1. HABERLER

  2. SPOR

  3. BAYRAM’DAN ENSTANTANELER
BAYRAM’DAN ENSTANTANELER

BAYRAM’DAN ENSTANTANELER

Ellerinde poşet kız ve erkek çocukların bayramlaşmaya, bayram şekeri toplamaya çıktıklarını gördüm ve üzüldüm. ¶ Geçmiş yıllarda Kayseri’de...

A+A-

Ellerinde poşet kız ve erkek çocukların bayramlaşmaya, bayram şekeri toplamaya çıktıklarını gördüm ve üzüldüm.

Geçmiş yıllarda Kayseri’de ahlâkı sıfır ve îmânı cıbır biri, “size şeker vereceğim” diye üç çocuğu aldatmış; tecâvüz etmiş ve öldürmüştü.   Ana ve babalara bakıyorum da böyle bir şeyi olmamış kabul ediyor, şeker toplamak için çocuklarını cadde ve sokaklara ellerinde poşetle salıvermişler.

Akıllı geçinen, akılsızın biri, çocukların şeker toplamalarını hoş bir şey olarak kabul ediyor, televizyonda ballandırarak, şeker toplamayı anlatıyordu.   Ben de “bu akılsıza abe mi, tebe mi, hadi be mi?” desem diye düşünüyorum. Yâhû! Siz görmediniz, duymadınız mı üç yavrumuzun başına, bayram şekeri toplama hevesinin neler getirdiğini?

Bayram günü, bayram kılıp câmiden çıkıyor ve görüyorum ki, câminin önündeki yolda pek çok otomobil var. Öyle ki otomobiller biri birlerine çok yakın park edilmiş ve ara yok.   Bir ara var; o yere, o iki otomobilin arasına da iki efendi kendini park etmiş; ne kötü. İki efendiye “bayramınız kutlu, yüreğiniz mutlu olsun” diyorum. İki efendi telaş ve hızla otomobilin arasından çıkıyor, bana yol veriyorlar. Yolda yürüyor ve yolda yürüyenlerin tavırlarına dikkat ediyorum. İnsanlar, tanıdığına selâm veriyor, tanıdığıyla bayramlaşıyor, tanımadığıyla selâmlaşma, bayramlaşma yok. Ben, Ramazan bayramına, “Ramazan bayramı! Biri birlerini tanıyanlara mı geldin, ne ettin, ne eyledin sen?” diyorum.

Yola devam ederken, yol kenarındaki dükkâna giriyor, dükkânı işleten gence selâm veriyor ve “bayramınız kutlu olsun” diyorum. Gencin babası bu sırada dükkânın diğer kapısından dışarı çıkıyor, beni gördüğü hâlde yoluna devam ediyor. Elbette bir bildiği vardır.   Dükkânı işleten genç, babasının tavrından son derece rahatsız oluyor, konuya eğilmeden gence, “hayırlı işler” dileyerek dükkân’dan çıkıyorum.

Bir de bayram günlerini bırakıp, bayram uçup gittikten sonra bayram kutlayan efendiler var ki, bunların sayısı da “Mâşâ Allah” denmeyecek kadar çok. Bu kimseler yaşı, hem de başı itibâriyle ve kendi akıllarınca epeyce dindar, ince hem de çok ince ruhlu kimseler…

Bir zamanlar, Kırıkkale Vâli Yardımcılarından İsmâil Atasoy vardı; bayram’dan sonra bayramlaşmaya gelenleri kabul etmezdi. Âcizâne ben de Atasoy’a “yaşa Atasoy bir tânesin” derdim. Şunu unutmayanız! “dünkü güneşle, bugün yıkanan çamaşır kurutulamaz.” Namaz günde beş vakittir, vaktinde kılınır. Oruç Ramazan’da Müslümanlara farzdır. Bayram, bayram günlerinde kutlanır. Yazımın bu satırlarına ekşiyen olabilir. O da onların bileceği iştir. Sayın İsmâil Atasoy haklı, çok haklıdır, ona ve okurlarıma selâm ve saygılar.
Bu haber toplam 187 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.