1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Avukatlar Günü!
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Avukatlar Günü!

A+A-

(Oğlum’a)

alaattin-karaer--kose-yazisi-051.jpg

Her yıl yazdığımdan pek farklı bir şey yazmayacağım. Ancak bir fıkrayla başlamak istedim yazıma;

 

Bir gece vatandaş kümesten civciv ve yumurta çalarken jandarma tarafından suçüstü yakalanır, kümes sahibi şikayetçi olur ve adam hakim karşısına çıkarılır.

Anlat der hakim.

Sanık; -Ben avukatımı bekleyeceğim savunmamı onunla beraber yapacağım der.

Hakim; Evladım bir koltuğunda tavuklar, bir koltuğunda horozlar, bir cebinde civciv, diğerinde yumurta varken almış jandarma seni, avukat ne yapacak bu durumda!!!

Adam cevap verir; Ben de onu merak ediyorum hakim bey!

 

    İnsanlık tarihinin en eski, temel ve vazgeçilmez haklarının başında “Savunma” gelir.

    Savunmanın temsilcisi avukatın olmadığı, savunma ve avukata gereken önem verilmediği yerde; hak ve adalet yoktur, adil yargılama yoktur, hukuk devletinden de söz edilemez.

    İnsanlık tarihi kadar eski olan savunma hakkının bir vekil-temsilci aracılığı ile kullanılması avukatlık mesleğini yaratmıştır.

    İnsanlar; Hukukun yok sayıldığı, yargının ezilmeye başladığı, anayasanın rafa kaldırıldığı, kanun koymanın keyfiyete dönüştüğü yerlerde, adalete özlem duyarlar.

    5 Nisan’da, adalete özlem duyan insanların, en zor dönemlerinde var olan, özgürlüğün ve bağımsızlığın savunucuları Avukatların günüdür.

    Adaletin savunucuları sacayağı gibidir. Yargının üç temel unsuru olan “Sav, Savunma, Karar” şeklinde özetlenen “Savcı, Avukat, Hakim” üçlüsünde vazgeçilmez olgu  “Savunma” dır. Bunları birbirinden ayrı görmek ve düşünmek, adalet ve hukukun sıkıntıya düştüğünü gösterir.

    Özgür ve bağımsız savunma olmadan, ileri sürülen hiçbir iddia, verilen hiçbir karar “adil” olamaz.

    Avukatın amacı; her türlü hukuki sorun ve anlaşmazlığın, adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını temin etmektir.

     Savunmayı temsil etmesi bakımından Avukatlar Günü olarak tanımlanan bu gün, yalnız Avukatların değil, tüm yargının ve kutsal savunma hakkına sahip olan bütün insanların günüdür.

     Bugün hepimizin günüdür!

     Ben bir Avukat babası ve savunma hakkına sahip bir insan olarak, Avukat olan oğluma sesleniyorum; “İktidarlar, siyasiler gelip geçicidir. Hak ve hukuk kalıcıdır.” O nedenle sende Molierac’ın bir sözünün son cümlesindeki, “Avukatlar esir kullanmadılar, fakat efendileri de olmadı” sözünü kendine rehber edin!

     HERKES İÇİN ADALET, ADALET İÇİN AVUKAT

     Sizler, savunanlar kim olduğunuzu, mevkiinizi, makamınızı gayet iyi bilenlerdensiniz. Özgürlüğünüzün, bağımsızlığınızın karşısına çıkartılacak bilançonun hesabını da vermeye her zaman hazır olunuz. Avukatlar haksızlık karşısında mazlumun savunucusudur.

     Çünkü; Avukat, halkın hak arama özgürlüğünün sesi ve teminatıdır.

     İşte bu kutsal görevi seçen oğlumuza da bizim, avukat ol diye bir ısrarımız olmadı.

     Çocuğumuz, büyüdü de adam oldu derler ya! İşte dünün küçüğü oğlumuz, büyüdü ve avukat oldu.

     Kendi hukuk bürosunu açarak ayaklarının üstünde durmak için mücadele veriyor… Kendi isteği ile de İstanbul’da yaşamını sürdürüyor.

     İstanbul’da olduğu için,  oğlumuzda yok yanımızda. Artık olmayacakta! Evlendi, birde kendi gibi kara gözlü oğlu oldu. Neyse canı sağ olsun demiştim daha önceki yıllarda, şimdi ise canları sağ olsun diyorum. Mutlu olsunlar, gelecek günler ve yaşam onları bekliyor. Biz büyükleri olarak onların iyi insan olması için gerekeni yapmaya çalıştık, çalışıyoruz. Biz ne yaparsak yapalım, belli bir yaştan sonra olaylar sizin yani bizim dışımızda gelişiyor. Aynı su gibi yolunu buluyor. Bir ırmağın, bir kaynaktan doğup yatağını bulduğu gibi, insanda aile çevre, sosyal ve genetik etkiyle kişiliğini buluyor.

     Daha öncede yazmıştım;

     Kayseri’ye gittiğimizde, dedesi devamlı bana bakarak takılır; “Baba oğluna bir bağ bağışlamış da; oğlu ona bir salkım üzüm vermemiş.” diye! Gerçi kendisi de bağındaki üzümleri ne derece dağıtacağı belli değil!

     Biz ne bağ bağışlıyoruz, nede bir salkım üzüm istiyoruz!

     Sana gönülden sevgimizi bağışlıyoruz.

     Ne kadar büyüseler de onlar bizim çocuklarımız...

     Yaşam ve yaşamak en güzel günlerde onların da hakkı!

     Geçen yıl gününüzde birlikte olamadık. Bu sene de olamayacağız. Sen artık yalnız değilsin! İstanbul’a tek göndermiştik, şimdi üç kişisiniz.  Sana, sevimli kara gözlü, yakışıklı delikanlı olan oğlum diyordum ya, pabucun dama atıldı.  Benim karagözlü torunum senin yerini aldı artık.

     Öylede olsa böylede olsa benim oğlum, aslan oğlum gerçekten yakışıklı.  

     Sana ne şirket, ne villa, ne de bir araba gönderiyorum.

     Sana yüreğimi gönderiyorum.

     Hayatın, yaşamın gerçeklerinden kaçamazsın. Artık sende bir baba oldun! Sorumlulukların daha da arttı.

     Yaşam da seni nasıl bir hayat bekliyor bilemem ama, sen benim kara gözlü, sevimli küçük oğlumsun. 

     Haktan ve adaletten ayrılma, haklının ve yoksulun yanında ol devamlı.

     Her zaman yanındayız.

     Bağımsız yargının en büyük güvencesi de savunmanın temsilcisi olan bağımsız avukatlardır.

   Gününüz kutlu olsun oğlum!

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2331 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum