1. HABERLER

  2. EĞİTİM

  3. Anıt şair Enver Gökçe ÇSM’de anıldı
Anıt şair Enver Gökçe ÇSM’de anıldı

Anıt şair Enver Gökçe ÇSM’de anıldı

Toplumcu Kırk Kuşağı’nın özgün şairlerinden Enver Gökçe, ölümünün 30’uncu yıldönümünde Türkiye Yazarlar Sendikası ve Çankaya Belediyesi’nin...

A+A-

Toplumcu Kırk Kuşağı’nın özgün şairlerinden Enver Gökçe, ölümünün 30’uncu yıldönümünde Türkiye Yazarlar Sendikası ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Gelen Baharın Öyküsü’ etkinliğiyle anıldı.   Türkiye Yazarlar Sendikası’nın ‘Anıt Üyelik’ etkinliklerinin ilki olan ve Çankaya Belediyesi’nin Çağdaş Sanatlar Merkezi(ÇSM)’nde gerçekleşen panel öncesi fotoğraf sanatçısı Mehmet Özer, ‘Omuzumdaki Dost Eli Enver Gökçe’ adlı bir sunum gerçekleştirdi. Toplumcu gerçekçi şiir akımının mensubu olan, 1920 yılında Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesinde hayata gözlerini açan ve Türk şiirine birçok yapıt kazandıran şairlerden birisi olan Enver Gökçe anmasına Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık’ın yanı sıra panelde konuşmacı olarak yer alan Vecihi Timuroğlu, Ahmet Telli, Zerrin Taşpınar, Türkiye Yazarlar Sendikası Ankara Temsilcisi Aydın Atacan, Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Sekreteri Müslim Çelik ve Enver Gökçe dostları katıldı. Divan edebiyatını uzmanlık derecesinde bilen, çeşitli halk öyküsü ve masalları Türkiye Türkçesine kazandırıp birçok şiiri Zülfü Livaneli, Ahmet Kaya, Timur Selçuk, Sadık Gürbüz ve Kerem Güney tarafından bestelenen şairin anma etkinliğinde ayrıca geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz uygarlık tarihçisi Server Tanilli de anıldı. Panel öncesi açış konuşmasını yapan Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, ‘Enver Gökçe fiziki bedeniyle bugün aramızda olmasa bile sesiyle, şiirleriyle ve hayata tutuş biçimindeki gençlikle hiç yaşlanmayacak. Onun hayata bakışı ve dünya görüşü esas olarak kendisinin de ifade ettiği gibi duygu ile aklı birleştiren ve buna yüreğini katarak dimdik durmayı hayatının sonuna kadar bükülmez bir ozan olarak sürdürmeyi başarabilen figürlerimizden birisi olarak kalacak, dünyanın ayrımsız bütün insanlarının kardeşliğine kurulu bir sistemin ve düzenin kurulabilmesi büyük bir ütopya olarak görünüyor. Ama hiç olmazsa kendi coğrafyamızda birbirini kırmayan, birbirini yok etmeyen insan topluluklarına dönüşmenin yollarını bulmak için ozanların seslerine kulak vermek gerekiyor. Halkın demokrasi, dayanışma, özgürlük, adalet ve hukuk özleminin önündeki engellerin yıkılacağı bir dünyaya inancımızı Enver Gökçe’nin sesleriyle yeniden kulaklarımıza ve yüreklerimize taşıyacağına inanıyorum. O yüzden Enver Gökçe’nin sarsılmaz ve kararlı kimliğini saygıyla anıyorum’ diye konuştu. Enver Gökçe’nin ölmeden bir hafta önce Seyranbağları Güçsüzler Yurdu’ndan kendisini aradığını ifade eden yazar, şair, araştırmacı ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kurucu üyesi Vecihi Timuroğlu, ‘Enver Gökçe akut romatizma hastalığı ile boğuşurken sosyal güvencesi olmadığı için ilaçları kendi parasıyla alıyordu ve Enver Gökçe gibi bir şaire fakirlik belgesiverilmişti. O fakirlik belgesini aslında devlete vermek gerekir ama fakirlik belgesi olarak değil rezillik belgesi olarak vermek gerekir. Aynı zamanda Enver Gökçe şiiri o kadar ciddiye almıştır ki, Türkçe’nin bütün lehçelerini incelemiştir. Hatta dünyada 28 kişinin konuştuğu Çin’de Sincan eyaletinde konuşulan Uygurca’nın Tarançi lehçesini bile biliyordu’ dedi. Enver Gökçe ile dostluklarının abi-kardeş şeklinde 1974 yılında başladığını dile getiren şair Ahmet Telli ise Enver Gökçe’nin toplumun vicdan ölçüsü olduğunu, onun sanatı kadar hayata dair yazar ve şairlere verdiği dersin de önemli olduğunu sözlerine ekledi. Madımak Olayı’nda otelde kurtulan 35 kişiden birisi olan şair ve yazar Zerrin Taşpınar, hiç karşılaşmadığı ve görmediği Enver Gökçe’nin hayata karşı olan kırılganlığını şiirlerine yansıttığını, normalde 24 sayfalık olan ‘Yusuf ile Balaban’ destanının sadece 3-4 şiirlik kısmı olan 1 sayfasının günümüze taşındığını üzülerek belirtti. Şilili şair ve yazar Pablo Neruda’nın eserlerini çeviren Enver Gökçe için Yazarlar Sendikası Genel Sekreteri Müslim Çelik, bir Eğin türküsü olan ‘Gül Dalına Konmuş Bülbül Yavrusu’nu ağıt şeklinde söyledi. Çelik ayrıca Enver Gökçe’nin en sevdiği türkü olan ‘Liverimin Kaytanı’ ile Onlar Yoksul Eti Yerler şiirinden bestelenmiş olan ‘Bak Şu Dağlara Alı Al Moru Mor’ türküsünü seslendirdi. Enver Gökçe Kimdir? Türk şiirinde 1940 kuşağı ya da "Acılı Kuşak" olarak anılan toplumcu şairlerin önde gelen temsilcileri arasında yer alır. 1920’de Erzincan’ın Kemaliye ilçesi Çit Köyü'nde doğdu. 19 Kasım 1981’de Ankara’da yaşamını yitirdi. 8 yaşında ailesiyle birlikte Ankara'ya geldi. Ankara Gazi Lisesi'ni bitirdi. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. İlk şiiri 1943'te "Ülkü" dergisinde yayınlandı. Pek çok halk öyküsünü, masalını, bu arada da, Dede Korkut Masalları'nı derleyerek bugünün Türkiye Türkçesine kazandırdı. Sosyalist düşünceye yakınlaşmaya başladı. 1951 Türkiye Komünist Partisi Tevkifatı'nda tutuklandı ve mahkemede en yüksek cezayı alanlar arasında yer aldı. Tutukluluğu sırasında ve mahkumiyet sonrası tutulduğu İstanbul Sirkeci'deki Siyasî Şube, Sansaryan Hanı'nın tabutluklarında iki yıl süresince çok ağır işkence gördü. Fiziksel ve psikolojik sağlığını önemli ölçüde yokeden, pek çok şiirinin ve ünlü destanı, Yusuf İle Balaban'ın kaybolmasına neden olan tutukluluk, hapislik ve sürgünlerin sonunda (1959) bu kez de işsizlik ve yoksulluk yakasına yapıştı. İstanbul ve Ankara'da yaşadığı acı deneyimler onun çok zor koşullar altında yaşamak zorunda kalacağı köyüne gitmesine neden oldu. Ağırlaşan hastalığı nedeniyle tekrar Ankara'ya dönmek zorunda kaldı. Kısa bir süre Bulgaristan'da tedavi gördü (1977). Son yıllarını Ankara'daki bir huzurevinde tamamladı. Enver Gökçe, 19 Kasım 1981'de yeğeninin Ankara'daki evinde yaşamını yitirdi. YASİN YİGİT

Bu haber toplam 367 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.