1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Annem geliyor…
Annem geliyor…

Annem geliyor…

Yarın anneler günü! Evet anne! “Mürüvvetini görür müyüm” dediğin torununun, kızımızın bugün düğünü var. İki hafta önce kardeşlerim...

A+A-

Yarın anneler günü!

Evet anne!

“Mürüvvetini görür müyüm” dediğin torununun, kızımızın bugün düğünü var.

İki hafta önce kardeşlerim aradı, babamın yoğun bakıma kaldırıldığını söylediler. Ankara’daki kızımı aradım. Uygunsa birlikte gitmemizi söyledim. İş durumunu ayarlayıp geleyim dedi. 

İstanbul’daki oğlumu aramamıştım, uzakta diye!  Eşim aramış.

Oğlum aradı. Nedir durum, neden beni aramadın diye! Bende tam bilmediğimi belirterek geçiştirdim. Ablası ile gideceğimizi, duruma göre kendisini arayacağımı söyledim. Dedesini severdi. Biz Kayseri yolundayken kaç kez aradı. Baktım olacak gibi değil. Atla gel dedim. Uçakla İstanbul-Kayseri nedir ki bir saat!

Kayseri’den İzmir’e Üniversiteye okumaya gittiğim yıllarda öylemiydi. Uçağın “U”’sunu bilmiyorduk. Otobüsle 16 saat süren yıllar.

Eve gitmeden, Hastaneye uğradık. Yoğun bakımdan çıkan babamı kısa ziyaretten sonra, eve annemin yanına gittik. Bizi görür görmez uzandığı sedirden güçlükle kalktı.  Kardeşlerime kızgındı, bize haber ettikleri için. “Sizleri de rahatsız ettiler ocağı batmayasıcalar” diye söylendi. İşte anneler böyleydi. Bizler aynı düşüncede olamıyorduk. Uzakta olunca hasretlik, gece geç saatlerde gelen telefon sesi bizleri, sevdiklerimize olan özlemimizle tedirgin etmeye yetiyordu.

İşte bugün olacak kızımızın düğünü önceleri, anneme her telefon açışımda, ölmeden şu düğünü görür müyüm, bir aksilik olmasa derdi ağlamaklı. Üzüntüde de ağlar, neşe ve sevinçte de ağlar anneler. Annelerin ağlaması ölene kadar devam ediyor. Kızı varsa,  gelin olurken ağlar. Oğlu varsa askere, yatılı okula giderken, evlenirken,  benim annem gibileri de kız torunu olduğunda da ağlar, bir de evlat acısı yaşadıysa dur durdurabilirsen.

Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim yaşam kesitini sizlerle yeniden yaşamak istedim kısaca da olsa;

Yıllarca ayrılık ve hasretlik içinde geçen yaşamım. Yaşamımın getirdiği zorunluluk, geçim için yıllarca ayrılık, yılda birkaç kez görüşmenin dışında…

Yaşarken insanın başına neler geliyor kestirmesi inanılması güç. Nereden nereye… Kimin aklına gelirdi, Kayseri’den İzmir’e okumaya gideceğim. Hem çalışmak ve okumak zorunda kalacağım. Komşular anneme takılıyorlarmış. Sen oğlunu unut artık, buradan da kız arama ona, İzmir’e giden eli boş dönmez demişler. Dedikleri gibi de oldu. Gençlik mi? Aşk mı? Sevgi mi? Beğeni mi ? Ne derseniz deyin. Öğrenciyken bir de İzmirli eşimle evlilik. Hani bir söz vardır; “Hem kel hem fodul” diye! Belki de eğitimli bir ailede yetişememenin verdiği, kendi ayaklarımızın üzerinde durma, kendini ispatlama ve gençlik heyecanı…

Bir de bunlar yetmiyor gibi, annemin devamlı telkinleri;”hemen çocuk yapın, yoksa ne olur ne olmaz, sakın hap-map kullanmasın gelin, hap kullananların ilerde çocuğu olmazmış” sözleri. Durduk yere kafa karıştırmak. O kadar okumamıza rağmen, ne dense toplum olarak, koca karı laflarına, batıl inançlara daha fazla ilgi duymamız.

Gel de çocuk yapma! Ya annemin dediği gibi ilerde çocuğumuz olmazsa! Onun içinde elimizi çabuk tutmamız gerekliydi. Başka şeylerde değil de nedense bunda söz tuttuk.

20 Aralık sabahı, Kayseri’den gelen annemle doğum sancısının son anlarına gelen eşimi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine götürdük. Ben de hastaneye 200-300 metre ilerde çalıştığım Un fabrikasındaki işime gittim. Öğle paydosunda hastaneye doğumhanenin kapısına gittiğim de annemi beni beklerken bulmuştum. Kızın oldu, canın sağ olsun, üzülme dediğini hatırlıyorum. Erkek çocuk isteği yerleşmiş olan beynimizde başka bir alternatifimiz yoktu. Yürürken ayağı takılıp tökezleyen insanın acı gülüşü gibi bir tebessüm, yüzümün ve kulaklarıma kadar kızardığını hisseder gibi olmuştum. Sanki utanılacak bir iş yapmış insan gibi kendimi suçluluk içinde hissetmiştim.

Hastane odasına girdiğimde, eşimin yüzüne hiç bakmayışımı her defasında söyler. Şu anda düşünürken dahi kendimi suçlu hissediyorum. Haksızdım. Kimsemizin olmadığı koca İzmir’de eşim, ben ve annem şimdi ise, bize ilk anne ve baba olma heyecanı yaşatan, canımızdan bir parça kara gözlü, özlemle beklediğimiz çocuğumuz kızımız gelmişti dünyaya! İzmir’ de dört kişi olmuştuk. Annemin isteği olmamıştı, ne kadar erkek çocuk istesek de.  Doğmadan öyle bir erkek çocuk beklentisi ile yoğruluyoruz da, olduktan sonra hiç de öyle olmuyordu. Ne kadar tatlı ve sevimli bir çocuktu kızımız. Gerçi kuzguna da yavrusu güzel gelirmiş. Hiçte öyle değildi. Otobüste, yolda, vapurda sevmeyen ilgilenmeyen yoktu. Fakat kısa sürecekti. Annelik ve babalık duygusunu tatmadan, bir kuş gibi uçacaktı elimizden. Çünkü eşimle ben öğrenciydik. Annem Kayseri’ye götürecekti. Aylarca özlemle kavuşacağımız günleri bekleyecektik. Nitekim de öyle oldu ilkokula başlayana kadar. Aynı özlem devam etti bugüne kadar. İlkokul-Anadolu lisesinden sonra Çankırı Fen Lisesi, Üniversite… İş hayatı… Hep ayrılık… Hep hasretlik… Yaşam buydu demek ki.

Şanslı mı şansız mı bilemiyorum. Ne o çocukluğunu, ne de biz anne ve babalık duygusunu tam tadamadık kızımızla. Bilsin ki onu hep sevdik. Olaylı günlerin yaşandığı ülkemizde belki gelecek günlerin barış içinde olması özlemiyle adını “BARIŞ” koymuştuk. Genç yaşta ayakları üzerinde durabilmesi, ismine yakışır şekilde olması dileğimizdi. Öyle de oldu. Şimdi de gelin oluyor. Annemin dediği gibi “Mürüvvetini göreceğiz”.

Umarım mutluluk ve sağlık güzel günler onlarla olur.

Evet! Annelerin yeri gerçekten ayrı. “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar” demiyor muydu türkülerimiz. Onlar toplayıcı, onlar barış simgeleri, onlar baba ile çocuklar arasındaki köprü, dengedir. Organik bir bağdır.

Annemi yarın telefonla aramayacağım, çünkü torununun düğününe geliyor.

Anne seni sevdiğimi biliyorsun, sevgimi belki belli etmiyorum ama sen bunu biliyorsun.

Anneler günün kutlu olsun!

Kendi annemle birlikte tüm annelere saygılar sunuyor, ayrıca çocuklarımın annesi eşimin de anneler gününü kutluyorum!

Bu haber toplam 231 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.