1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Allah’a işin düşmeyecekse!
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Allah’a işin düşmeyecekse!

A+A-

Gazneli Mahmut (971- 30 Nisan 1030)

10 Muharrem 361 (2 Kasım 971) tarihinde Buhara’da doğdu. Gazneliler devletinin kurucusu ünlü Türk hükümdarıdır. Bu hükümdarın büyüklüğü, ilk Müslüman-Türk imparatorluğunu kurmasından ileri gelir. Gazneliler devletinin toprakları bu günkü İran’ın büyük bir kısmıyla Pakistan’ı, Hindistan’ın bir bölümünü ve hazar denizinin doğusuna düşen bir kısım toprakları içine alıyordu. Gazneli Mahmut çok iyi bir asker ve siyaset adamıydı. Edebiyat ve ilime çok önem verirdi. Oldukça adildi.  Bir gün Gazneli Mahmut divanda iken, karşısına gelip, evinden ve yatağından kendisini kovan bir Türk askerini şikayet ederek ayaklarına kapanan bir adama sultan Mahmut: Sızlanmayı bırak! Suçlu evine geldiği zaman haber ver; bizzat kendim gelip cezalandıracağım, dedi. Bir müddet sonra haber gelince Sultan, dediği gibi kalkıp eve gitti. Muhafızlarına evin etrafını sardırdı. Meş’aleleri söndürerek zina ve hırsızlık suçu işlemekte olan şahsın idamını emretti. Hükmün infazından sonra meş’aleleri tekrar yaktırdı. Sultan diz çökerek duaya başladı. Duası bittikten sonra yemek getirterek çok acıktığını belli eden bir iştiha ile yedi. Şikâyetine anında ve âdilâne cevap alan zavallı adam hayret ve tecessüsünü yenemeyerek, Sultana bu hareketlerinin sebebini sorunca, Mütevâzî Sultan şunları söyledi:

Böyle bir cinayete ancak kendi çocuklarımın cesaret edebileceğini sanıyordum. Adaletimin amansız ve gözü bağlı olması için meş’aleleri söndürttüm. Suçlu keşfedildiği için Allah’a şükrettim. Yemeğe gelince, şikâyetiniz beni o kadar müteessir etti (üzdü) ki, üç gün ağzıma bir lokma yiyecek koymadım.   Bir menkıbesi daha: Tarihte ilk defa sultan adını alan Sultan Mahmut, İslam’ı yaymak için Hindistan’a on sekiz sefer düzenlemişti. Bu seferlerden birinde çok şiddetli bir direnme ile karşılaşmış, zafer kazanacağından şüpheye düşmüştü. Bu zor durumda iken Allah’a şöyle yalvardı:  “Ey Rabbim! Bu savaştan galip çıkarsam, aldığım bütün ganimetleri fakirlere dağıtacağım. Neticede Sultan Mahmut galip geldi ve çok kıymetli ganimetlere sahip oldu. Gazne’ye döndüklerinde elde ettikleri bütün ganimetleri muhtaçlara dağıtmaya başladı. Fakat bazı vezir ve komutanlar araya girip: “Aman Sultanım, ne yapıyorsunuz? Bunca değerli ganimetler, altınlar, inciler fakir fukaraya dağıtılır mı? Hem onlar bunun kıymetini ne bilecekler? Üstelik devletin hazinesinin bunlara ihtiyacı var” dediler. Sultan Mahmut, Allah’a verdiği sözün gereği olarak ganimetleri yoksullara dağıttığını ve bunun kendisi için bir adak olduğunu söylediyse de adamları yine itiraz ettiler: “Efendim! Önemsiz olanları dağıtın, değerli olanları hazineye ayırın; bütün memleketin bunlara ihtiyacı var” dediler ve Sultan Mahmud’un kafasını karıştırdılar. O zamanda Gaznede yaşayan, doğruyu ve hakikati, kellesi pahasına da olsa söylemekten çekinmeyen âlim ve fâzıl bir zat vardı. Sultan Mahmut onu çağırtıp durumu anlattı ve fikrini sordu. O büyük zat şöyle dedi:

“Sultan! Bunda kararsızlığa düşecek bir taraf yok. Çok basit bir tercih karşısındasınız. Eğer Allah’a bir daha işiniz düşmeyecekse, hemen adamlarınızın dediğini yapın. Ama Allah’a tekrar işiniz düşecekse, verdiğiniz sözü tutun. Adağınızı yerine getirin ve ganimetleri yoksullara dağıtın.  Bu ince uyarıdan sonra Sultan Mahmut, ganimetleri yoksullara dağıtır.

Kalp yerine taş kırılsın  Gazneli Sultan Mahmud bir savaş sonunda çok kıymetli bir elmas yakut taşı ganimet olarak ele geçirir. Sonra taşı eline alarak baş vezirine: “Al bu taşı kır, paramparça et” der. Baş vezir: “Aman efendim! Bu çok kıymetlidir, ben bunu kıramam” der. Sonra yanındaki diğer vezire aynı şeyi söyler. O da: “Bu çok kıymetlidir, kırılmaz bu”. Sultan Mahmut özel hizmetçisi Ayaz’ı çağırır ve: “Al bu taşı kır” der demez Ayaz taşı aldığı gibi yere çalar ve taş paramparça olur.  Padişah öfke içinde: “Bre Ayaz! Sen ne yaptın? Vezirler bunun çok kıymetli olduğunu söylüyorlar; nasıl kırarsın bunu?” Ayaz der ki: “Efendim! Ben taştan ne anlarım, benim için kıymetli olan sizin emrinizdir, sizin kalbinizdir. Kalbiniz kırılacağına varsın taş kırılsın.”

Sultan vezirlerine dönüp der ki: “Ayaz’ı niçin çok sevdiğimi şimdi anladınız, değil mi?” sizin gibi beni bir taşa değişmedi. Yağmalamada Ayaz Bey Gazneli Mahmud’un devesi dar bir geçitte tökezleyip yıkılmış. Üzerindeki inci dolu sandıklar kırılıp içindekiler yerlere saçılmış. Sultan Mahmud: “Yağmadır, alan alsın” demiş ve atını sürüp gitmiş. Padişahın maiyetindekiler yağmaya koşarak padişahtan ayrılmışlar. Biraz ileride padişah yanında Ayaz’ı görünce: yağmadan sen ne getirdin? deyince Ayaz Bey: Hiçbir şey. O nimet beni sizin hizmetinizden alıkoymadı, demiş.

 

 

Bu yazı toplam 256 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.