1. HABERLER

  2. SPOR

  3. AMMA VE LÂKİN
AMMA VE LÂKİN

AMMA VE LÂKİN

Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, {yeni anayasa, ‘ama, amma ve ancak’lardan arınmış olmalı} demiş. ¶ Hoca öğrencilerine; komşunuzla iyi,...

A+A-

Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, {yeni anayasa, ‘ama, amma ve ancak’lardan arınmış olmalı} demiş.

Hoca öğrencilerine; komşunuzla iyi, tatlı, hoş geçinmelisiniz, arkasından “amma ve lâkin” dermiş.   Günün birinde hoca öğrencilerine, “size öğreteceğim bir şey kalmadı; gidebilirsiniz” der, öğrencilerden biri;   Hocam bize “amma ve lâkin’in ne demek olduğunu öğretmediniz. Amma ve lâkin’i, öğretin de gidelim”.   Hoca öğrencilerine; “hayr’a ve şerre inanmak îmânın farzından biridir. Allah; şerri boş yere yaratmadı. Yerini iyi tespit ediniz, gerektiğinde sizi kurtaracak kadar şerriniz olsun”.

Kısaca: ama, amma bağ. 1-Anlatılan düşünceler arasında aykırılık bulunduğu kabul edilen iki cümleyi biri birine bağlamaya yarar. “Yemek az amma lezzetli. Bu adam zengin amma cimri” 2-uyarma ve şart niteliğinde olan bir cümleyi başka bir cümleye bağlamak ve benzeri.   Ancak bağ. 1-Yalnız, sâdece, 2-“olsa olsa” “en çok” “güçlükle” ve benzeri.

Evet Sayın Başbakanımız! Anayasa hazırlanırken, “amma ve lâkin”in geçerli olacağı maddeler, anayasamıza konulmalıdır.   Gerektiğinde yeri iyi tespit edilmiş şer; devletimizin, milletimizin baştan sona huzur içinde yaşamasını sağlar. “Amma ve lâkin’li anayasa istiyor, düşünüyor” isteğimi, düşüncemi köşemden size ulaştırıyorum. Sonrası parlamentomuzun işi.

Sayın Hayrünnisa Gül, “Eğitim her engeli aşar” demiş. Gül çok iyi demiş de TBM Meclisinde yasa hazırlayan millet vekillerimiz kavga engelini aşıp huzur içinde yasa üretemiyorlar.   Ne zaman yasa ve iç tüzük hazırlanması söz konusu olsa kavga sistemi öne çıkıyor veyâ kavga sistemi öne çıkartılıyor, biri diğerine kötü söz söylüyor, sen ve ben çekişmesi sürüp gidiyor. Temennîmiz vekillerimizin ağzından tatlı ve güzel sözler duymak.

“Eğitimci” adı altında yazan Sayın İhsan Akça da “Kırıkkale’miz için ne yapabiliriz?” diye başladığı yazısında Kırıkkale’nin temizliği konusunu dile getirmiş. Aslında, Akça çok güzel etmiş.   Akça çok güzel etmişte, ben arkasında, kravatlı müdür de önümde cuvara içerek yürüyoruz. Cuvara izmarit hâline gelince müdür efendi, izmariti yolun ortasındaki oluğun içine atıverdi. Ben de “müdür dediğin işte böyle olmalı” deyiverdim.   Müdür kendini savundu ve “şurada çöp bidonu olsa, izmariti bidonun içine atardım”.   Ben, müdür’e itiraz edip, “işte çöp bidonu 2 metre önünde amma, çöp bidonuna izmarit atamazsınız. Çünki, çöp bidonunun içi kâğıt dolu, kâğıtlar tutuşur, bidonun içinde yangın çıkar. En iyisi pek çok insanın içinde cuvara içerek, özellikle gençlere kötü örnek olmayınız” diyerek yoluma devam ettim.   Müdür’ün ve kocaman öğrencilerin kirlettiği Kırıkkale’yi kim temiz tutacak?   Ey ahâli! Cumhûriyet meydanındaki parkın içine giriniz ve orada gördüğünüz kirleri, siz de basın yoluyla yazınız, yazdırınız. Kırıkkale’yi kirletenlerin reklamını yapınız.   Mahallelerde bordür taşlarının dibinde koç gibi yatan, aylardır bekleyen toprakların çamur olmadan temizlenmesini ilgililerden ısrarla isteyiniz. Aksi hâlde, aksi hâl devam edebilir. 29.4.2012 1791-1792  
Bu haber toplam 435 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.