1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Ankara-Kırıkkale yolculuğu
Ankara-Kırıkkale yolculuğu

Ankara-Kırıkkale yolculuğu

26.5.2014 tarihinde Ankara’dan, 14.25 treniyle Kırıkkale’ye ulaşmak üzere yola çıkıyorum. Koyu krem rengi vagonları, kırmızı lokomotif, yolcularını...

A+A-

26.5.2014 tarihinde Ankara’dan, 14.25 treniyle Kırıkkale’ye ulaşmak üzere yola çıkıyorum.

Koyu krem rengi vagonları, kırmızı lokomotif, yolcularını Kars’a götürmek üzere yola çıkmış.

Diğer araçlardan daha ucuz olduğu, rahatlığı bakımından Kars’a gidecek yoksul yolcular, keselerine uygun düşen treni seçiyorlar.

Tren’e Ankara-Kayaş’tan biniyorum. Biletimde 2’inci vagon, 1’nci mevki yazıyor, hani herkes birinci sınıf vatandaş, bilet numaram 15.

Kayaş’tan Hasanoğlan’a gelince kadar yolun sol tarafında koyu, açık ve sararmış renkleriyle acı ve tatlı gülümseyişleriyle “EKİN” denilen bitkileri görüyor, seyrediyorum.

Ekin tarlalarının kıyısında, içinde parlak kırmızı renkleriyle salınan, âdetâ treni ve yolcuları selâmlayan gelincik çiçekleri var.

Kara toprak üzerinde parlak kırmızı renkli gelincikleri derin bin hazzile seyrediyor ve kara toprağa hayrân oluyorum.

Parlak kırmızı renkleriyle salınan gelincikler geride kalıyor ve bu kez de iki tepenin arasında otlayan 100 kadar koyun ve iki tepenin eteğinde koyunları gütmekle görevli iki çoban… çobanları görünce, kendimi birden çocukluk günlerimde buluyor ve

“Çoban Bekir bize kaval çalardı,

Sanki kulağıma hüzün dolardı,

Öte de bir köylü tarla sulardı,

Allâh’ın katında duâsı vardı” diye devam eden ilk şiir kitabımdaki “Ben çocukken köyüm güzeldi” adlı şiirimi hatırlıyor ve terennüm ediyorum.

Ben bu güzel düşüncelerle baş başa iken tren Hasanoğlan’ı geçip Lala Bel hudutlarına giriyor.

Lala Bel hudutlarında ve küçük bir derenin içinde Leylâkî renkte açılmış gelincik çiçekleri, esen rüzgârın etkisiyle nazla salınarak bizi selâmlıyor ve hâl diliyle Yüce Yaratan’ı zikrediyor...

***

Varlık var olalı, istese de istemese de Allâh’ı zikreder. İnanmayanlar bilsinler ki, Allah zikrini her var’ın komuta merkezi olan beynine zerk etmiştir ve bu kesindir. Her varlık, Yaratanı anarak nefes solur.

***

Tren, Elmadağ hudutları içine girdiğinde buğday ekilmiş küçük bir tarla, sâhibi kendinden buğday ürünü beklerken, küçük tarla gönlünü tamâmen parlak kırmızı gelincik çiçeklerine kaptırmış görünüyor.

Tren, Elmadağ’dan çıkıp kayaların içine kocaman, uzun katarıyla daldığında bu kez de yer yer pembe, mor ve sarı çiçekler Kars’a giden yolcuları karşılıyor ve uğurluyorlar.

Bu da bir zamanlar Avustralya’dan, Sıladan Gurbete; Gurbetten Sıla’ ya TRT Radyo 1 programına mektup yazan sevmediği Türkiye’yi, gurbet elde radyodan dinlediği Türkülerle sevdiğini anlatan, elimde mevcut kâğıdın göz yaşlarımla ıslanmasına sebep olan vatandaşımızı ve TÜRKÜ adlı şiirimin son dörtlüğünü bana hatırlatıyor…

Işıl, ışıl gökler sanki nur gibi,

Dağlar ne de güzel hepsi mor gibi,

Sözlerin yakıyor beni kor gibi,

“Yetîmi” okşayıp dağlayan türkü.

Türkü, Türkiye’me bağlayan türkü.

Keskinli Yetîmi

1985-1986

Bu haber toplam 110 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.