ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Aysel İPAR!

A+A-

kose-yazisi--alaattin-karaer-067.jpg

(Türk sanat müziği sanatçısı)

 “1938 yılında Laleli’de dünyaya geldim. Babam Amiral’di. Aynı zamanda müziğe çok meraklıydı. Çocukluğumda kulağımda kalan sesler Hamiyet Yüceses, Safiye Ayla… O zamanlar bahçeler modaydı. Yazlık bahçeler… Büyükdere’de bir gazino vardı. Yenikapı’da sırayla gazino. Çakıl en meşhurlarından. Komedyen Naşit (Adile Naşit’in babası) bile gelmişti. Türkü Söyler Zehra Bilir elinde kırmızı mendiliyle. Küçük yaşlardan itibaren babamın müzik sevgisi nedeniyle her gece müdavimiydik oraların. Safiye Ayla’nın bugünkü operetler gibi bir gösterisi vardı. Sonunda “aslanlarıma yem edin” falan diyordu. Biz onu izleyip, evimizin yanında arkadaşlarımızla oynuyorduk.  “Mandalina, portakal, ya onu, ya beni al” diye… Ama babam bir Hamiyet Yücesese hayranıydı. Emekli olduktan sonra bütün gün evde dolaşırken hep gazelvari şarkılar söylerdi.

     Daha çocukluğumda şarkı söylemeye başladım. Gazinolara babamla gittiğimiz için sanatçıların şarkılarını ezberlerdim. Hatta hiç unutmam bir gün eski bir şarkı; Öpüşürken iki aşık mehtapla deniz gibi”, söylemeye çalışıyorum Şarkıyı söylüyorum da orasını herhalde bozuyorum ki sürekli tekrarlıyorum. Rahmetli babam birdenbire “ne o öyle, boyuna o satırı söylüyorsun. Yakışıyor mu sana bu yaşta o şarkı” dedi. Ve bu yüzden beni ne akademiye, ne konservatuara gönderdi Oysa ortaokulu bitirdikten sonra akademiye gitmek istedim. Resim ve müzik merakım vardı.

     Üsküdar Türk Kız Koleji’ni bitirdikten sonra evlendim. 19 yaşında Serpil (Barlas) dünyaya geldi. Ardından oğlum. 16 sene sürdü evliliğim. Toptaşı’nda oturduk. O zamanlar büyük bir grubumuz vardı Gece gezmelerine gidildiği zaman keyif için ısrarlar karşısında şarkı söylüyordum. Lambayı kapattırıp, sonra şarkı söylerdim. O kadar utangaçtım. Plak teklifleri, sahne teklifleri gelirdi. Hatta kartlar verirlerdi. Bir gün Kadir Has bile kart verdi. Ama ben o zamanlar hiç düşünmedim. Sonra geçimsizlik nedeniyle ilk eşimden ayrıldım. “

     “Üsküdar Türk Kız Koleji’nin mezuniyet balosu vardı. Taksim Belediye Gazinosu’nda. Beni mektebin sahiplerinden Meliha Avni Sözen sahneye çıkarttı. Güzide Kasacı vardı sahnede solist olarak. Onun üstüne beni çıkarttılar. Millet ayakta alkışladı. O zamanlar Fahri Atabey Belediye Reisi. ‘İmkanı yok, bu sanatkar’ demiş. O kadar güzel söylemişim. Ve o gece bana teklif geldi. Sonradan görümcem olacak hanım, abisine (Kazım Polat-Taksim Belediye Gazinosu sahibi) demiş ki, ‘teklif etsene, bu kadar güzel bir ses.’

     Kazım Bey’den teklif geldi. Sadun Aksüt çalıyordu o zaman Taksim Belediye Gazinosu’nda. Onu çağırdı Kazım Bey. ‘Ders verir misin’ dedi. Usul derslerine başladım. Rafet Yalvaz hocadan da solfej dersleri aldım. Zaten okullarda da hep korodaydım Bizim zamanımızda halk evleri vardı Oraya gider piyano dersleri alırdım. “

     “Kazım beyin teklifi cazip gelmişti., çünkü hiçbir yerden geçmeden solistlik teklifi gelmişti O zamanlar duyuyorduk nasıl zor şartlar altında çalışılıyor diye. Kazım Bey’in gazinosu bir aile yeri gibi idi. Orada çalışmaya başlayan ağlardı gitmemek için. Bir ramazan programında 30 gün tam kapasite çalıştık. Ben hep yaşımdan küçük gösterdiğim için o zamanlar 33 yaşında olmama rağmen 20’li yaşlarda zannediyorlardı. 78’e kadar başka bir yerde çalışmadım. Bir Bebek Belediye’de çalıştım. Zeki Müren’den sonra güzel bir kadro ile; Erol Büyükburç, Fatma Girik… Bir de İzmir Maksim’de. Kazım bey başka yere yollamadı. 1974 yılında Kazım Bey’le evlenmiştim. Bu yüzden sahneye çıktığım zaman bütün garsonlar tedirgin oluyorlardı. Sahneye dinleyenlerden yaklaşanlar olduğu zaman… Ama ben sahne aldıktan sonra tam sekiz ay her gece çalıştım.

     1978’den sonra en ağır şarkılarda bile çıkıp, göbek atmaya başladı millet. En kötü zamandı. Hacıağa dediğimiz tipler çıktı ortaya. Para el değiştirdi. Eskiden profesörler gelirdi. İncecik, askılı elbiselerle şık hanımlar… Her gece gala gibi…

     1978’de bu sosyal hayatın kırılma noktasından sonra bir gece Kazım bey beni çağırdı, hiç unutmuyorum. Hatta o gece Fitaş Dünya Sinemasında şahane bir konser verdim. İki bin kişi nefes almadan dinlediler. Altın çizme adında bir ses tesisatçısı vardı. Çok güzel bir donamım yapmıştı. Böyle bir atmosfer içindeyken, Kazım Bey beni çağırdı ve dedi ki, “Benden ayrılırsan çok ilerlersin, bir numara olursun. Ama benimle beraber kalmak ve evliliğimizin devam etmesini istiyorsan ya ben, ya sahne.”

     Ben hiç düşünmedim. Çok mutlu, çok anlaşan bir karı koca. O insanların çektiklerini biliyordum. Ne kulisler… Neşe Karaböcekler… Emel Sayınlar… Çok büyük mücadele verdiler… Benim olmadı. O çark felaket bir çarktı, korkunç. Bizim gazinomuz daha çok gecelere çalışırdı. Hep balolar, özel geceler… Her gece doluydu. Çok iyi, kaliteli bir müşteri vardı. Ama sonra dediğim gibi 1978’den itibaren bozuldu. Ben de en ufak bir tereddüt etmeden peki dedim.”

     20 Şubat 2021 tarihinde aramızdan ayrılan, Türk Pop Müziği sanatçısı Serpil Barlas’ın annesi,  Türk sanat müziği sanatçısı Aysel İpar’ın 2006 yılındaki bir röportajından bir bölümü sizlerle paylaştım. Hem kendisini kısaca tanımış olduk, hem de bizleri yıllar öncesine götürdü.

     Sen kimseyi sevemezsin, sevmeyeceksin…

     Elbet bir gün buluşacağız…

     Ayrılmalıyız artık, gitmeliyim bu yerden…

     Dertli ne ağlayıp, gezersin burda…

     Bir gece ansızın gelebilirim…

     1970’ yılların güçlü sesi Aysel İpar, kızı Serpil Barlas’ın vakitsiz ölümünden sonra hayata küsmüştü. Sanatçı, solunum yetmezliğinden, 08 Ağustos 2021 tarihinde aramızdan ayrıldı.

     Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun

Bu yazı toplam 845 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.