1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Başımızdaki başörtüsü yasağı
Başımızdaki başörtüsü yasağı

Başımızdaki başörtüsü yasağı

Sorunlarımızdan biri de yıllardır süren ve “çözüldü gibi, çözülüyor, şimdi çözülecek” derken bir türlü sona gelinemeyen “başörtüsü yasağı”. CHP...

A+A-

Sorunlarımızdan biri de yıllardır süren ve “çözüldü gibi, çözülüyor, şimdi çözülecek” derken bir türlü sona gelinemeyen “başörtüsü yasağı”. CHP Genel Başkanı "başörtüsü sorununu biz çözeriz" demişti ve konuyla ilgili “arkadaşlarının çalışmalarını” bitirmelerini beklediğini söylemişti. Peki, bu başımızdaki “Başörtüsü yasağı” hangi kanunla yasaklanmıştı? Hiçbir kanunda. Böyle bir yasak yok. Yasal dayanağı yok. Altı boş olan fakat uygulamada yaşatılan bu yasağın çözüm için, yıllardır kanunun değişmesi gerekir denildi. Hangi kanunun? Yok böyle bir kanun. Yasak nerede? Yargı kararlarında… İşte çözülememesi de bu nedenle. Yargı kararlarını, kanunun üstünde bir güç olarak gören, kanunların üzerine oturtmaya çalışan zihniyettin uygulamalarında. Yasaklar ancak “kanunla konulup kanunla kaldırılabileceğine göre” sorun yok ancak bunu özellikle sorun yapmak isteyenlerce yargı kararı bir “maşa” olarak kullanılıyor. Anayasa Madde 42’ye göre, “Hiç kimse eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.” Yükseköğretim Kanunu ek Madde 17’ye göre, “Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir.” Gayet açık. Gayet anlaşılır. Yasağın geçmişine bakalım; 12 Eylül sonrası YÖK üzerinden okullarda zoraki dayatmalar ile başlıyor. CHP’nin eski dalı, kolu olan SHP’nin “serbesttir” ifadesinin iptali için Anayasa Mahkemesine gitmesi ile devam ediyor. Çıkan kararda, "serbesttir" hükmünü anayasaya aykırı bulmuyor ama başörtüsünü ya da diğer bir deyişle "türban"ı serbestlik kapsamı dışında bırakıyor. Ancak, Mahkeme verdiği bu kararı, Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin "ancak kanunla" ve "Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak" sınırlanabileceğini hükme bağlasa da yasak, doğrudan eğitim hakkını ilgilendirdiğinden, 42. maddede böyle bir yasağı haklı çıkaracak hiç bir ifade bulunmuyor. Anayasa Mahkemesi kendisini adeta kanun koyucu (yasama/TBMM) yerine koyarak hukukî dayanağı olmayan bir karara imza atarak, adını da “yasak” koyuyor. Geliyoruz 2008’e 411 milletvekili sorunun çözülmesine el kaldırıyor, adım atıyor karşılarına yine Anayasa Mahkemesi kararı çıkarılıyor. Geçtiğimiz haftalarda ise derse şapkalı  giren bir öğrencinin, öğretim görevlisince zorla(yaka-paça) dersten çıkarılması ile öğrenci şikâyette bulunuyor. Bu şikâyeti değerlendiren YÖK, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğüne bir yazı gönderiyor: “…Bir dersin öğretim üyesinin bu hükümlerin dışına çıkarak öğrencileri derse almamak veya dersten çıkarmak gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. Kurallara aykırı davrandığı veya disiplin suçu islediği düşünülen öğrenciler hakkında öğretim elemanı  tarafından yapılacak işlem, durumun bir tutanağa bağlanarak varsa ispata yarar evrakın tutanağa eklenmesi suretiyle  disiplin yönünden gerekli işlemi yapmak üzere ilgili dekanlığa/ müdürlüğe iletmekten ibarettir. Bu nedenle derse katılmak isteyen öğrenciyi derse almayarak, dersten çıkararak  veya derse girmiş öğrenciyi yok göstererek kanun ve yönetmeliklerde yer almayan bir yaptırım uygulayan öğretim elemanının bu fiilinin disiplin suçu teşkil edeceği açıktır.” Özetle; kapıdaki güvenlik görevlisinden öğretim üyesine, dekandan rektöre kadar yöneticilerin öğrenciyi doğrudan derse almamak veya dersten dışarı atmak gibi bir yetkisi bulunmamaktadır. YÖK bu yazı ile yasağa son verme değil sadece bu hususları, Disiplin Yönetmeliğini hatırlatmış oluyor aslında. Fakat bu, uygulama açısından yaşanan sorunları giderme anlamında önemli ve büyük bir adım oluyor. CHP Sözcüsü Hakkı Suha Okay, yazıda “Türban serbesttir” diye bir ifade bulunmadığını hatırlatarak “O yazı tek başına bu sorunu çözen bir yazı değildir” diyor. CHP’nin bu konuda en azından şimdilik sessiz kalarak yargıya taşımamış olması da çözüme katkı sağlamış gibi dursa da CHP’nin bu sessizliği ne kadar sürer bilinmez. Çünkü Parti içerisinde bu konuda seslerin yükseldiği biliniyor. Bu yasak “hukukun değil, kararların uygulanması” sonucudur. Çözüm ne olmalıdır? Çözüm, Anayasa Mahkemesinin kararını çürüten bir meclis kararı ile olabilir ancak bunun da delinme ihtimali hep olacaktır. Kesin çözüm, mutlaka Anayasal düzenleme ile yapılmalıdır. Haksızlıkların giderilmesinin kesin yolu bu şekilde sağlanabilecektir, aksi takdirde her yıl benzeri tartışmalı durumlar yaşanacak, gençlerimiz okul kapılarına “acaba girebilecek miyim” endişesi ile gidecektir. Bu düzenlemenin yeni sivil anayasa içinde yer alması uygun ve kaçınılmaz olacaktır.

Bu haber toplam 420 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.