1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Başbakanla geldi, Başbakanla gidecek
Başbakanla geldi, Başbakanla gidecek

Başbakanla geldi, Başbakanla gidecek

Son yıllarda tüm Orta Anadolu’da yaşanan gelişim ve dönüşüm Çorum’da da net bir biçimde gözlemlenebiliyor. Çorum son 10 yıl içerisinde adeta kabuğunu...

A+A-
Son yıllarda tüm Orta Anadolu’da yaşanan gelişim ve dönüşüm Çorum’da da net bir biçimde gözlemlenebiliyor. Çorum son 10 yıl içerisinde adeta kabuğunu kırdı. Özellikle sanayisiyle ön plana çıkan Çorum, üniversitesiyle, turizmiyle ve tarımıyla da adeta diğer illere örnek olacak bir başarı öyküsü yazıyor. Bu başarının en önemli mimarlarından biri de AK Parti Çorum Milletvekili Murat Yıldırım. AK Parti’nin iktidarda bulunduğu üç dönemde de mecliste yerini alan Çorum Milletvekili Murat Yıldırım, “Bu yolda Başbakanımızla beraber yürüyor olmaktan son derce gururluyum” diyor. İL gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Gökdemir, “Milletvekilleri konuşuyor” röportaj dizisi için bugün  Çorum Milletvekili Murat Yıldırım’ı konuk etti: Sayın Milletvekilim, milletvekilliğinde meclis çatısı altında üçüncü döneminiz. Tabi ki bizler sizi yakından tanıyoruz. Çorum’da üçüncü döneminiz, Çorumlu sizi sevdi. Çorum’u zaten yakinen biliyorsunuz, bazı Eğitim Kurumlarının kurucususunuz. Öncelikli olarak sizi tanıyalım. Çok teşekkür ediyorum yani teveccüh göstermişsiniz. Doğru biz üç dönemdir milletvekiliyiz. Ama biz 18 yaşından beri siyasal ve sosyal faaliyetlerin içerisindeyiz. Derneklerde, kooperatiflerde, vakıflarda da çalıştık. 1958 Çorum merkeze bağlı Büyükbucak Köyü doğumluyum. Ortaokulu Çorum Ortaokulunda, liseyi Ankara Gülveren Lisesi’nde bitirdim. Eskişehir Eğitim Enstitüsü Matematik Bölümü’nü bitirdikten sonra Kütahya’da ortaokul ve daha sonra da Çorum’da lise öğretmenliği yaptım. 1987’de İngiltere’ye İngilizce Matematik öğrenimi görmek üzere gittim. 25 yaşında İngilizce Matematik eğitimi aldım bir yıl. Döndükten sonra Anadolu Lisesi’nde üç yıl öğretmenlik yaptım. 1990 yılında istifa ettim. O zaman Özel Ensar Dershanesini kurdum. Daha sonra 1991’de de Özel Pınar Okullarını kurduk. İlköğretim, lise, şu anda kolej, dershane de Özel Ensar Dershanesi ve Çözüm Dergisi Dershanesi olarak devam ediyor. MİLLİ GENÇLİK VAKFI’NIN KURUCULARINDANIM Tabi sosyal faaliyetlerimiz de bu sürede devam etti. Milli Gençlik Vakfı’nı kurdum. 1989 yılında, kurucular arasında kaldım. Başkan yardımcılığını yaptım, daha sonra bölge koordinatörlüğünü yaptım. 1993 yılında Refah Partisi İl Başkanı oldum. -Siyasi hayatınız burada başladı o zaman? Evet, aslında 1989’da başladı MGV’yle birlikte. Tabi bu dönemde çok derneklerde yöneticilik yaptım. Kızılay’da, Yeşilay’da görevler aldım. Öğretmenler Vakfı’nı kurduk. Birçok sosyal faaliyetlerde bulunduk. Daha sonra da hem dershaneciliğimiz hem okulumuz devam etti. Hem de Refah Partisi İl Başkanlığı’nı 1993-1995 yılları arasında yaptım. 1995 seçimlerinde o zaman Refah Partisi’nin Belediye Başkanlığı’nı kazanmıştım. O dönemde siyasi hayatımız devam etti, daha sonra ara verdik siyasete. İşlerimizle uğraştık, gıdayla, inşaatla. Çorum’un en büyük kooperatifi olan Bin Evler Kooperatifi’nin Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı beş yıl yaptım. O dönemlerde meslek yüksek okulunda derse girdim. AK Parti kurulduğu zaman, Çorum’da kurucuları içerisinde yer aldım. Ve 2002 seçimlerinde aday olduk. Seçimi kazandık, o günden bu güne kadar da milletvekili olarak devam ediyoruz. Üç çocuk babasıyım. İki kızım, bir oğlum var. İngilizce biliyorum. -Efendim üniversite yıllarınıza gelmeden önce, sizin yaşlarınızdaki milletvekillerimize baktığımız zaman, geçmişte bir yerlere gelebilmek için bayağı bir uğraş vermişler ve çile çekmişler. Sizin üniversite döneminden önceki yıllarda ailevi hayatınız nasıldı? Kısa anekdotlar halinde anlatabilir misiniz? Köyde doğdunuz bildiğimiz kadarıyla? ANADOLU İNSANININ YAPTIĞI BÜTÜN İŞLERİ BEN DE YAPTIM Doğru söylüyorsunuz, yazın köye giderdik, hayvan otlatırdık, hayvan güderdik. Rahmetli babam hayvancılık yapardı. Baharın yüz elli tane koyun alırdı onları otlatırdık, kışın da satardık. O süre içerisinde çobanlık yapardım. Çiftçilikle uğraşırdık, traktörle. Tabi 1977 yılında babamı kaybettim. O zaman biz altı kardeşiz, dört tane kız, iki erkek. Babam vefat ettikten sonra Ankara’ya taşındık. Ankara’da öğrencilik devam etti. 1985’de Eğitim Enstitüsü’nü bitirdikten sonra tekrar okul hayatımıza geçtik ve köydeki çiftçilikle uğraşmamız da 1990’a kadar devam etti, dershanenin açılmasına kadar. Ondan sonra çiftçiliği de bıraktık ve siyasi hayata başladık. Geçmişte olan, gerçekten görülmesi gereken bütün işlerde de çalıştık. Anadolu insanının yaptığı, Kırıkkalelinin, Yozgatlının, Çorumlunun yaptığı bütün işlerin hemen hemen hepsini yaptık. Yani hayat şartlarını biliyoruz. Köyü biliyoruz, çifti biliyoruz, çubuğu biliyoruz. Yani oradaki çalışma şartlarını biliyoruz. Biz şunu hayal ettik, Anadolu insanı elbette alın teriyle geliyor bir yerlere ama bunun da insan içerisinde, toplumda da yöneticilik kabiliyetinde olmasını istiyoruz. Yani bulunduğu branşında uzman olması lazım artık. Biz bu vesileyle öğretmenliğimizi uzmanlık noktasına dönüştürdük. Ben Anadolu Lisesi’nde öğretmenlik yaptığım dönemlerde öğrencilerim TÜBİTAK ödülü almışlardır. İmam Hatip Lisesi’nde öğretmenlik yaptığım dönemlerde çocukların tüm sosyal faaliyetlerde olmasını arzu ettik, sıkıntılarıyla ilgilendik, dertleriyle dertlendik. Geçmişte çok sıkıntı çektiklerini gördük. Bu çocukların gelişmelerini en çok etkileyen konu şuydu; bir gün çocuğa matematik dersinde, kitabını sordum. Kitabı yok, defterini getir dediğimde bir defter getirdi. Baktım ki deftere Arapça yazmış silmiş, Kuran-ı Kerim yazmış silmiş, İngilizce yazmış silmiş, tarih yazmış silmiş ve matematik yazmış. Niye dedim? Dedi ki “Hocam defterim yok. Hoca bana not verdiği zaman her tarafını siliyorum öyle defterime not alıyorum”. Bu beni çok etkilemişti. Bu çocuklara önayak olmam gerektiğini düşündüm. Böylelikle sosyal faaliyetlerimize başladık. Ve çocukları bilgilendirmek, onları ihtar etmek, onların idareci olmasını sağlamak istedim, Anadolu insanının da yaşam standardının yükseltilmesinin hakkı olduğunu düşündüm. Böylece sosyal faaliyetlere ve siyasi faaliyetlere girmiş olduk. -Üç dönem milletvekilliği, AK Parti’nin yapısı itibariyle önemli bir süre. Nasıl bir duygu üç dönem milletvekilliği yapmak yani Başbakan’la geldiniz, Başbakan’la gideceksiniz… Teşekkür ediyorum, yani Başbakanın ekibinde olmak, Başbakanla birlikte gelip, başbakanla birlikte yürümek bize şeref veriyor, onur veriyor, gerçekten Türkiye’ye yön veren, dünyaya yön veren bir liderin ekibinde bir milletvekili olmak, onun neferi olmak bizi onurlandırıyor. Yani burada biz hizmeti, halka hizmeti hakka hizmet olarak görüyoruz. Yaptığımız çalışmaları da biz inancımız gereği yapıyoruz. Geçmişte biz siyasete girerken elbette düşündüklerimiz yani Türkiye’nin idaresinde olmayı arzu ediyorduk. Ama biz önce buradaki insanlarımızın haklarının da alınması, sosyal haklarının da alınması, insanca yaşayabilecek şartların oluşturulması yani hem maddi yönde hem manevi yönde iyi bir noktada olmasını arzu ediyoruz. Yani on yıl, on beş yıl önceki Türkiye’ye baktığımızda yol yoktu, köylerde sular akmıyordu, yani köylerin ciddi manada sıkıntıları vardı. Biz insanlarımıza bunun layık olmadığını düşünüyorduk. Mesela ben 1987’de İngiltere’de bir yıl kaldığım süre zarfında, oranın şartlarını gördükçe zaman zaman çok üzülmüşümdür. Çocukları okula gidip gelirken, servis araçlarıyla gidip geliyorlar. Sıcak suları var, kaloriferleri var ama Türkiye’de yok. Türkiye’ye geldiğin zaman köye gidiyorsun, en merkezi köyler çamur içerisinde, suyu yok, yolu yok. Çocuklar okula gidiyor, şartları sıkıntılı. Bu bizi hep üzüyordu, hep düşünüyorduk. Biz öyleyse ne yaparız ki Türkiye’yi kalkındırırız, ne yaparız ki Türkiye’yi daha modern bir hale getirebiliriz mücadelesini verdik. Kolay olmadı ama Allaha şükürler olsun başardık, başarıldı. Sayın Başbakanımızın liderliği sayesinde oldu, ona ne kadar teşekkür etsek azdır. Gerçekten bu dönemde de bizi onurlandırdı üçüncü dönem de milletvekili olduk. Milletimize teşekkür ediyoruz ve biz şöyle bakıyoruz olaya bu millete hizmet etmenin her şeyden daha onurlu olduğunu düşünerek, hizmetlerimize devam ediyoruz. Bu duygu farklı bir duygudur. Yani siz milletin arzu ettiği, istediği haklarını yerine getirmek, ülkenin daha müreffeh, daha modern, daha gelişmiş bir ülke olmasını sağlamak adına sizin de katkınız varsa bu sizi memnun ediyor, mutlu ediyor. Tabi insanlarımızda sandığa gidip bunun karşılığında üç dönemdir -ki biz 7-8 tane seçim geçirdik- bizi seçiyor. Her seçimde de oylarımız arttığı gibi gittiğimizde sevgi gösterileriyle karşı karşıya kaldık. 3 tane ablam bir de kız kardeşim var, onlara, “Benim binlerce ablam, kız kardeşim var. Bir köye gittim, herkes Başbakanımızla bizim fotoğraflarımızı sallayarak bizi karşıladılar, artık siz dört tane değil binlercesiniz” dedim. Bu farklı bir duygu, tabi bunun temelinde şu yatıyor; Anadolu insanı gibi yaşarsanız, onlar gibi düşünürseniz, onlardan biri olursanız, onların içinde olursanız, bir telefon kadar da onlara yakın olursanız, insanlar bunun için, yani yaşam tarzları size uyduğu zaman kendini sizde buluyor. Ak Parti’nin en büyük özelliği de bu. -Az önce de bahsettiniz, siz Türkiye’yi 2023 yılına taşıyacak bir hükümetin iktidara geldiği günden itibaren vardınız. Bununla paralel olarak Çorum’a da çok büyük hizmetleriniz oldu. İlk geldiğiniz günle bugünkü Çorum arasında çok fark var. Biraz Çorum’dan bahsedebilir miyiz? ÇORUM BİR DÖNÜŞÜM YAŞIYOR Evet, teşekkür ediyorum, doğrusu Çorum çok farklı bir noktaya geldi. Çorum değişti, gelişti, gerçekten dönüşüm yaşıyor. Sanayisiyle, eğitimiyle, kültürüyle, turizmiyle, tarımıyla Çorum farklı bir yere geldi. Bu gelişmeyi de başta Sayın Başbakanımız ve hükümetimiz sayesinde gerçekleştirdik. Milletvekillerimizin desteği, buradaki eksiklikleri hükümetimize aktarmasıyla bu hizmetler geldi. Bu hizmetlerden tüm Türkiye payını aldı, Çorum’da payını aldı. Eskiden Çorum çok payını alamıyordu Ankara’dan ama bu dönemde hak ettiği payı aldı. Bu dönemde, baştan bugüne kadar gelen tüm milletvekili arkadaşlarımızın hepsinin katkısı var. Agâh Bey, Yüksel Bey, daha sonra Muzaffer Bey, daha sonra Ahmet Aydoğmuş, öbür dönemde Cavit Bey ve Salim Bey’in bize hep katkıları oldu. Öyle ki bu katkı aslında Çorum halkının katkısıdır, yani bizi desteklediler, bize güvendiler. Bu güvene layık olmak için biz de gecemizi gündüzümüze katarak bu çalışmaları yaptık. Bu çalışmalar arasında en başta büyük projelerimiz var. Birincisi Ankara-Samsun arasındaki çift şeritli yolun yapılması. Bu, Çorum’u hem Başkent Ankara’ya bağlıyor hem de Samsun’a, yani limana bağlıyor. O limandan da Türki Cumhuriyetlere. Ve bu yetmez bir de Akdeniz’i Karadeniz’e bağlayan yolları birleştirir. Çorum, Alaca, Yozgat, Kayseri üzerinden Mersin Limanı’na bağlanır. Çorum, Osmancık ve Boyabat, Sinop yolunun bağlantısı, yani Çorum, Akdeniz’i Karadeniz’e bağlayan, Karadeniz’i başkente bağlayan yol ağını bütünleştirir. Bu yol tabi medeniyet, tabi bu aş demek oldu, iş demek oldu, sanayinin büyümesi demek oldu ve bu bizi mutlu etti. ÇORUM’DA ‘FABRİKA YAPAN FABRİKALAR’ KURULUYOR İkincisi, Çorum’un özlemi olan üniversitenin kurulması. Şu anda üniversitemize genç bir Rektör arkadaşımızı da atadık. Bu genç Rektör arkadaşımız gerçekten sanayiyle üniversiteyi birleştirerek, Çorum’un dinamiklerini bir araya getirerek, sivil toplum kuruluşlarıyla beraber olarak, kurumlarla, valilikle, belediyeyle, diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte hareket ediyor. Ben inanıyorum ki Çorum’un üniversitesi de önümüzdeki dönemde daha başarılı olacak. Tıp Fakültesi kuruldu, öğrenci alınacak. Hem sosyal hizmetler birimi var, hem burada ilçelerimize fakülteler kuruluyor. Bu bizi son derece mutlu ediyor. Diğer bir boyutu da Çorum sanayisi, siz de takdir edersiniz ki Çorum sanayisi o bölgede Kayseri’yle yarışıyor. Ama ben inanıyorum ki ve iddia ediyorum ki Çorum sanayisi Kayseri’den daha öndedir makine sanayi olarak. Belki Kayseri’de böyle mobilya sanayi vardır ama bizde ise makine sanayi gelişmekte. Bu süreçte de önümüzdeki dönemde de Sayın Başbakanımızın arzu ettiği ve üzerinde çalışmış olduğu, Milli Savunma Sanayi’nin yan sanayisinin Çorum’da karşılığını bulacağına ben inanıyorum. Çorumlu iş adamları, Çorum sanayisi, Milli Savunma Sanayine çok büyük katkı sağlayacaktır. Sonunda fabrika yapan fabrikalar yapılıyor. Anahtar teslimi dediğimiz un fabrikaları, tuğla fabrikaları, diğer her çeşidinde, işte kağıt sanayinden tutun da şırıngasından tutun da radyatörünü ve kaloriferini, diğer araç gereçlerin tamamını karşılayacak ve yapacak nitelikte Çorum sanayisi var. Nihayet sanayi büyüyor. Beni en çok mutlu eden de, bu seçimlerde Organize Sanayi Sitesini hep geziyorduk ama bu sefer farklı gördüm. Yani adamlar her biri 500 m2’lik dört parseli birleştirmişler, 2.000 m2, 3.000 m2 kapalı alanda otomatik makinelerle çalışan, üreten ve ihracat eden bir sanayi noktasına gelmiş. Yalnız Çorum mu? Hayır, bugün Sungurlu da bu işi yapıyor, Alaca’sı öyle İskilip’i öyle… -İlçeleri de beslemiş Evet, ilçeleri de besliyor. Çorum artık kabuğunu kırmak üzeredir. Tabi burada… -Çorum markalaşmış diyebilir miyiz? İnşallah markalaşmış bir şehrimizdir sanayisiyle, leblebisiyle. Artık leblebinin ötesinde, artık sanayi konuşuluyor şu anda biliyorsunuz, o yönden gelişiyor. Tabi yol dedik, üniversite dedik, sanayi dedik. Turizm hususunda Boğazkale, biliyorsunuz Hattuşaş’ın Başkenti Boğazkale’dir. Burayı Şapinuva’yla birleştiriyoruz, yürüyüş yolu yapıyoruz. İnşallah biz burayı nasıl ki Kayseri bölgesinde Kapadokya varsa burayı da Galatya Bölgesi olarak düşünüyoruz ve buraya gelen turistleri Boğazkale’de, Şapinuva’da, buradan Amasya’ya, Samsun’a, Tokat’a aktarmak suretiyle bu bölgeyi turizm bölgesi yapmak istiyoruz. Burada İskilip evleri var, kendine has güzel yerler var. Osmancık’ta Koyun Baba Türbesi var. Hem dağ turizmi, hem tarih turizmi, hem inanç turizminin bu bölgede yayılmasıyla Çorum’u farklı bir noktaya taşımak istiyoruz. ÇORUM DEMİRYOLUNA KAVUŞACAK Toplu konutta da Çorum kendisini iyi bir noktaya getirdi, toplu konut yapımı Çorum’un görüntüsünü değiştirdi. Tarımıyla ilgili olarak da Obruk Barajı’ndan bahsedebiliriz. Obruk Barajı Hidroelektrik Santrali kuruldu. Dutludere olarak adlandırılan, Osmancık’taki Dodurga bölgesini sulama projeleri yapılıyor. Yine Koçhisar Barajı’nda su tutuldu, şu anda sulama kanalları projesi yapılıyor. Hatap Barajı yapıldı. Yeni Hayat Barajı derivasyon çalışmaları yapıldı, suyla besleniyor. Yani Çorum sulu hale getirilecektir. Yine yıllarca en çok üzerinde durduğumuz Pınarlı sulama projesi olarak, Çankırı’dan gelen, orayı İskilip’i, Bayat’ı, Sungurlu’nun bir kesimini sulamak için yapılacak sulama kanalları var. Yani tarımıyla, sanayisiyle, eğitimiyle, kültürüyle, turizmiyle birleştirilecek bir potansiyeli harekete geçiriyoruz. Bizim en çok arzu ettiğimiz konulardan birisi de demiryolu. Demiryolunun da 2023 vizyonuyla çalışmaları yapılıyor. Tabi bizim arzu ettiğimiz yük treni gelmesi ama Türkiye değişiyor. Hızlı tren gelmesi için çabalar var. Sizin de bildiğiniz gibi Kırıkkale-Delice-Çelikli hattından Sungurlu-Çorum-Merzifon ve Samsun’a bağlayacak olan yük treni altyapıları ve hızlı tren altyapıları için 2017’ye kadar yapılacak bir çalışma var. İnşallah bu tamamlandığı zaman Çorum demiryoluna da kavuşmuş olacak. Hem yük treni hem hızlı tren altyapısıyla burada Çorum’a, Kırıkkale’ye, Ankara’ya veya Samsun’u da içine alan bu hat üzerinde de çok ciddi bir kalkınma sağlamış olacaktır diye düşünüyorum. Şu anda iki tane otoban Çorum’dan geçecek, onun çalışmaları var. Birisi yine Ankara-Kırıkkale-Çorum-Samsun üzerindeki otoban, ikincisi de Gerede-Tosya-Osmancık’tan Mersin’e bağlayacak olan otoban çalışmaları var 2023 vizyonunda. Bu otobanlarla, bu demiryolu ağıyla örüldüğü zaman Çorum yol problemini halletmiş, yani İç Anadolu Bölgesi’nde, Karadeniz Bölgesi’nde olan bir ilimiz hem Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayacak, hem de İç Anadolu’nun bütün illerinde orta bir yerde yolunu yapmış olacak. Tabi bizim burada zaman zaman tenkit edildiğimiz bir konu var havaalanıyla ilgili. Daha önce Çorumda  olmasını biz de arzu ediyorduk, ancak o günkü dinamiklerden dolayı Çorum’un sanayici işadamlarıyla bir araya geldik ve Merzifon Havaalanı’nın sivil trafiğe açılmasının daha uygun olacağı kanaatine vardık. Çok ciddi uğraşlar sonucunda gelin Amasya-Çorum birleşelim Merzifon Havaalanını sivil trafiğe açalım. Çorum Merzifon’a yaklaşık 55 km. Bunu 10 km daha kısaltıyoruz. 45 km gidiş-gelişle havaalanını şu anda sivil trafiğe açtık. Şimdi bölgenin havaalanı oldu, bölge havaalanı olunca da her gün Çorum-İstanbul arasında ulaşım sağlanıyor. Daha önce saatlerde uyumsuzluk vardı. Şu anda saatler de uyumlu hale getirildi. Bir Çorumlu işadamı eğer İstanbul’a gidecekse sabahleyin gidiyor, gündüz işini görüyor, akşam da dönüyor. Yani havaalanı problemini de bu şekilde çözmüş olduk. Biz inşallah eksik kalan demiryolunu ve otobanları da bağladığımız zaman Çorum, Türkiye’nin sayılı şehirlerinden olacaktır. Gelişmiş olacaktır, dönüşmüş olacaktır, büyümüş olacaktır, iri olacaktır, diri olacaktır, sanayisiyle birlikte kendi civar illerine de katkı sağlayacağına, Türkiye’ye de katkı sağlayacağına inanıyorum. - Yeni bir yasama yılı henüz 2-3 hafta oldu başlayalı. Tabi yoğun bir gündemle başladı. Gündemde çok fazla şey var ancak Türkiye’nin tartışmasız en önemli gündemleri, yeni anayasa ve terör.  Bu konularla ilgili görüşlerinizi almak istiyorum. Tabi teşekkür ediyorum, şimdi basınımıza ne kadar teşekkür etsek azdır, bizi halkla buluşturuyor. Duygularımızı, görüşlerimizi halkla ulaştırıyor. Şimdi efendim Türkiye’de bildiğiniz gibi şu anda üç tane temel sıkıntı var. Birincisi terör, ikincisi işte Ergenekon’la birlikte ihtilaller, üçüncüsü de şike olayları. Şike, Ergenekon olayları, çete, mafya olayları bunlar yargının gündeminde. Artık bağımsız Türk Adaleti gereğini yapıyor. Ben inanıyorum ki yargı bundan sonra bağımsız olarak, özgür olarak bu mafya, çete, şike olaylarını çözecektir. Bunlar erk olarak artık zaten ayrıdır. Türk Hakimleri ve Savcıları gereğini yapacaktır. BAŞBAKANIMIZ LİBYA’YA GİTTİĞİNDE SANKİ KENDİ EYALETİNE GİDİYOR Türkiye’de geri kalan bir terör olayı var. Bu terör olaylarının şu anda herkes biliyor ki içeride ve dışarıda olan bağlantılar var. Bu içeride ve dışarıda olan bağlantılar kesilecektir. Dış ülkelerdeki bu kolları kesilirse, içerdeki bu haksızlıklar kalkar. Yani sıkıntılar kaldırılırsa ben inanıyorum ki Türkiye bölgenin lider ülkesi olacaktır. Yani burada bunu bazı dış güçler, bazı egemen güçler Türkiye’nin terörden kurtulmasını istemiyorlar, sıkıntı bu. Ama şu anda Türkiye ekonomisi büyüyor. Türkiye’de insan hakları iyi bir noktaya getirildi. Türkiye’de artık dışarıdan alan el değil veren el noktasındadır. Dış ülkelere de artık yön veren bir konuma geldi. İşte bugün Sayın Başbakanımız Mısır’a gittiğinde, Tunus’a gittiğinde, Libya’ya gittiğinde gördünüz sanki kendi eyaletine, kendi iline, kendi bölgesine gitmiş gibi. Yani işte gitmiş Çorum’da veya Kırıkkale’de veya Yozgat’ta konuşuyor gibi inşallah bir günde üç tane dört tane miting yapabilecek noktaya geldi. Şimdi tabi bu birilerini rahatsız edecektir, gayet de normaldir bunların rahatsız olmaları. Ama biz kendi içerimizde terörü bertaraf edersek, birliğimizi, beraberliğimizi Türk milleti olarak bir arada olursak bu problemlerin hepsi çözülecek. Bunun yöntemi de şudur. Herkese eşit olmak, adil olmaktır, adaletli davranmaktır. Doğusuyla, batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle bütün illeri Hakkâri’sinden Edirne’sine işte Muğla’sından Kars’ına kadar bütün illeri hızlı şekilde kalkındırıp, hizmet götürüp, oradaki insanlarımızı kaynaştırıp, nasıl ki bin yıllık Türkiye, Türk Milleti, Osmanlı döneminde birlik ve beraberlik içinde yaşadıysa, bunu sağladığımız takdirde Türkiye’nin önünü kimse tutamayacaktır. Türkiye büyük bir ülke olacaktır. O zaman Türkiye bu bölgenin en büyük aktörü olacaktır. HALK BİZİ ANLADI, BİZ HALKI ANLADIK. Birileri bundan çekiniyor. Niye Türkiye bu bölgenin en büyük aktörü olacaktır? 400 yıl birçok bölgede burayı yönetmiştir. Nereyi yönetmiştir? Ta Yemen’e kadar yönetmiştir, Libya’ya kadar, Tunus’a kadar, Mısır’a kadar, işte Kafkaslara kadar, işte Balkan ülkelerinde. Ve bu ülkeleri de, bizden ayrılan 26 tane ülke var. Bunlarla tarihi bağlarımız var, kültürel bağlarımız var, akrabalık bağlarımız var, komşuluk bağlarımız var. Bunların hepsinde bu hükümetimiz zamanında sıfır düşmanlığa düşürmüşüz. Yani sıfır tolerans noktasına düşürmüşüz. Herkesle dost olmuşuz ve bu dostluğumuzu dünya da görmüş, komşu ülkelerimiz de görmüş. Görmeyenler kim? Onların işte idarecileri görmemiş. Kim görmemiş? Mesela Suriye Lideri Esad görmemiş ama Suriye halkı görmüş, Mısır halkı görmüş, Tunus halkı görmüş, Libya halkı görüyor, Cezayir halkı görüyor. Cezayir mesela Sarkozy’ye tepki gösterdi Ermenilerden dolayı, “sizin yaptığınıza, kendinize bakın” diyor. Yani bunu Yemenli görüyor. Yani önemli bir durumda dünya konjonktüründe hiç kimsenin yapmadığını Sayın Başbakanımız bu insanlara, mağdur olan insanlara el uzattı. İnsanca yaşayabilecek şartların oluşmasını istedi Somali’ye elini uzattı, dünyaya insanlık dersi verdi. Bu çok önemli. Şimdi biz bu tarihten gelen, derinden olan köklerimizi tekrar canlandırıyoruz. Biz diyoruz ki insanların geleceği için, insanların mutlu olması için, insanca yaşayabilmesi için insanların ne yapması lazım? İnsanların veren el olması lazım, insanların fedakâr olması lazım, insanların adil olması lazım, insanların birbirlerine karşı tutum ve davranışlarında eşit olması lazım. Biz bunu istiyoruz ve bunu yapıyoruz. Ve geçen dönem İnsan Hakları Komisyonu’nun ve Cezaevlerini İnceleme Alt Komisyonu’nun Başkanıydım ve birçok olayları görüyordum. Türkiye’de Ak Parti iktidarıyla birlikte işkencelere son verildi, kötü muameleye son verildi. Yani cezaevindeki insanların da işkencesine son verildi, Polis Karakollarında da işkencelere son verildi. Ve bu insanlar bunu görüyor artık. Eskiden Avrupa gelip işkenceyle ilgili soru sorardı. Şimdi biz Avrupa’ya gidiyoruz “siz niye bunları yapıyorsunuz?” diye. Yani tamamen devran değişti. Avrupa’nın ekonomisi çöküyor, Türkiye’nin ekonomisi büyüyor, ayakları sağlam yerde. Bunun tek nedeni işte Sayın Başbakanımızın “halka hizmet hakka hizmettir” anlayışıyla Türkiye’nin birlikte hareket etmesidir. Halk bizi anladı, biz halkı anladık.   -Çok teşekkür ederiz.   Ben teşekkür ederim, Allah razı olsun.  
Bu haber toplam 257 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.