1. HABERLER

  2. TEKNOLOJİ

  3. Bakü'de Kür-Xazar Hayırsever Cemiyeti Faaliyettedir
Bakü'de Kür-Xazar Hayırsever Cemiyeti Faaliyettedir

Bakü'de Kür-Xazar Hayırsever Cemiyeti Faaliyettedir

Prof. Dr. Eflatun NEİMETZADE Yeni Azerbaycan Yardımlaşma ve Kültür Derneği Genel Başkanı, Azerbaycan "Naxçıvan" Gazetesi, ATXEM ve KÜR-XAZAR Cemiyetleri Türkiye...

A+A-

Prof. Dr. Eflatun NEİMETZADE Yeni Azerbaycan Yardımlaşma ve Kültür Derneği Genel Başkanı, Azerbaycan "Naxçıvan" Gazetesi, ATXEM ve KÜR-XAZAR Cemiyetleri Türkiye Temsilcisi. Ankara Mertliğin, İnsanlığın, Sevgi ve Sadakatin Sembolü: AKİF KERİMOV Hayırseverlik, İyilik Yapmak Ananemizdir Öten yazılarımda Azerbaycan'da faaliyette olan Kür-Xazar Cemiyetinin faaliyeti hakkında Türkiye okurlarına bilgi vermiştim. Azerbaycan'da pek çok şirketler vardır ki, zaman zaman Çocuk Esirgeme yurtlarına, hastanelere, ihtiyacı olan insanlara, Ermeni melaziminden, tecavüzünden, dede-baba topraklarından zorla öldürülerek, çıkarılarak, koşarak canlarını kurtarmış soydaşlarımıza yardım ediyorlar. Bayramlarda, aziz günlerde, resmi devlet tatillerinde bu yardımlar gerçekten de yapılmaktadır. Fakat Azerbaycan'da bildiğim kadarı tek bir Cemiyet vardır ki, zaten amacı, ana hedefi devamlı, durmadan, aralıksız yardımlar yapmaktır. Yani Kür-Xazar Cemiyetinin kuruluş amacı, ideası yardım etmektir. Sadece yardım etmek maksadıyla kurulmuş bir yardım sivil toplum cemiyetidir. Öteki şirketlerin yapmış olduğu yardımlar belirli resmi günlerde, bayramlarda gerçekleşir. Ve bu şirketlerin kuruluş amaçları bambaşkadır, ticaret yapmak, para kazanmak ve saire. Fakat dikkat ederseniz, Kür-Xazar Cemiyetinin yaratılış m a k s a d ı, a m a c ı ve i d e a s ı (bunu özellikle vurguluyorum), sadece ve sadece imkansız ailelere, ihtiyacı olan insanlara, kuruluşlara, çocuk esirmeme yurtlarına, Hastanelere, gerçek yardıma ihtiyacı olan her bir soydaşımıza bilhassa aralıksız yardım etmektir. Ve bana göre bu bakımdan Azerbaycan'da tek ve maksadına inamla, azimle hizmet eden tek yaratılmış bir kuruluş olarak Kür-Xazar Cemiyeti mevcuttur, vardır, faaliyet alanını her gün daha da genişletir. Ve bu Cemiyetin başında hayırseverliğiyle, özveriliğiyle, şerefiyle hassasiyetiyle tanınan, seçkin bir şahsiyet olan Genel Cerrah Dr. Akif Kerimov kardeşimiz duruyor. Ve kendi hafızasını, aklını, mantığını kullanarak, kimseden fikir, düşünce almadan Kür-Xazar Hayriye Cemiyetini vatanımız, insanlarımız, dar gelirli ailelere yardım etmek için kendini seferber etmiştir. Gence'de Hayırsever Kültür Merkezi Mevcuttur Vatana, kısa bir zaman için gitmiştim. Her defa olduğu gibi yine Akif Beyle birlikteyiz ve Cemiyetin faaliyetiyle bağlı sorular soruyordum. O da trafikteki sokak kargaşanın, deneyimsiz, cılız, cahil ve "hıyar" kafalı gençlerimizin, insanlarımızın, en son model lüks arabalarıyla sokaklarımızı ana-baba savaşına çeviren, tıkaçlara neden olan cehennem gibi ortamda arabasını keyifle, sinirlenmeden, etmeden, ağır ağır sürüyor ve aralıksız sorularıma keyifle de cevaplar veriyordu. Bir anda durdu ve bana: "Gel seni bir düğüne götüreyim. Bir savaş gazisi gencin düğününü yapıyoruz. Gence'ye gidelim. Cemiyetimizin Ankara şubesinin Başkanı gibi yapmış olduğumuz bir Hayriye meclisinin şahidi ol", dedi. Düşündüm, taşındım, tansiyoun var dedim, fakat o ağır basıyordu, sonuçta gitme kararı aldık. Ertesi sabah erkenden, saat 04 civarında yola sarıldık. Ama ne yol. Allah hiçbir korkak adamı Akif beyin arabasında yol arkadaşı yapmasın. Son model "CİP" araba olsa bile, yine arabadır, her an olay çıkara bilir; bilmezsin, etmezsin, lastik dağıla bilir, parça bozula bilir; ne biliyim, daha neler ola bilir. Akif arabayı 160-180 hızla canavar gibi karanlıkları oyarak, yıldırım suratıyla az kala uçak gibi uçuruyordu. Araba resmen uçuyordu ve önde oturmuş, ayaklarım kilitlenmiş oldu; konuşamaz oldum, nefesimi aralıksız, daha sonra kısıtlayarak zar-zor alıyordum. Midem az kala param parça olacaktı. Nefesimi kısıtlamaktan hoşlanmadım ve sakince: "Akif bey, lütfen, hızını artırma, yavaş ol, vallahi kötü oluyorum", dedim. Midem ağrıyordu, kafamdan tütsü kalkıyordu, ayaklarım otomotivken kilitlenmiş, konuşamıyordum ve korku içimi sardı. Bilmem ama iyi değilim, dediğimde Akif bey, gerçekten de arabanın hızını azaltmış oldu ve rahatladım. "Hocam, bu araba hız seviyor, bunu yavaş kullanmak işine yaramıyor, bir de yol açık, kimse yok, gidiyoruz keyifle. Olur, yavaş gideceğiz..." Bir de bu sözleri öyle kibarca, samimi söyledi ki, rica ettiğimden utandım, vallahi. Ama candır, nefestir, bilmezsen, etmezsen, şair demişken, "Boş nefestir, bir de gördün gitti gelmedi..." o zaman ne yapacağız? Düşündüm ve Akif beyden de özür diledim... Yolumuz baya uzun olsa da Gence'ye vardık... Tabelası "Kür-Xazar Dinlenme Tesisleri" adı altında binanın önünde arabadan indik. Ayaklarım zar zor yer tuttu, ezilmiş, dökülmüş halim vardı. Akif bey ileride, ben de arkasınca, bizi karşılayanların eşliğinde içeriye daldık. Bizi çok saygıyla, sevgiyle, ihtiram ve sadakat dolu bakışlarla genç adamlar karşıladılar. Abdulla Gül'ün Masasında Kahvaltı Yaptık "Hocam, Türkiye Cumhuriyetinin XI. Cumhurbaşkanı, Sayın Abdullah Gül ve hanımı burada ağırlanmıştır, yemek yediler ve toprağımızın kıymetli çayını içtiler. Aynı masada biz de şimdi sizinle birlikte kahvaltı yapacağız", Akif Bey dedi. Önce bağı dolaştık, dünyanın çeşitli kutuplarından getirilmiş kuşlara baktık, doğanın güzelliklerini tattık, çeşmesinde ellerimizi yıkadık, çiçeklerin kokularını aldık, ağaçlarını seyir ettik. Bahçenin her yanında kapalı ve açık masalardaki temizlik, saflık, şeffaflık dikkatimi çekti. Ve son olarak Sayın Abdullah Gül'ün oturduğu sandalyeyi bana gösterdiler. "Lütfen, Hocam, buraya oturun", yer gösterdiler. Akif Beyle karşı karşıya oturduk ve lezzetle kahvaltı yaptık; eğlendik, müzik dinledik, bize lütufta bulunan genç insanların bizlere olan sevgi dolu bakışlarını gördüm... "Hocam, burası bizim Kür-Xazar Cemiyetinin bir şubesidir, Akif Bey anlatıyordu. - Burada imkânsızlara, ihtiyacı olanlara parasız hizmet veriliyor. İhtiyarlara da burada sıcak yemekler veriyoruz. Burası yirmi dört saat açıktır ve buraya kendi evlerine geldikleri gibi gelip-gidiyorlar". Kür-Xazarın ünlü mekânı cennet gibi yemyeşil bir alanda yerleşir. Özel işletiyorlar, fakat hayırseverlik ilk başta amaçlarıdır, insanlara yardım etmek maksatlarıdır. Yardımlar parasız yapılır ve burası yardıma ihtiyacı olanların evi haline gelmiştir. Arabayla ilerledik ve daha önemli bir mekâna geldik. "Kür-Hazar Kültür Sarayı'n binası, çağdaş mimari üslupta inşa edilmiştir. Büyük salonunda düğünler yapılıyor ve her akşam bir şenlik vardır. Savaş Gazisinin Düğünü Yapılıyordu "Bu gün iki genci, savaş Gazisini evlendiriyoruz". Az sonra gelin ve damat içeriye kalabalık insanların eşliğinde geldiler. Akif Bey, yeni evlenen çifti tebrik etti, damat, Akif Beyin elini öpmek istedi, Akif imkân vermedi, damadın yanaklarından öptü, "Mutlu olun", dedi. Salon doldu, taştı, giyimli insanlar yüzlerinde düğün sevinci paylayarak salona koşuyorlardı. Bu sahne izlemeye değerdi, Akif beyin sanki kendi evladının düğünüydü, sevincini benimle paylaşıyordu: "Babası emekli, ailede hiç çalışanı yok, damat, emekli savaş gazisidir. Çalışanlarım bunları muhtarlık vasıtasıyla buluyor, bana intikal ediliyor ve organizasyonun yapılacağı düğmesine basıyorum. Gerisini gözlerinle görüyorsun. Masada çeşit çeşit yemekler vardı; etli kavurmalar, pişirilmiş tavuk, çeşitli et ve tavuk kebapları, pilav, peynir, havyar bile vardı. Her çeşit sular, içkiler veriliyordu". Gerçekten masalar soğuk ve sıcak yemeklerle aşıp taşıyordu, masada ne istersen bula bilirsin. Ve bu düğün masraflarını "Kür-Xazar Hayriye Cemiyeti" kendi maddi imkânlarıyla yapıyordur. "Peki, siz kendi kazancınızı böyle hayırseverliğe ayırıyorsunuz, böyle gitse iflas edecek duruma gele bilirsiniz. Nereden bu gücü ve maddi imkânları temin ediyorsun, merak ediyorum, lütfen söyleyin?" "Hocam, gizli bir maddi kaynağımız yoktur. Neyimiz var ise ortadadır. Ticaretten aylık kazancım önceleri 25 bin oluyordu, sonralar 30-40 bin oldu. Bu sıralar kriz var diye kemerimizi sıkıyoruz, geriye doğru iniyoruz diye bilirim, ne yapalım. Ben kazanırım, fakat karımdan büyük payı yardımlara ayırıyorum. Çünkü ihtiyacı olanlar çoktur. Ermeni zulmünden topraklarından ve evlerinden didergin düşen soydaşlarım aç, işsiz, parasız, ekmeksiz iken ben nasıl zengin ola bilirim ki? Allah hoş gitmez, eğer Allah bunu sana veriyorsa, paylaşmalısın, ihtiyacı olanlar vereceksin. Onların da sürfelerinde gıdaları olmalıdır. Onlar da sabah, öğlen, akşam yemelidirler, çolum çocukları da yemeliler. Bazıları sadece kazanarak ceplerine atıyorlar, ya da toprak, ev, villalar alıyorlar. Devlet Başkanımıza ve Haydar Aliyev Fonduna Minnettarız ...Bu hiç de hoş değil, çünkü Batı Azerbaycan'da bin yıllarla yaşayan soydaşlarımız öldürülmüşler, evlerinden zorla Ermeni teröristleri tarafından kovulmuşlar. Onlar ana vatana gelip sığınmışlar ve devletimiz onlara ger türlü maddi destekte bulunuyordur. Cumhurbaşkanımız Sayın İlham Aliyev'in talimatıyla ve Haydar Aliyev Fondunun maddi desteğiyle bu soydaşlarımız için yeni binalar inşa edilmiştir, onlara toprak verilmiştir. Ülkemizde çadır kent kalmadı, bir milyon üç yüz bin insanımız yeni menzillere taşındılar. Devletimiz sağ olsun, büyük işler yapılıyor. Evlerinde mavi gaz yanıyor, elektrik vardır, onlara karabaş hayvan bile verilmiştir. Ama her şeyi devletten beklemek doğru olmaz, diye düşünüyorum. Bizler vatanımızın sayesinde zengin olmuşuz, gece gündüz demeden ticaret yaptık ve şimdi de buna devam ediyoruz. Buna göre de kazancımızdan mutlaka, ama mutlaka ihtiyacı olanlara da vermeliyiz. Şimdi gördüğünüz ve üyesi olduğunuz, Ankara Temsilcisi olduğunuz bizim hayırsever, Kür-Xazar Hayırsever Cemiyetimiz de yardım etmek amacıyla yaratılmıştır. Kazandığımız paralar hep yatırımlara ve Kür-Hazar Cemiyetine yatırılıyor. Yani elimde zaman zaman tek kuruş bile kalmıyor, inanın. Artı, bir de ben her ay çeşitli sivil toplum kuruluşlarına, derneklere, aidat adı altında yardım paraları ödemekteyim". Akif Beyle konuşuyorum, bu arada telefonların ardı arası kesilmiyordu. Konuşanlara yarına, hafta içinde gelmeleri için saat veriyordu: kimisine saat 14.00, 15.00, 17.00'de gel, aidatını al, diyordu. Bazen de, "Siz şimdi gelmeyin, on gün sonra gele bilirsiniz, vallahi elimde para kalmadı..." diyordu. Yüzünde sevinç damlaları parlıyor, sanki evlatları ile telefonda konuşuyordu. "Peki, bu yardımlar sizi yormuyor mu? Bu kadar telefon trafiği var iken ticaret ile ne zaman ilgileniyorsunuz?" Akif Kerimov, Azerbaycan'ın Çağdaş Zeynalabdin Tağıyevi'dir "İşleri çalışanlarım yapıyor. Ticari işler rayına oturmuş durumdadır, değirmen kendiliğinden dönüyor, zaten. Acil, ivedi durumlarda bana geliyorlar, çare bulmak, çözüm için gelirler. Şimdi işi öğrenmişler, çalışmalar şükürler olsun yürümektedir. Kadromu iyi eğittim ve bu canıma mail oldu. İlk günler aşırı yoruluyordum, işi öğretmem zamanımı alıyordu. Şimdi az da olsa rahatım. Şimdi de hayırseverlikten büyük haz alıyorum doğrusu. Bana zevk veriyor, ne güzel, insanlara yardım ediyorsan, onların rağbetini kazanırsın, evlerine sevin getiriyorsun. Onlar senden umut bekliyor, sana muhtaçlar. Bundan hiç de hoşlanmıyorum, ama gerçek tablo budur, geliyorlar ve gelmeyin diyemiyorsun. Çünkü ihtiyaçları vardır. Bunlar soydaşlarımız, aynı kanı taşıyoruz, kardeşlerimizdir, temiz Türklerdir. Türklere canımı desen veririm..." Gerçek bir Türk sevdalısı olan Akif Bey, "Dünya Türklerinin Birliği" için büyük çalışmalar yapıyordur. Sayın İlham İsmayılov ile birlikte kurmuş oldukları ATXEM'in faaliyeti hakkında öten sayfamda yazmışımdır. Şimdi Kür-Xazar Cemiyetinin çalışmalarından büyük haz aldığını ifade ediyor. Sadece bununla da bitmiyor. Akif Bey, aynı zamanda sanat adamlarına da yardım elini uzatıyor. Sanatçıların zenginliği, onların meşgul olduklar ve mutlu yaşamları sanat dallarıdır; fakat maddi yönden hep ihtiyaçları vardır. Akif Bey, gâh onlar için konserler organize ediyor, yurt dışına gönderiyor; gâh sanatçıların evlerini, yazlıklarının inşa ediyor; ya da tadilatını yapmaktan geri durmuyor. Elinden ne imkânı var ise esirgemiyor, gerekenleri yapmaktan da zevk alıyor. Bu kadar geniş kalpli, fedakâr, cesur, mert ve sözünün eri, mümtaz şahsiyet olan bir insanın manevi özelliklerini sıralıyorum... ve Akif Bey, bu özellikleri ruhunda taşıyan, bunları hak eden gerçek bir kişiliğe maliktir. Akif Kerimov, Azerbaycan'ın Onurlu Evladıdır O, istisnasız evezolunmaz bir kişiliğe maliktir ve böyleleri Azerbaycan tarihinde nadir adamlar gibi mevcut olmuştur. Akif Bey, Nizami Gencevi'nin, Mevlana'nın, Orta Çağın Güneşi sayılan Muhammed Fuzuli'nin XX. yy. önder insanı Hacı Zeynalabdin Tağıyev'in ruhunu taşıyan nadir insandır. Bir insanlık mücessemesidir, demiş olsam haklıyım. Çünkü Akif Beyi tanıyanlar onun gerçek bir Dede-Korkut insanı olduğunu biliyorlar. Oğuz Köküne bağlı, Dede-Korkut Destanının kahramanlarından, erenlerinden olduğunu ifade ediyorlar. Yapmış olduğu hayırseverlik duyguları; samimi kalpten, temennasız, vatanına, milletine sadakatten, Tanrının ona vermiş olduğu manevi güzelliğinden, etik ve estetik bakışlarından doğuyordur. Çok gerçekçidir, saf kalbi vardır, hayırlı iş görmekten büyük zevk ve haz alan bir yapısı vardır. Çok, ama da çok nadir rastlanan bir şahsiyettir. Bu gücü ise Tanrıdan aldığını söylüyor: "Bana Allah bu gücü vermiştir, çalışmalarıma hız veren Tanrıdan memnunum, çünkü onun müridiyimdir ve yaşamım boyunca göklerdeki yüce varlığa ruhumla, vücudumla bağlıyımdır. Bizleri yaratan yüce Tanrı önünde, onun büyüklüğü önünde baş eğiyorum. Ona layık olmaya çaba gösteriyorum, gayret ediyorum. Gece uyumadan önce ve her sabah uyandığımda Tanrıya dua ediyorum ve diyorum: Yüce Tanrım, devletimizi koru; Merhum Cumhurbaşkanımız, Haydar Aliyev'e Allah Rahmet etsin; Sayın İlham Aliyev'i koru Ya Rabbim, onu başımızın üzerinden eksik etme. Tanrım, ona yeni fırsatlar yarat, vatan evlatları ona borçlular; Vatanım için, Türk soyundan kardeşlerim için nefesim var oldukça çalışacağım, soydaşlarıma yardım edeceğim, Ya Rabbim, diyorum!" Akif Beyin büyük anlam ifade eden bu sözlerinden sonra sadece şunu ekleye bilirim: Tanrı seni korusun, Tanrı vatanımızı korusun, Tanrı Sayın İlham ALİYEV'i korusun. Çünkü senin gibi mert, cesur, sadakatli, vatanına, devletine, milletine, Türk Dünyasına, soydaşlarına yürekten bağlı, kıymetli bir evladına ihtiyaç vardır. Yüce Tanrım, ona yardım et, sağlığını koru, ona fırsat tanı. Çünkü vatanın mert, cesur, şerefli, hayırsever evladıdır. Yüce Rabbim, kıymetli insanımızı koru. Vatanımızın böyle er oğullarına ihtiyacı vardır. Amin!

Bu haber toplam 473 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.