1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Askeri casuslukta bir dava daha
Askeri casuslukta bir dava daha

Askeri casuslukta bir dava daha

Askeri casusluk kapsamında bir iddianame daha hazırlandı. Beş muvazzaf askerin yer aldığı iddianamenin kabulüyle de yeni bir dava açıldı. Sanıkların,...

A+A-

Askeri casusluk kapsamında bir iddianame daha hazırlandı. Beş muvazzaf askerin yer aldığı iddianamenin kabulüyle de yeni bir dava açıldı. Sanıkların, 'Yasaklanan bilgileri temin etmek' ve 'Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmek’ suçundan 1 yıldan 11 yıla kadar hapisle yargılandığı davanın ilk duruşması bugün yapıldı. Hakim karşısına çıkan sanıklar, belgelerin gizli olmadığını, görevleri gereği bilmeleri ve çalışmaları gereken belgeler olduğunu, korumak için de ellerinden geleni yaptıklarını savundu. Askeri casusluk soruşturmasından ayrılan dosya kapsamında bir iddianame daha hazırlandı. İddianamenin kabul edilmesiyle de ikinci dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede 5 muvazzaf asker şüpheli olarak yer aldı. İddianamede, askeri casusluk davasının bir numaralı sanığı emekli Albay İbrahim Sezer yöneticiliğindeki suç örgütüne yönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında 5 şüphelinin evinde arama yapıldığı belirtildi. Yapılan aramalarda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait gizli belgeler ele geçirildiği kaydedilen iddianamede, “Ancak, şüphelilerin anılan örgütle irtibatları tespit edilemediğinden bireysel nitelikteki eylemlerine ilişkin evrak ayrılmıştır.” denildi. İddianamede, şüpheli askerler Yahya Sezer’in evinde 535, Rüstem Altundaş’ın evinde 383, Halil Can Akince’nin evinde 7 bin 654, Ramazan Boz’un evinde 6 bin 39, Yıldırım Kahraman’ın evinde ise 3 bin 21 adet açıklanması yasaklanan ve niteliği itibariyle gizli kalması gereken belge ele geçirildiği anlatıldı. Şüphelilerden Ramazan Boz’da 153, Yıldırım Kahraman’da ise 2 adet devletin güvenliğine ilişkin belgenin ele geçirildiği anlatılan iddianamede, Genelkurmay Başkanlığı’nın sanıklardan ele geçirilen belgelerin ‘açıklanması yasaklanan ve niteliği itibariyle gizli kalması gereken’ ve ‘devletin güvenliğine ilişkin’ belgeler olduğunu bildirdiği belirtildi. Söz konusu belgelere ilişkin soruşturma sırasında ifadeleri alınan şüphelilerin, belgelerin kursiyer subay iken aldıkları ders notları ve mesleki bilgiler olduğunu, suç kasıtlarının olmadığını söyledikleri ifade edildi. İddianamede, şüpheliler Ramazan Boz ve Yıldırım Kahraman’ın ‘yasaklanan bilgileri temin etmek ve devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmek’ suçlarından 4 yıldan 11 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Şüpheliler Yahya Sezer, Rüstem Altundaş ve Halil Can Akince’nin de ‘yasaklanan bilgileri temin etmek’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi. Hazırlanan iddianame İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi ve dava açıldı. Davanın ilk duruşması da bugün yapıldı. Duruşmaya tutuksuz sanıklarda Ramazan Boz, Yahya Sezer ve Halil Can Akince katıldı. Duruşmada savunma yapan Ramazan Boz, arama yapılan evde Eylül 2009’da oturmaya başladığını söyledi. Boz, “Benden önce başka subaylar o evi kullanıyordu. Ben bekar olduğum için o evde 4 arkadaş kalıyorduk. Ele geçirilen belgelerin birçoğunu içeriğini bilmediğim için benim olup olmadıklarına dair net bir şey söylemiyorum. Ancak bazı CD’lerde benim çalıştığım gemiyle ilgili bilgiler var. Bu da olağan bir şey. Çünkü ben mesai saati dışında evimde çalışıyordum.” dedi. Kaldığı evin anahtarının evdeki 4 kişide de olduğunu anlatan Boz, “Bazen iş gereği 30-45 gün eve gitmiyordum. Odamın kapısını da kilitlemezdim. Zaman zaman başka bekar subaylar evimize gelirdi. Bu belgeler başkasına da ait olabilir.” iddiasında bulundu. Mahkeme başkanının evde kalan diğer isimleri sorması üzerine Boz, beraber kaldığı arkadaşlarının askeri casusluk ana davasının sanıkları Emrah Küçükakça ile Deniz Mehmet Irak olduğunu söyledi. Boz, görevi gereği gizli belgeye erişme yetkisinin olduğunu ancak bu bilgileri kimseyle paylaşmadığını ve sızdırmadığını ileri südü. Sanık Yahya Sezer, odasında bulunan bazı belgelerin okuldan mezun olurken komutanlar tarafından kendine verilen ve görev tanımlarını içeren belgeler olduğunu savundu. Suçlamaları kabul etmeyen Sezer, “Sivil şahıslar için gizli belge olabilir. Ama bizim için sadece mesleki bilgiler.” diye konuştu. Deniz Harp Okulu’nu 5’incilikle bitirdiğini söyleyen sanık Halil Can Akince, “Evimde bulunan belgeler benim görevim gereği bilmem gereken belgelerdir. Belgelerin bulunduğu bilgisayar bana aittir. Mesleğime dair bilgileri kendi bilgisayarımda bulundurdum. Belgeleri yasadışı edinmedim ve gizli değiller. Belgelerin bulunduğu bilgisayara kimse ulaşamasın diye internet bağlantısı bile kurmadım.” dedi. Hakim Davut Bedir, duruşmadaki tüm sanıklara, “Belgeler size bir teslim tutanağı ile mi verildi? Yoksa komutanların sözlü bilgisi ile mi aldınız? Ya da siz kendiniz kimseye sormadan mı aldınız?” diye sordu. Sanık Ramazan Boz, “Belge verilirken herhangi bir teslim tutanağı düzenlenmedi. Zaten gizli belgeleri eve götürmek yasaktır. Bendeki belgeler görevim gereği bilmem gereken belgeler.” dedi. Birliğindeki rütbeye göre belgelere ulaşılabildiğini söyleyen Yahya Sezer, ancak bazı belgelerin birlik dışına çıkarılamayacağını kaydetti. Komutan onayı olmadan belgeleri dışarı çıkaramadıklarını ifade eden Halil Can Akince ise, “Gizlilik derecesi olan bilgiler olsa bile ben bunları korumak için gereken özeni gösterdim. Zaten bu gizli belgeler benim mesleki açıdan bilmem gereken belgelerdir.” diye konuştu. Sanık savunmalarının ardından duruşma ertelendi. Askeri casusluk ana davasında ise 13’ü tutuklu 56 sanık yargılanıyor.

Bu haber toplam 303 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.