂSI vardı…

“Keskinli Yetîmi”

***

Şiir’de adı geçen Çoban Bekir, merhum “Bekir Çetiner” benim dinimi, diyânetimi okuyup öğrendiğim, tahtadan yapılmış minâresinde Ezan okuduğum, Medrese ve Fahrî Köyüm Polatyurdu köyü halkınandır.

 

Sarı ve yeşil renkli arı kuşları, kara ve ala kargalar, gök karga denilen yeşil renkli kuşlar, ıslık çalarak ötüşen sığırcıklar, her sabah cıvıldaşan serçeler, kırlangıç, ebâbil kuşlar adı verilen kuş yel estikçe servi ağaçların eğilip doğruluşu köyümün havasını güzelleştirirdi. Şimdi o kuşlar, o günler yok…

***

Mart ayı geldiği zaman koyunlar kuzu, keçiler oğlak verir, hocam beni ve merhum Hayrettin Lüy’ü, kuzu ve oğlakları almak için Çoban Bekir’in davarları güttü yerlere gönderirdi.

 

Kuzu ve oğlaklar, bâzan hocamın, bâzan köy halkından birinin olurdu. Kuzu ve oğlakları getirip verdiğimiz kimseler bize tavuk yumurtası hediye ederler, bizi sevindirirlerdi.

 

Eğer tavuk yumurtası yoksa “size tavuk yumurtası borçluyuz” derler, bize umut verirlerdi. Şimdi köylerin pek çoğunda koyun ve keçi, kuzu ve oğlak kalmadı…

***

Ben, Kur’ânı Kerîmi okuyup bitirdiğimde hocam bana dişi bir kuzu hediye etmiş, merhum anam o kuzuyu eniyle belirlemiş, kuzu 35’e kadar dişi kuzulamıştı. Her akşam koyun ile keçiler boğazlarında çan sesleriyle evimize gelir bizi sevindirirlerdi. Sonra kapımızda koyun, keçi diye bir varlık kalmadı. 4.12.2018

2431-2432

Bu yazı toplam 269 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.