1. YAZARLAR

  2. DEMİR DOĞAN KANDEMİR

  3. AKPINARLI ABDURRAHMAN HOCA
DEMİR DOĞAN KANDEMİR

DEMİR DOĞAN KANDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

AKPINARLI ABDURRAHMAN HOCA

A+A-

1953 yılı Mayıs ayı içinde merhum Hocam Hacı Ahmet Efendi nin izniyle Ramazan İmamı durmak için köylere gideceğiz. Hoca’mızın isteği üzerine Akpınar Nâhiyesine uğrayıp Akpınar’ da Abdurrahman Hoca Efendiyi ziyâret edeceğiz, Abdurrahman Hoca Efendi’yle tanışacağız buyruk böyle.

Yahya Irga, Hayrettin Lüy ve biz Keskinli Yetîmi, Akpınar Nâhiyesine vardık; Abdurahman Hoca’nın kapısını korka, korka tıklattık.

Hoca Efendi çıktı ve buyurun deyip bizi evine aldı. Sorup soruşturduktan sonra hım demek Kur’anı Kerîm, Tecvid, Mızraklı İlmihâl, Emsile, Binâ, Maksud, İ’lâl, İ’rab, Kudûri, Sübha-i Sıbyan, Kırk Hadis, Asrı Saâdet okudunuz.

Söyler misiniz Nasara ne kelime? Üç arkadaş korô hâlinde “Fi’li mâzî Hocam” dedik. Güzel pekiyi “gāle” aslında ne idi. Biz yine hep bir ağızdan “gāle” aslında “gavele” idi dedik.

Hoca Efendi parmak işâretiyle bizi susturdu ve “ne oluyor mollalar yavaş olun yavaş” dedi. Dedi de Hoca Efendi’nin bizim korkumuzun zirveye çıktığından haberi yoktu.

Biz, Hoca’mızdan Abdurrahman Hoca’nın ününü dinlemiştik. Hoca’nın ayrıntılara girmesini istemiyorduk. Hoca ayrıntılara girdiği zaman ne duruma düşeceğimizi biliyorduk. Hoca’nın, hocalık heybeti ve ilminin ağırlığı çığ gibi üstümüze düşmüştü.

Hoca, tamam mollalar anladım dedi ve o sırada getirilen çayı bize ikram etmek için ayağa kalktı. Aslında çay imdâdımıza yetişmişti, ayağa kalkan Hoca boylu, boslu bir kimseydi, belki de biz öyle görüyorduk. Hoca’nın karşısında duyduğumuz heyecan ve korku boyumuzu aşmıştı.

Bu arada merhum Hoca Efendi Hanımı’nın elinden çay tepsisini almış bize doğru yönelmişti. Üçümüz de ayağa kalktık, Hocam siz oturun, çayı biz, size ikram edelim dedik. Hoca Efendi ısrârımızı kabul etmedi amma ısrârımız işe yaramadı değil ve bakınız neler oldu.

Hoca Efendi, “mollalar siz bana hürmet ediyorsunuz, Allah’da size hürmet eyleye” dedikten sonra, “her ne kadar yaşça biz, sizden büyük isek de misâfir daha büyüktür, bunu bilesiniz” dedi ve ayrıca;

Hoca’nız Hacı Ahmet Efendinin bana selâmını getirdiniz. Biz âcizâne Hacı Ahmet Efendi’nin talebelerine hizmet etmekten iftihar eder, talebeye ve misâfire saygısızlık etmekten Allâh’a sığınırız” dedi.

Merhum Hoca Efendi karşısında koca, koca insanlar varmış gibi, buyurun mollalar diyerek, en büyüğümüz 20 yaşında olan bizlere aksakalıyla eğilerek, yüzü bulan yaşıyla çayı ikram etti. Allah Celle Celâlüh Abdurrahman Hoca Efendiye ikram eyleye. Âmîn.

Böylece Abdurrahman Hoca Efendi’den misâfirin kim olduğunu ve Hoca’mız Hacı Efendi’nin değerini anlayıp kim olduğunu da öğrendik. Çayımızı içtikten sonra Hoca Efendi’den izin istedik.

Hoca Efendi evine girdiğimizde olduğu gibi evinden çıkarken de bize elini öptürmedi. Biz, ona Hocam Allah’a ısmarladık derken, Hoca Efendi “uğur ola mollalar uğur ola” diyerek bizi uğurladı. Abdurrahman Hoca’nın yukarıya yazdığım sözleri şu anda kulaklarımla çınlıyor.

 

AKPINARLI ABDURRAHMAN HOCA EFENDİ İÇİN

Hoca’ya bakınız neler öğretti,

Ne tatlı anılar bırakıp gitti.

Hoca’ya bakınız bilgiler verdi,

Bu yüzden “Yetîmi” murâda erdi.

“Keskinli Yetîmi”

Hoca Efendi’den ayrılıp Akpınar Nâhiye’sinden Kaman’a doğru yöneldiğimizde epeyce hafiflemiş, rahatlamıştık: Yahya Irga gülen ve güldüren hoş bir insandı. 2407-2408

Birimiz diğerimize, iyi be ucuz kurtulduk, “bir daha Akpınar’a gelmeye mi tevbe derken? Yahya Irga kendine has söz söyleyiş tarzıyla “Avu arkamızdan kelen Abdurrahman Ocafendi olmasın” demiş Hayrettin Lüy ve biz Yetîmi’yi korkutmuş, sonra bizi kendi hâlimize güldürmüş ve kendi de bizim hâlimize kocaman bir kahkaha atmıştı. Öyle ki; Yahya Irga, o cümleyi söylediği zaman kendimizi Hoca’nın ilminin ağırlığı altında kalmış gibi hissetmiştik ve yeryüzü bize dar gelmişti.

Abdurrahman Hoca, Kayseri’de Medrese’de okumuş, Hocası Abdullah ona, Kel Abdurrahman der çok soru sorduğu için onun sorusuna cevap vermek için geceleri kalkar ders yaparmış. Hocam’ız Hacı Ahmet Efendi, Abdurrahman Hoca’nın âlim, fâzıl bir Zât olduğunu bize söylemişti. Abdurrahman Hoca’nın besmelenin anlamını bir hafta anlattığı yine Hocalar arasında söylenir.

Bu satırları yazarken Abdurrahman Hoca ile tanışmanın, onun sorduğu iki soruya cevap vermenin, derin hazzını, ancak böyle bir Hoca Efendi’yi iki sayfaya sığdırmanın utancını yaşıyorum. Ayrıca; bu hâtıralarımı yazıp yanlatacak kadar bana ömür veren Yüce Allâh’a şükürler ediyorum. İki arkadaşımdan Yahya Irga 40 yıl, Hayrettin Lüy 52 yıl yaşayıp bu dünyâya vedâ ettiler.

Abdurrahman Hoca Efendi ile ilgili hâtırâlarımı okurken sizlerin müstesnâ sezgiler, derin duygular içinde olduğunuzu görür gibi oluyorum. Hocam Hacı Ahmet ve Abdurrahman Hoca Efendi’ lerin ve arkadaşlarımın, ölmüş bütün Müslümanların, Allah Azz ve Cell ruhlarını şâd eyleye.

“çizgi ve denden içindeki bilgileri Abdurrahman Hoca Efendi’ nin torunu Akpınar Nâhiyesi’nin İlk Belediye Başkanı ve 27 Mayıs 1960 İhtilâli ile görevine son verilen Bayram Atalay’dan aldım. Hoca Efendi, 1853 doğumlu olup, 105 yaşında iken 1958 yılında Hakkın rahmetine kavuşmuş”.

Hayrettin Lüy, Yahya Irga ve Müslüm Alsaç: bu üç arkadaşım 1949 yılında Hacı Ahmet Efendi ile Akin Köyüne gitmedikleri için,” İ’lâl, İ’rab ve maksud” kitaplarını okumadılar. 23.5.2018

2409-2410

Bu yazı toplam 670 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.