1. YAZARLAR

  2. ASIM ATABEY

  3. ADIM ADIM TÜKETİLEN TÜRKİYE
ASIM ATABEY

ASIM ATABEY

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

ADIM ADIM TÜKETİLEN TÜRKİYE

A+A-

Yazıma başlarken, Suriye topraklarında savaş yapmakta olan ordumuza başarılar diliyorum. Bir tek askerimizin burnu kanamadan, ZAFERLE ülkemize dönmesini gönülden istiyorum.

            Son açıklanan Türkiye nüfusu 80 MİLYON 800 BİN. Bu nüfusun % 7,5’gu köylü nüfustur. Köylü nüfusumuzun 5 milyon kadar. Üzücü bir durumdur. Köyde kalanlar da genellikle yaşlı nüfustur.   1960’larda nüfusumuzun % 80 inin köylerde, % 20 sinin şehirlerde yaşadığını okuyorduk- okutuyorduk.

            Kendi ürettiği süt, kendine yeter iken, bu ülkeye süt tozu getirttiniz. Ne olduğu bellisiz süt tozu denen melaneti, bu ülkenin çocuklarına içirttiniz.  Nohut, mercimek, fasulye, mısır, buğday, pirinç ithal eden duruma sokuldu ülke.  Et, saman ithal ettiniz-ettirdiniz. Elin yemediği, deli dana hastalıklı etlerini yedirttiniz.  

            Tavuklarda kuş gribi var diyerek, milyonlarca köylünün elindeki tavuğu canlı canlı torbalara doldurttunuz. Sonra da kazdırdığınız çukurlara gömdürttünüz. Bir BAKAN-IN oğlu, ithal ettiği yumurtaları rahat satsın,  kâr yapsın diye.

            Köylü nüfusa tarla parası vererek oyaladınız. Onların ellerindeki çiftçilik aletlerini hurda fiyatına sattırarak, köylerden şehirlere gitmesine ortam hazırladınız. Onlar, hibe parası diye aldılar. Paraları yediler. Şimdi şehirlerin çöplüklerinde, çöplenir duruma soktunuz.

            Köylünün ürettiği pancarına, pamuğuna, mısırına, tütününe kota koydunuz. Köylüyü üretmeye, daha çok üretmeye teşvik etmek gerekirken, onlara kota uyguladınız. Ürettiği ürünlerin altında rezil ettiniz.

            Köylünün kullandığı gübrenin, mazotun, tohumun, ilacın fiyatını hep artırarak, alamaz- kullanamaz duruma soktunuz. İnsanları canından usandırdınız. Anadolu’nun canım tohumlarını yok ettirdiniz. İsrail’in hibrit tohumlarına muhtaç ettiniz.  

            Köylünün elması, eriği, vişnesi, üzümü, portakalı, mandalinası, nar-ı, greyfurdu, bahçelerinde, dallarında kururken, yerlere düşmüş çürürken, bunları meyve suyuna çevirtmediniz. . İnsanlara PEPSİ- FURUKO içirttiniz. Kendi meyvelerinin suyunu sıkıp, şişeleyip içirtmediniz. Allah’ın suyunu şişeleyip sattırmayı hüner saydınız.

            OKUL SÜTÜ projesi uygulanıyor. Ne yazık ki bu projeyle köylüyü, üreticiyi kalkındırma amaçlı yapılmadığını, üretici ve köylü üzerinden birilerini zengin etme aracı olarak kullanıldınız.

            Çayır, çimen, yonca, korunga, her türlü ot, ET VE SÜT demektir. Dağları, yaylaları koyunsuz, keçisiz, ineksiz, mandasız bıraktınız. İnsanlarımızı et yiyemez, süt içemez, yoğurt bulamaz duruma soktunuz. At eti, köpek eti, kedi eti, domuz eti yedirerek hayvancılığımızı batırdınız.

            Dağlarımızı yaylalarımızı kekliksiz, tavşansız, bıldırcınsız, sülünsüz, ceylansız, geyiksiz bıraktırdınız. Alanları ayılarla, domuzların eline bıraktırdınız. Hani nerede bizim atlarımız, katırlarımız, eşeklerimiz? Selçuklunun, Osmanlının savaş aracı olan atlarını yok ettiniz.

            Zeytinliklerimizi, zeytinlik vasfını kaybetmiş diyerek, zeytin ağaçlarımızı kestirip, yerine yazlık evler, villalar yaptırdınız. Taşocakları işletmeciliğine açtırdınız. Maden arama alanları haline getirdiğiniz.

            Hazine değerinde sayılan fındık ağaçlarımızı söktürüp,  yerine kivi diye bir bitkiye feda etinizin. Sonucunun köylü nüfusumuzu % 7,5’lara düşürdünüz. Güzelim tarım alanlarımızı şeftali, incir, pancar, ayçiçeği, pamuk, narenciye bahçelerimizi, fabrika alanları olarak, yerleşim alanları yaptınız. Apartmanlar yaptırdınız. Gökdelenler diktirdiniz. Havasını sattınız. Toprağını suyunu sattınız.

            Siz hiç Ankara’ya girişteki ELMADAĞ AKARSUYUNU, Ankara’nın çıkışındaki ANKARA ÇAYINI, Koskoca MENDERES NEHRİNİ, İzmir’in içinde ALASANCAK’TAN DENİZE DÖKÜLEN SUYUN sularını gördünüz mü?  Ve daha pek çok akarsuyumuzun, su rengini hiç gördünüz mü? Adeta bir katran renginde akıyor. Suyunu kirlettiniz. Toprağını da.

            1960 da, 1970 de 1980 de 1990 da Amerikan güdümlü yaptırdığınız ihtilâllarla bu ülkenin köylü nüfusunu % 7,5’lara düşürttünüz. Terörle mücadele ediyoruz diye, kırk yıla yakın bu milleti oyaladınız. Mücadele ediyoruz diye aldattınız. Doğu ve Güneydoğu dağlarını yaylarını insansız bıraktınız. Ülkede terör zenginleri yarattınız.

            Bakın size söyleyim. Amerika APO-yu kullandı. Bu ülkeyi dize getiremedi. Hizbullah-ı kullandı. Bu ülkeyi dize getiremedi. Fetullah-ı kullandı. Bu ülkeyi dize getirmedi. Şimdi piyasaya yeni bir at sürdüler. Onun da adını siz söyleyin. Ben söylemeyim. Çünkü bu yükü ben kaldıramam.

            Amerika’nın Ortadoğu politikalarına alet oldunuz. Marşal yardımı adı altında boğazını sıktınız. İkili anlaşmalar yaparak gözlerini kapattınız. Yolsuzluğu, hırsızlığı, arsızlığı işini bilen insanlar olarak ödüllendirdiniz. Dinimizi dilenci kılıfına soktunuz. “Ha babam. Atın babam. Ha bereket. “diyerek.  Ey sevgili peygamberim. Bir kere yattığın yerden şöyle bir doğrul. Dinimizin nasıl, amacının dışında kullanıldığını gör. 

            Yılda beş bin den fazla orman yangınlarının önünü almaya çalışmadınız. Her yıl ekin tarlalarının neredeyse % 75 oranında anız yangınlarını, görmezden-bilmezden geldiniz. Sahillerde orman yangınlarını körüklediniz. Yanan ormanlık alanlara, turistik oteller kurdurdunuz. İstanbul’un, Antalya’nın, İzmir’in gözde alanlarında toprak satışları yaptırdınız. Arap-ı, İngiliz-i, Fransız-ı, Amerikalı-yı gayrimenkul sahibi yaptınız. Ey sevgili Atatürk’üm. Bir kere yattığın yerden şöyle bir doğrul. Kurduğun cumhuriyetin, getirdiğin demokrasinin nasıl amacı dışında kullanıldığını gör.

 Çoğu yerlerde insanların gayrimenkullerini satın alamadılar. Bu sefer ipotek yoluyla insanları borçlandırdılar.  Borçlarını ödeyemedikleri için bir taraftan kredi alanların, bir taraftan da kefil olanların gayrimenkullerine  el koydurdunuz.

            Söylemlere ve bağırıp çağırışlara bakmayın siz. Demokrasinin ve cumhuriyetin sahibi yok. Neden mi?.  Cumhuriyetin cumhurbaşkanı. Herkesin cumhurbaşkanı. Ama yatıyor- kalkıyor. Muhalefet başkanına yapmadığı küfür koymuyor. Demokrasinin ve cumhuriyetin sahibiyim diyen muhalefeti de var. Muhalefetin başkanı da yatıyor kalkıyor. Cumhurbaşkanına küfür ediyor. Doğru mu bu  küfürleşmeler?

            Kendi uçağını üreten bir konumdan nasıl uçak fabrikamızın kapatıldığını “MUSTAFA KEMAL’İN UÇAKLARI “kitabını okuyarak öğrenin. 1960’larda bir emir üzerine, 168 günde hiçbir öğretisi, hiçbir örneği yokken, dört adet üretilen DEVRİM ARABALARI “ hikâyesini, internetten izleyin. Yapılan bu dört arabadan ikisinin, hâlâ Eskişehir’de çalışır durumda olduğunu duyun.

            Eğitim- öğretimde felsefe, sosyoloji ve mantık derslerini kaldırdınız. Toplumu kim, ne, nasıl, neden sorularını sormaz, sormayı bilmez duruma soktunuz. Oylarını aldınız. Seçimler kazandınız. Dini okulların sayılarını ve din öğrenen insanların sayısını hızla artırdınız. Çağdaşlıktan ve bilimden uzaklaştırdınız.

            Erozyon önlemeye bakmadınız. Sel ve yağmur sularıyla topraklarımızı denizlere doldurttunuz. Ülkemizin ormanlık olmasına gereken önemi vermediniz. Kolay meşe yetişir alanlara çam dikmeye koştunuz. Çam yetişir yerlerei bilmem hangi ağaçları diktiniz. Dağlarımızda, yaylalarımızda yabani ağaçlara aşılama yaparak meyve ağaçları olmasına önem vermediniz.

            Eğitimin, yargının, ordunun, emniyetin, sağlığın ve tüm kamu kuruluşlarının içine FETO ajanlarının girdiğini görmediniz. Kurumları işlemez- çalışamaz duruma soktunuz.  İnsanları para, makam, haksız kazanç peşine koşturdunuz. Basın özgürlüğü adı altında, insanlarımızı kafası boş, görüntüsü hoş, boyalı cilalı  insanlar yaptınız.

            İnsanlarımızı tereyağına ve zeytinyağına hasret bıraktınız. Yerine katı margarin yağlar tüketmeye özendirdiniz. Genleri değiştirilmiş bitkisel ürünlerle beslenmeye özendirdiniz. Güzelim kuruyemişlerimizi tüketme yerine, hiç birinin adı Türkçe olmayan, cicili bicili kâğıt ambalajlarda satılan ürünlere yönlendirdiniz. Çocuklarımızı ve gençlerimiz boyu kısa, kalçaları geniş, dişleri çürük, gözleri gözlüklü, bağışık sistemi bozuk, gençlerini kısır yaptınız.  Hastaneleri hastalarla doldurdunuz.

            Şimdi anladınız mı? Anlatmaya çalıştığım yanlış uygulamalarla, bu ülkenin çökertilmeye çalışıldığını. Dize getirilmeye çalışıldığını. Elbette köylü nüfus % 7,5’lara düşer. Gide gide felaketlerin hepsi üzerimize gelir. İşte adım adım ülke böyle çökertilir.

            ASIM ATABEY MEKLİ ÖĞRETMEN 7.2.2018

 

Bu yazı toplam 706 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.