1. HABERLER

  2. SPOR

  3. ANADOLU TÜRK KADIN TEŞKİLATI “BACIYAN-I RUM”
ANADOLU TÜRK KADIN TEŞKİLATI  “BACIYAN-I RUM”

ANADOLU TÜRK KADIN TEŞKİLATI “BACIYAN-I RUM”

Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) Teşkilatı, kökleri Turanlı savaşçı kadınlar olan “Amazonlara” dayanan tamamen özgün bir kuruluştur. Dr. Mikail...

A+A-
Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) Teşkilatı, kökleri Turanlı savaşçı kadınlar olan “Amazonlara” dayanan tamamen özgün bir kuruluştur. Dr. Mikail Bayram, Bacıyan-ı Rum’ı Ahi teşkilatının kadın kolu olarak tanımlamaktadır. Tarihte yapılan askeri fetihler, içinde kadın desteği yoksa asla kalıcı olmamıştır. Zira coğrafyayı vatan yapan, özellikle Türklerin fetihlerinde elde ettiği yerleri Türk yapan unsurun özü kadındır. Türkler, Anadolu’yu fethettikten sonra burada birçok müesseseler oluşturdular. Bugün dahi, Selçuklulardan günümüze kadar gelen birçok tarihi eserlerin varlıkları mevcuttur. Bu müesseselerden en önemlileri cami, medrese, tekke, kervansaray, hastane, hamam, türbe, su kanallarıdır. Bu altyapılar sayesinde fatih Türkler Anadolu’da erimemişler aksine Anadolu’yu kendilerine yurt edinmişlerdir. Bu devirde varlığını tespit ettiğimiz Bacıyan-ı Rum teşkilatı sosyal, siyasi kuruluşların başında yer almaktadır. Bacıyan-ı Rum teşkilatı özellikle üretim sahalarına el atmışlardır. Bilindiği gibi Ahi teşkilatı Anadolu’da kurulan yâda kurumlaşan topyekûn bir esnaf teşkilatıdır. Ahi teşkilatı lideri Ahi Evren’in eşi, Bektaşi rivayetlerinde geçen ve Aşıkpaşazade’nin Tevarih-i Al-i Osman’ın da Bacıyan-ı Rum lideri olan Fatma Bacı’nın ta kendisidir. Anadolu’ya (Rum’a) gelen dört grup insan vardı. Bunlar Gaziyan-ı Rum (Anadolu Gazileri), Ahiyan-ı Rum (Anadolu Ahileri), Abdalan-ı Rum (Anadolu Abdalları) ve Bacıyan-ı Rum’dur. Hacı Beştaşi Veli bunların içinde Bacıyan-ı Rum’u tercih etikti o da Hatun Ana’dır. Onu evlat edindi, keşiflerini ve kerametlerini ona gösterdi ve ona teslim etti. Sonra da Hakk’a yürüdü. Osmanlı kronikleri Osmanlı Devleti’nin zuhuru sırasında Türkmen kadınlarının faaliyetlerinden bahseder. Fakat bu konuda en fazla bilgiyi veren XIV yüzyılda Anadolu’yu gezen Mağripli bir seyyah olan İbn-i Batuda’dır.  İbn-i Batuta bu konuda şöyle bilgi vermektedir: “Öyle olur ki bazen kadınlara erkekleriyle beraber raslarsınız, da “şu adam bu hatunun hizmetkârı olmalı! “ dersiniz. Zira kocası, koyun postundan bir kürk ile başında da buna uygun bir şapkadan başka bir şey taşımamaktadır!”              Moğollar, Anadolu’yu işgal edip Selçuklularda onların hâkimiyetine girince Moğolların ilk icraatı Bacıyan-ı Rum’u dağıtmak olmuştur. Çünkü Türkleri Orta Asya’dan itibaren çok iyi tanıyan Moğollar, bu kadın savaşçı örgütünü çok iyi tanıyor ve onlara rağmen iktidar olmanın imkânsız olduğunu biliyorlardı. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda, Türk unsurların ne büyük fedakârlıklar yaptıklarını biliyoruz. Adeta “kellelerini koltuklarına alarak” Anadolu’nun yeniden İslamlaşması ve Türkleşmesi için çaba sarf eden teşkilatların başında Bacıyan-ı Rum teşkilatı vardı. Bacıyan-ı Rum teşkilatı modern anlamda da bir “sivil inisiyatif örgütünün” en sağlam örneklerini teşkil ediyordu. Türkmen kadınlarından oluşan Bacıyan-ı Rum, Anadolu’da faaliyet gösterirken o dönem Avrupa’sının kadınları cadılıkla hatta şeytanla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle yargıladıkları Engizisyon mahkemelerinde diri diri yaktıklarını tarihi vesikalarla sabittir. . Bacıyan-ı Rum teşkilatının kadınları çadırcılık, keçecilik, boyacılık, halı ve kilimcilik, oya ve dantelcilik, dokuma ve örgücülük, nakışçılık ve çeşitli kumaşların imal edilmesi ve bunlardan giysi yapımı gibi konularla meşgul olmuşlardır. Bacılar savaşçı karakterlerinden dolayı faaliyet sahalarından biride askeridir. Turanlı (Türk ) kadınları binicilik, atıcılık alanında da rakipsizdirler. Moğolların 1243 yılında Kayseri’yi muhasarası sırasında Bacıyan-ı Rum örgütüne mensup savaşçı kadınlar, şehrin savunmasında erkekleriyle beraber Moğollarla kahramanca savaşmışlardır. Bacıyan-ı Rum kadınları için yazılmış bir şiirle makaleyi noktalıyorum.             “Şu fena mülküne çok geldim gittim              Yağmur olup yağdım ot olup bittim               Urum diyarını ben irşat ettim.”     Kaynakça: Necati Gültepe, Türk Kadın Tarihine giriş, Dr. Mikail Bayram, Bacıyan-ı Rum      
Bu haber toplam 443 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.