1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Anadolu’da Türk El Sanatları
Anadolu’da Türk El Sanatları

Anadolu’da Türk El Sanatları

 “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”(ATATÜRK) Geleneksel Türk El Sanatları, Orta Asya’dan başlayıp Anadolu’da...

A+A-
 “Sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”(ATATÜRK) Geleneksel Türk El Sanatları, Orta Asya’dan başlayıp Anadolu’da binlerce yıllık tarihinden gelen çeşitli uygarlıkların kültür mirasıyla, kendi öz değerlerini birleştirerek zengin bir mozaik oluşturmuştur. Geleneksel Türk El Sanatlarını; halıcılık, kilimcilik, cicim zili, sumak, kumaş dokumacılığı, yazmacılık, çinicilik, seramik-çömlek yapımcılığı, işlemecilik, oya yapımcılığı, deri işçiliği, müzik aletleri yapımcılığı, taş işçiliği, bakırcılık, sepetçilik, semercilik, maden işçiliği, keçe yapımcılığı, örmecilik, ahşap ve ağaç işçiliği, arabacılık vb. sıralanabilir. Geleneksel el sanatlarımızdan dokumaların hammaddeleri yün, tiftik, pamuk, kıl ve ipekten sağlanmaktadır. Dokumacılık en eski Türk el sanatlarından biridir. Eğirme veya başka yollarla iplik haline getirilerek veya elyafı birbirine değişik metotlarla tutturarak bir bütün meydana getirme yoluyla elde edilen kumaş, örgü, döşemelik, halı, kilim, zili, cicim, keçe, vb.’dir.  Dünyada ilk defa dokunan halının (Pazırık Kurganı) bir Hun Türkü kadının dokuduğunu dünya biliyor. Türkmen, kazak, Kırgız, Özbek, Uygur ve diğer Türk boylarına mensup kadınlarımızın dokudukları halılar Türk kültürünün bütün örneklerini yansıtmaktadır. Dokumacılık Anadolu’da çok eskilerden beri yapıla gelen, çoğu yörede geçim kaynağı olmuş bir el sanatımızdır. İşleme Sanatı da el sanatlarımızın zarif örneklerinden olan oyalar; süslemek, süslenmek amacından başka taşıdıkları anlamlarla da bir iletişim aracıdır. Günümüzde Anadolu’da tığ, iğne, mekik, firkete, gibi araçlarla yapılan oyaların birbirinden güzel motiflerle genç kızlarımızın çeyiz sandıklarında yer almaktadır. Geleneksel kıyafetlerle birlikte kullanılan oyalarımızın yanı sıra takılarda ilginç aksesuarlardır. Anadolu’da yaşamış tüm uygarlıklar değerli taşlarla metallerle birlikte veya ayrı işleyerek sanatsal nitelikte eserler üretmişlerdir. Anadolu’da Tunç Çağında bakır, kalay katılarak tunç’un elde edilmesinden sonraki dönemlerde bakır, altın, gümüş gibi madenler de dövme ve dövme tekniğiyle işlenmişlerdir. En çok kullanılan maden bakırdır. Bakırın yanı sıra pirinç, altın, gümüş gibi metallerle yapılan el sanatları günümüzde de üstün işçilik ve tasarımlarla yaşatılmaya çalışılmaktadır. Ahşap işçiliği, Anadolu’da Selçuklu döneminde gelişip, kendine özgü bir niteliğe ulaşmıştır. Selçuklu ve Beylikler döneminde ağaç eserler daha çok mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari eserler olup üstün işçilikler içermişlerdir. Osmanlı döneminde sadeleşerek daha çok sehpa, kavukluk, yazı takımı, çekmece, sandık, kaşık, taht, kayık, rahle, Kur-an muhafazası gibi gündelik kullanım eşyaları yapılmış ayrıca konsol, tavan, mihrap, minber, sanduka gibi mimari eserlerde uygulanmıştır. Ağaç işçiliğinde daha çok ceviz, elma, armut, sedir, abanoz ve gül ağacı kullanılmıştır. Kakma, boyama, kündekariz, kabartma-oyma, kafes, kaplama, yakma gibi tekniklerle işlenen ahşap eşyalar günümüzde de kullanılmaktadır. Mimariye bağlı olarak gelişen bir sanat kolu da çini sanatıdır. Anadolu’ya Selçuklularla girmiştir. Figürlü sanat eserlerini kullanan Selçuklu sanatkârlar özellikle hayvan tasvirlerinde çok başarılı olmuşlardır. 14.yüzyılda İznik, 15. yüzyılda Kütahya, 17. yüzyılda da Çanakkale’de başlayan seramik sanatı bu yörelerde özgün renk, desen, form özellikleri ile Osmanlı Dönemi seramik ve çini sanatına yeni yorumlar getirmiştir. 14-19. yüzyıllar arasında Türk çini ve seramik sanatı dünya çapında bir üne kavuşmuştur. Cam işçiliğinin en seçkin örnekleri de Selçuklular döneminde geliştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğunda İstanbul, fethedildikten sonra camcılığın merkezi olmuştur. Çeşm-i bülbül, Beykoz işi bu dönemden günümüze ulaşabilen tekniklerden bazılarıdır. Anadolu’da camın ilk kez gözboncuğu olarak üretimi İzmir-Görece köyündeki ustalarca gerçekleştirilmiştir. Geleneksel mimaride dış cephe ve iç mekân süslemesinde taş işçiliği de önemli yer tutmaktadır. Taş işçiliğinde mimari dışında en çok kullanılan alanı mezar taşlarıdır. Oyma, kabartma, kazıma gibi teknikler uygulanmaktadır. Kullanılan süsleme öğeleri, bitkisel, geometrik motifler ile yazı ve figürlerdir. Hayvansal figür azdır. (Koçbaşlı mezarlar) Sepetçilik, atalardan öğrenildiği gibi halen; saz, söğüt ve fındık dallarından örülerek yapılmaktadır. Eşya, yiyecek vb. taşıma amaçlarından başka ev içi dekorasyonda da kullanılmaktadır.. Günümüzde başta endüstrileşme olmak üzere değişen yaşam şartları ve değer yargılarına bağlı olarak üretimleri hemen hemen kaybolmaktadır.    
Bu haber toplam 319 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.