1. HABERLER

  2. OTOMOBİL

  3. Ayakta Kal
Ayakta Kal

Ayakta Kal

Uzun yıllardır sinemada film seyretmediğimden, sinemaya gitme alışkanlığını da yitirmiştim. Makro marketteki sinema benimle birlikte bu alışkanlığı...

A+A-

Uzun yıllardır sinemada film seyretmediğimden, sinemaya gitme alışkanlığını da yitirmiştim. Makro marketteki sinema benimle birlikte bu alışkanlığı yitirenlere güzel salonları ile bir olanak sundu. Mehmet Aslan'ın başrolünü oynadığı filme gidip gitmemekte kararsızdım. Gitmek istediğimin nedeni biraz özeldi. Mehmet Aslan'ın dedesi rahmetli gazinocular kralı Fahrettin Aslan'ın annemin teyzesinin oğlu olduğunu bilmemdendi. Bilmeme rağmen kendilerini benim görme ve tanıma şansım olmadığıydı. Yaşam koşullarından mı benden mi bilemiyorum. Doğduğum şehirden ayrıldıktan sonra akraba ilişkilerim son bulmuş gibi. Annemin anlattığına göre Gazinocular kralı Fahrettin aslanın babası, adliyede katipmiş. İstanbul'a tayin olup gelip yerleşmiş. Fahrettin Aslan üç erkek kardeşmiş. Yıllar sonra büyüdüklerinde, abisi Necmettin Aslan hiç görmediği tek teyzesini yani anneannemi bulmak için Kayseri'ye gelir, bulur ve İstanbul'a götürür. Bir müddet anne sevgisini teyzelerinde bulurlar. Anneannemde bir müddet sonra kendi çocuklarının bulunduğu Kayseri'ye geri döner. İşte bu kısa hikayeden sonra uzaktan da akraba olduğumuz genç delikanlıyı hiç olmazsa film sahnesinde görmek istedim. Televizyonda birkaç kez seyretmiştim o kadar. Doktor olan eşim her zaman söyler; Bu genler nasıl bir şey diye! Evet gerçekten genler uzak akrabada olsa yakınlık derecesinden dolayı insanların belli benzerlikleri görülüyor. Mehmet Aslan'ın oğluma benzerliği gerçekten çok fazla. Yine hafta sonu cumartesi ilk seansa gittim. Görevli 4 no.lu salona davet etti., kapıyı açtı. İlk ve tek giren ben oldum. Benden başka kimse yok mu dedim. Rahatsız olmuştum. Koca salonda tek benim için film oynatılacağından. İki kişi daha gelecek dedi. Arka sıralarda bir yere oturdum. Genç kızla erkek arkadaşı geldi. Belki beni görünce biraz hayalleri suya düştü sanırım.. En arka sırada köşeye çekildiler. Fakat ben film bitene kadar dönüp bakmadım. Rahatsız olmasınlar diye! Gençlik işte. Belki biraz sonra seyretmeye başlayacağımız filmde böyle bir gençliği seyredecektik. Ayakta kal filmi! Devlet Lisesi ve Özel kolejde okuyan öğrencilerin okuldaki, sınıftaki yaşantılarını anlatan film. Aynı zamanda kapitalist sistemdeki ekonomik eşitsizliğin, buna bağlı sınıf çatışmalarının öğrenciler arasında da açıkça görülmesi. Kendi lise yıllarım aklıma geldi. Benim gibi işçi çocuklarının, köylü ve orta sınıf ayakta-kal-aleattin-karaer insanların çocuklarının okuduğu Ticaret Lisesi. Yanı başımız da zengin çocuklarının paralı okuduğu kolej! Bu görüntüler gerçek hayatımızda zaten var. Filmde biraz abartılmış durumda. Bir baba olarak, bir veli olarak hiç uygun bulmadığım, lisede okuyan öğrenciye yakışmayan giyim tarzları. Her ne kadar ticari bir film olarak çekilse de daha gerçekçi çevrilebilirdi. Ailelere ve öğrencilere örnek olacak bir film değil. Elbette lise dönemimizde gençliğin verdiği duygusallıklar yaşanır, bundan doğal bir şey zaten olamaz. Ancak eğitim yuvası olarak bildiğimiz bir okulda eğitimden çok erkek kız ilişkileri ön planda vurgulanmaya çalışılmış. Her zaman bildiğimiz seyretmiş olduğumuz filmlere benzer konu, devlet okulunda okuyan annesini kaybetmiş fakir genç delikanlı. Diğer taraftan özel okulda okuyan zengin kızın fakir gence aşık olması, birbirlerini sevmesi. Zengin kızın ailesinin ilk planda buna karşı çıkması. Davul dengi dengine sözü. Gençler arasında kız arkadaşlığı yüzünden çeteleşmeye gidecek kavgaların olması. Ancak okula yeni atanan idealist matematik öğretmeninin öğrencilerin özel sorunlarına kadar ilgilenmesi, örnek teşkil edecek bir durum. Ancak okulda sanki matematik öğretmeninden başka öğretmen yok. Öğrencilerin sanki başka işi yokmuş da aşkla, duygusal ilişkilerle günlerini geçirip, diskolar, barlar gibi eğlence yerlerinde vakit geçirmeleri. Saçma sapan kız kavgaları, erkek öğrenci kavgaları. Ancak beğenilmese de güzel olan idealist öğretmenin " düşseniz de, yılmayın kalkın mücadelenize devam edin ki başarı gelsin" sözü. Ayrıca kavganın yerine sporla sosyal aktivitelerle karşıdakilere ders vermenin vurgulanması güzel bir örnek. Yönetmen : Adnan GÜLER, Senaryo : İrfan SARUHAN, Selim ÇİPRUT, Oyuncular : Mehmet ASLAN, Oğuzhan Yıldız, Sinem KOBAL, Irmak Ünal, Okan Karacan.... Ne diyeyim; gidenlere iyi seyirler! e-mail: alaattinkaraer@mynet.com

Bu haber toplam 375 defa okunmuştur
Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.