1. HABERLER

  2. SPOR

  3. AŞK‘IN BÖYLESİ-KAYA SAK
AŞK‘IN BÖYLESİ-KAYA SAK

AŞK‘IN BÖYLESİ-KAYA SAK

  Aziz Can Dostlarım… Her insanın kendine göre bir aşk anlayışı vardır! Vardır da acaba hangisidir? Aşk-ı Hakiki mi? Yoksa Aşk-ı Mecazi mi? Gerçi...

A+A-
  Aziz Can Dostlarım…KAYA SAK-sohbet-i canan Her insanın kendine göre bir aşk anlayışı vardır! Vardır da acaba hangisidir? Aşk-ı Hakiki mi? Yoksa Aşk-ı Mecazi mi? Gerçi aşk sözcüğü öyle bizim bu naçizane küçücük sohbetlerimizde anlatılacak gibi bir şey değildir, ancak Aşk-ı Hakikiyi bizzat yaşamış Allah ve Resulünün âşıklarından birisi olan Osmanlının büyük velilerinden aynı zamanda şair olan NABİ  (Rahmetullah’ı aleyh)(Doğum 1641 Urfa, Ölüm 1712 İstanbul) Bu mübarek zat saray erkânı bir gurup ile hacca gitmek üzere İstanbul’dan kervanla yola çıkar. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra kervan Medine’ye iyice yaklaşmıştır. Efendimiz Hazret’i Muhammed (s.a.v.) in aşkı ile yanıp tutuşan Hz. Nabi ye bu yolculuk daha da uzun gelmiştir ama Medine ye yaklaştıkça aşk ve heyecan katlanarak artmaktadır ve artık öyle bir noktaya gelmiştir ki yemeden, içmeden ve uykudan kesilmiş yerinde duramamaktadır. Medine ye ve sabah ezanının okunmasına dört saat gibi bir zaman vardır, yolculuk iki saat sürecektir, kalan iki saat de istirahat edilecektir. Bu niyetle kervan mola verir ve herkes istirahate çekilir, Lâkin Hz. Nabi’nin uyuması mümkün değildir. Bu arada gözü uyumakta olan bir yolcunun yatış şekline takılmıştır, adam ayağını Medine ye doğru uzatıp yatmaktadır. Bu çirkin manzara karşısında Hz. Nabi adeta yüreğine bir hançer saplanmışçasına ciddi bir acı duyar hemen oracıkta şiir yazmaya başlar; SAKIN TERK’İ EDEPDEN KUY’İ MAHBUB’U HÜDADIR BU, NAZARGÂH’I İLÂHİDİR, MAKAM-I MUSTAFA’DIR BU, diye devam eden uzunca bir şiir yazar, yukarıda Hazret “Ey gafil adam Edebi terk etmekten sakın burası Allah’ın(c c) sevgilisinin mekânıdır. Öyle ayağını uzatıp bu mekâna doğru yatmak edepsizliğinden sakın çünkü burası Allah’ın(cc)nazar ettiği (baktığı) makam-ı Mustafa’dır.” Demek istemektedir. Bu arada adamı uyandırır, adam şiiri okuyunca “Bunu başka kimse gördü mü? “ diye sorar Hz. Nabi “Hayır yeni yazdım “deyince “Ne olur başka kimseye gösterme “ diye yalvarır, Bu arada vakit gelmiştir kervan yola çıkar ve tam sabah ezanları okunurken Mescidi Nebevi’ye vasıl olunur. Minarelerden ezanı okuyan müezzinler ezan bittikten sonra hep birlikte Hz Nabi’nin iki saat önce çölde yazdığı şiiri kaside olarak okumaya başlarlar. Bu durum karşısında Nabi ve uyandırdığı adam şaşkınlık tan donakalırlar. Kaside biter müezzinler minareden iner Nabi Mescidi Nebevinin müezzinini kolundan tutar ve kasideyi nereden öğrendiklerini sorar, Müezzin-Hiç sormayın efendim. Bu gece rüyamıza Efendimiz gelerek “Kendisini çok sevdiğimiz, onun da bizi çok sevdiğini bildiğimiz Nabi bizi ziyarete gelecek onu bu kaside ile karşılayınız “ dedi ve bize bu kasideyi ezberletti. O anda Nabi kendinden geçer ve yere yığılır, gece konuştuğu adam kendisini ayıltmaya çalışırken ismini söyleyince, bu sefer şaşırma sırası Müezzinlerdedir, anlarlar ki bu zat Nabi’nin ta kendisidir başlarlar elini yüzünü öpmeye. Evet can dostlarım Rabbimiz bize Aşk-ı Hakikiyi nasip etsin ve onda daim ve kaim eylesin. Amin.      
Bu haber toplam 128 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.