1. YAZARLAR

  2. ASIM ATABEY

  3. ANKARANIN TAŞINA BAK GÖZLERİMİN YAŞINA BAK
ASIM ATABEY

ASIM ATABEY

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

ANKARANIN TAŞINA BAK GÖZLERİMİN YAŞINA BAK

A+A-

ANKARANIN TAŞINA BAK GÖZLERİMİN YAŞINA BAK

YETİŞ EY MUSTAFA KEMAL KAN AĞLIYOR ANADOLU.

Ankara, Türkiye Cumhuriyetinin kalbidir. Mustafa Kemal kurtuluş mücadelesine çıktığında, Ankara, yaşlısıyla, genciyle kucağını açmış. Dikmen sırtlarında ATLARINA BİNMİŞ. SEYMENLERİYLE KARŞILAMIŞ. TBMM’SİNİN Ankara’da açılmasına sağlamış. Kurtuluş Savaşını Ankara’dan yönetilmesine destek olmuş. Cumhuriyetin ilanı, Ankara’dan yapılmış. Ankara BAŞKENT ilan edilmiştir. Ülke insanlarımızın, Ankaralıların çoluğundan- çocuğuna, gencinden- ihtiyarına minnet borcumuz vardır.  Sözümün burasında, Ankara’nın merkezine pergelin bir ayağını koyalım. Öteki ayağını tüm ilçelerini kapsayacak şekilde pergelimizi açalım. Bir daire çizelim. Ben pergelle daireyi çizerek, Ankara’yı orman açısından görmeye çalışalım.  Ankara’yı bilenler açısından, sizin de Ankara ve ilçelerini, ORMAN AÇISINDA GÖRMENİZİ İSTİYORUM. Ve soruyorum. Ne görüyorsunuz? Siz ne düşündünüz? İçiniz kan ağladı mı? Gelmiş geçmiş tüm yöneticilere ne dediniz? Yazımın burasında şu, Ankara Marşını birlikte hatırlayalım.

Ankara’nın taşına bak.

Gözlerimin yaşına bak.

Yetiş ey Mustafa Kemal

Kan ağlıyor Anadolu.

Yazımın burasında, Ankara-Elmadağ, Ankara-Kalecik, Ankara-Çubuk, Ankara -Kızılcahamam, Ankara-Kazan, Ankara-Çamlıdere, Ankara-Ayaş, Ankara-Beypazarı, Ankara-Nallıhan, Ankara-Güdül, Ankara-Polatlı, Ankara- Etimesgut, Ankara-Sincan, Ankara-Gölbaşı, Ankara-Bala, Ankara-Şerefli Koçhisar, Ankara-Haymana, hatlarını gördüm. Ağaçlar ve ormanlar açısından yol boylarını gördüm. Allah rızası için, insan eliyle yetiştirilmiş Ormanlar ve ormanlıklar görmedim. Göremedim, Yalan olmasın. Gölbaşına giderken, Orta Doğu Teknik Üniversitesi bölgesinde ve birkaç yerde, orman yetiştirme çalışmaları açısından, yetiştirilmiş ormanlar, ormanlık alalar var. Diğer yerler.  Yani her yer çıplak. Dımdızlak. Söylemeye gerek yok. Tüm Orta Anadolu cıscıbır.  Bu Ülkeyi yönetenler. Cumhuriyet kurulduğundan beri yönetenler,  Ülkeyi Ankara’dan yönetmiyorlar mı? Bu yollardan hiçbir yönetici geçmiyor mu?. Arabalarıyla olsun. Havadan uçaklarıyla olsun, bu manzarayı görmüyorlar mı? Türkiye’nin parası Ankara’da toplanıyor. Paralar Ankara’dan dağıtılıyor.  İyi de Orman Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, Köy işleri Bakanlığı, Su işleri Bakanlığı aldıkları paralarla ne yaparlar? Ankara’nın ve ilçelerinin paralarını ayırmazlar mı? Gelmiş geçmiş bakan, sayısı, genel müdürler, müsteşarlar sayısı,  on binleri bulur. Ey bakanlar! Ey müsteşarlar! Ey genel müdürler! Ey valiler! Siz ne yaptınız?  Ey cumhurbaşkanları! Ey başbakanlar! Bu yerlerin ağaçlandırılması için sizler ne yaptınız?.  Bakın, orman olmuyor deseniz. Nallıhan’dan başlayan, Göynüğe uzanan dağlar taşlar orman. Ama buraların ağaçlarını Allah dikmiş. Bir başka ifade ile tabiat kendi kendini ağaçlandırmış. Beypazarına doğru yolun solundaki Dağlık bölgeler ormanlık. Çubuktan KARAGÖLE DOĞRU ORMANLAR VAR. ALLAH DİKMİŞ. BAŞKA BİR İFADE İLE TABİAT KENDİ AĞACINI KENDİ DİKMİŞ. Kızılcahamam’a doğru, Çamlıdere’ye doğru, Allah ormanı dikmiş. Bir başka ifade ile tabiat kendi ormanını kendi yetiştirmiş. Demek orman oluyor. Peki. İnsan eliyle yetiştirilmiş ormanlarımız neden yok? Yüz sene geçmiş cumhuriyet kurulalı. Ne yapmış bizim yöneticilerimiz?   Bir çocuk üç yaşında. Bir çocuk da dört yaşında. Bir Aralık ayı idi. Özbağ’dan gelirken bir aşılı erik fidanı getirdim. Çocukların oturduğu apartmanın bahçesi var. Bahçede önce çukurunu açtım. Sonra apartmandaki diğer çocukları çağırdım. Birlikte fidanı diktik. Suladık. Sırası geldikçe çocuklara da sulama işini yaptırdım. Bu fidan hepinizin! Bunu burada büyüteceksiniz. Meyvesi olduğunda, erikleri birlikte yiyeceksiniz. Ne var bunda diyeceksiniz? Bakın bir hafta önce ne olmuş. Şimdi bu çocukların biri dört yaşında. Dİğeri de beş yaşında. Beş yaşındaki Göynüğe gitti. Hasan da kendi apartmanlarında kaldı. Hasan balkonlarından bahçeye bakarken, kendi fidanlarının yanında bir fidan görmüş. Teneke içinde. Belli ki birisi bir fidan daha dikecek oraya. Çocuk bu tenekede fidanı görünce, kendi diktikleri fidan sanmış. Sökülmüş atılmış sanmış. Başlamış ağlamaya. Annesine anlatmaya çalışmış. Musa bana emanet ettiydi. Fidanımızı sökmüşler. Ben emaneti koruyamadım. Aç Musa’yı. Telefonda ben ona fidanımızı sökmüşler diyeceğim. Emanetini koruyamadım diyeceğim. Hasanın annesi Hasan’ı susturamamış. Telefonu açmışlar. Çocuklar telefonla konuşmuş. Merak edenler, çocukların annelerinden olayı dinleyebilir. Bilmem ne anladınız. Çocuklar telefonda olayı birlikte konuşmuşlar. Başka bir şey demeyim. Ankaralılara ve tüm ilçe halkına vefa borcumuz var. Umarım Ankara’dan ülkemizi yönetenler, ciddi bir planlama yaparlar. Yüz yıldır yapılan ihmali telafi ederler.  Ankara ve ilçelerinde, ağaç dikilmedik bir karış toprak bırakmazlar.  ASIM ATABEY EMEKLİ ÖĞRETMEN 30.11.2018

Bu yazı toplam 362 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.